Dünya Ekonomik Forumu bünyesindeki CEO Climate Leaders İttifakı’nın, Ekim ayında hükümetlere yapmış olduğu çağrı, COP31 Zirvesi’nin temel meselesini temsil ediyor: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, büyüme ve rekabet gücü açısından stratejik bir fırsat. İklim taahhütlerinin yatırımlara dönüşebilmesi için öngörülebilir politikalar ve daha hızlı uygulama şart!”
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bünyesinde faaliyet gösteren Alliance of CEO Climate Leaders, toplam 4 trilyon dolarlık ciroyu ve 13 milyondan fazla çalışanı temsil ediyor. İttifak, 8 Ekim’de bir açık mektup yayınlayarak hükümetlerden iklim hedeflerini uygulamaya geçirecek koşulları oluşturmaları çağrısında bulundu. Ortak mesaj, iklim eylemini hızlandırmak için siyasi kararlılığın ve yatırım ortamının birlikte güçlendirilmesi gerektiği oldu.
Yeşil pazar 2030’da 7,1 trilyon dolara ulaşacak
Çağrıda; düşük karbonlu ekonomiye geçişin, enerji güvenliğinden sanayide rekabet gücüne, teknolojik yeniliklerden yeni pazarlara kadar önemli ekonomik fırsatlar yarattığı dile getirildi. İttifakın yayımladığı veriler, iklim dönüşümünün ekonomik boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Küresel yeşil pazarın büyüklüğü 2024 yılında 5 trilyon doları aşarken, 2030’da 7,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. 2020- 2024 döneminde şirketlerin yeşil faaliyetlerden elde ettiği gelirler yıllık ortalama yüzde 12 büyüdü. Bu oran, geleneksel faaliyetlerdeki büyümenin iki katı. İttifak üyelerinin performansı da dikkat çekici. Şirketler, 2019-2024 döneminde doğrudan faaliyetlerinden ve satın aldıkları enerjiden kaynaklanan toplam emisyonlarını yaklaşık yüzde 34 azalttı. Ancak tedarik zincirlerini kapsayan Kapsam 3 emisyonlarında ilerleme ihtiyacı devam ediyor. Bu tablo, iklim dönüşümünün şirketlerin yatırım ve büyüme stratejilerindeki yerini de değiştiriyor. Düşük karbonlu enerji, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve dayanıklı tedarik zincirleri, giderek daha önemli rekabet unsurları haline geliyor.
Enerjiden tarıma yeni yatırım alanları
WEF’in değerlendirmesine göre düşük karbonlu enerji pazarının yıllık büyüklüğü 2030’da 3,7 trilyon doları aşabilir. İklim değişikliğine uyum çözümleri için öngörülen pazar büyüklüğü 1,6 trilyon dolar. Döngüsel ekonomide 500 milyar dolarlık, sürdürülebilir tarım ve arazi kullanımında ise 200 milyar dolarlık ekonomik potansiyel bulunuyor. Enerji verimliliği yatırımlarının getirisi de iş dünyasının gündeminde. Uluslararası Enerji Ajansı’nın araştırmasına katılan sanayi şirketlerinin yaklaşık yüzde 70’i, son beş yılda gerçekleştirdikleri enerji verimliliği yatırımlarından yüzde 10’un üzerinde getiri elde ettiklerini bildiriyor. Buna karşılık yeşil hidrojen, düşük karbonlu yakıtlar, ileri biyoenerji ve karbon yönetimi gibi alanlarda teknolojilerin ticari ölçekte yaygınlaşması için finansmana, altyapıya ve güçlü talep sinyallerine ihtiyaç duyuluyor.
İş dünyasının COP31’den beklentileri
● İş dünyasının Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) yönelik beklentilerinin başında yatırım yapılabilir, istikrarlı ve öngörülebilir düzenlemeler geliyor. Şirketler, hükümetlerden sektörel dönüşüm yol haritalarını netleştirmelerini, karma finansman modellerini ve kamu garantilerini yaygınlaştırmalarını, yeşil kamu alımlarıyla yeni teknolojilere talep oluşturmalarını istiyor. Çağrıda, gelişmekte olan ülkelerde özel sermayenin harekete geçirilmesi de öne çıkıyor. Bakü'den Belém’e Yol Haritası kapsamında 2035 yılına kadar yıllık en az 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanına ulaşılması hedefinin desteklenmesi isteniyor. Elektrik şebekelerinin modernizasyonu, enerji depolama yatırımları, izin süreçlerinin hızlandırılması ve iş gücünün yeni teknolojilere hazırlanması da öncelikler arasında. Şirketlere düşen sorumluluklar ise açık: Güvenilir dönüşüm planları oluşturmak, tedarik zincirlerindeki emisyonları azaltmak, düşük karbonlu teknolojilere yönelik talebi büyütmek ve yatırımları hızlandırmak.
Antalya’da asıl mesele uygulama açığı
● COP31 öncesinde iş dünyası uzun bir süredir vermekte olduğu mesajı yineliyor: Hedeflerle uygulama arasındaki mesafenin ortadan kalkması. Şirketler düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmaya hazır olduklarını ortaya koyarken, bu yatırımların ölçek kazanabilmesi için kamu politikalarının da aynı yönde ilerlemesini bekliyor. Bu beklenti Türkiye açısından da önemli. Enerji yoğun sanayinin dönüşümü, ihracat pazarlarında rekabet gücünün korunması, tarım ve gıda sistemlerinin iklim risklerine hazırlanması, yeni finansman modellerinin geliştirilmesi gibi başlıklar, COP31’in ekonomik gündemiyle doğrudan örtüşüyor. Antalya’daki müzakerelerde ülkelerin vereceği mesajlar kadar, bu mesajların yatırım kararlarına nasıl yansıyacağı da belirleyici olacak.
