FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Ocak ayı Meclis toplantısında yaptığı konuşmada, enflasyonun Türkiye’nin mücadele ettiği en önemli başlıklardan biri olduğunu söyledi.
Hacısüleyman, şunları kaydetti:
‘’2025 enflasyonunu, uzun yıllardan sonra ilk defa bu seviyelerde gördük. Yüzde 44’lerden geldik. Şu anda yaklaşık 13,5 puanlık bir gerileme söz konusu. TÜFE’de yüzde 30,89, ÜFE endeksinde ise yüzde 20,07 seviyelerinde bir enflasyon oranı var. 2026’da Merkez Bankası hedeflerine ulaşmasını arzu ediyoruz. Hedefe ulaşılamasa bile, hedefe yakın olmak da bir başarıdır. Faiz oranlarının da doğrudan enflasyona bağlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Enflasyonu ne kadar düşürebilirsek, politika faiz oranlarını da o denli aşağı çekme imkânımız olur. Çünkü faizler genelde enflasyonun bir miktar üzerinde seyrediyor.’’
Antalya için kurun çok önemli olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, ‘’Ekonomimizin büyük bir bölümü dövize endeksli. Beklentimiz, 2026’da kur artışının enflasyon seviyesinde seyretmesi. Biz kurdan değil, üretimden kazanmak istiyoruz. Ürettiğimizi dünyayla rekabet edebilecek şekilde satmak istiyoruz” dedi.
‘’Zorlukları 2026’ya taşımayacağız’’
2025 yılına umutla başladıklarını anımsatan Yusuf Hacısüleyman, ilk aylarda iyiye giden bir süreç olduğunu, ancak yılın ilk üç ayından sonra, 2024’te yaşanılan zorlukların 2025’te de devam ettiğini anımsattı. 2025’i arzu edilen bir yıl olarak geride bırakmadığına dikkat çeken Hacısüleyman, şöyle konuştu:
‘’2024’ün zorluklarını 2025’e taşıdık. Ancak, 2025’in zorluklarını 2026’ya taşımak gibi bir niyetimiz yok. Artık beklemekten öte, yeni fikirlerle, inovasyonla ve doğru kararlarla bu yılı şekillendirmemiz gerekiyor. Unutmayalım; çevresel ve küresel etkiler her zaman olacak. Önemli olan, bizim ne yaptığımız ve ne yapmamamız gerektiğini doğru analiz etmemizdir. Henüz yılın ilk 20 günündeyiz ancak dünya gündemi oldukça yoğun. Venezuela, Grönland, İran, Gazze, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-Çin arasındaki ticaret ve gümrük tarifeleri… 2025’e damga vuran bu başlıkların, 2026’da da etkisini sürdüreceği ilk 20 günde net bir şekilde görülüyor.’’
"Antalya özel konuma sahip"
Antalya’nın bu noktada çok özel bir konuma sahip olduğuna dikkat çeken ATSO Başkanı Hacısüleyman, ‘’Çünkü Antalya sadece Türkiye’ye değil, doğrudan dünyaya açılan bir kapı. Bugün Antalya’da, yabancı sermayeli 6 binin üzerinde şirket faaliyet gösteriyor. Bu, çok kıymetli bir iletişim ve iş birliği potansiyeli demek. Bazen binlerce kilometre uzağa network kurmak için gidiyoruz, oysa bu ağın büyük bir kısmı yanı başımızda” dedi.
Antalya’nın, Türkiye’nin 6'ncı büyük ekonomisi olduğunu, Bursa ile Antalya arasındaki farkın giderek kapandığını vurgulayan Hacısüleyman, şöyle devam etti:
‘’Belki 2027’de ilk 5’e girmiş olacağız. Sektörel olarak, tarımda Türkiye’de 2’nciyiz, hizmetlerde 4’üncüyüz, sanayide ise maalesef 15’inci sıradayız. Sanayi ve inşaatta arzu ettiğimiz seviyede değiliz. 2025’de Antalya’ya gelen ziyaretçi sayısı, 2024 yılıyla aynı seviyede kaldı. Bir önceki yıla göre yeni bir artış sağlayamadık. 2024’te ulaştığımız rakamı 2025’e taşımış olduk ama üzerine koyamadık.’’
Antalya turizminde en dikkat çekici konulardan birinin ise pazar yoğunlaşması olduğunu anlatan Yusuf Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Rusya ve Almanya, ana pazarlarımız olmaya devam ediyor. Bu iki ülkenin toplam payı, Antalya’ya gelen ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 46–47’sini oluşturuyor. Bu oran, pazar çeşitliliği açısından önemli bir risk barındırıyor. Bu durum yeni değil, daha önce de benzer bir tabloyla karşı karşıyaydık. Ancak bugün geldiğimiz noktada, pazar çeşitliliğini artırmanın ne kadar hayati olduğunu çok daha net görüyoruz. Yeni pazarlar eklemek zorundayız.”
"Tatil takvimi şimdiden belirlenmeli"
Türkiye’de okulların aynı gün kapanıp aynı gün açılmasının, ekonomiyi 15 güne sıkıştırdığını vurgulayan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Oysa birçok ülkede bu süreç bölgelere ve iklim şartlarına göre yayılıyor. Bu durum turizmden ulaşıma, sağlıktan hizmet sektörüne kadar her alanı olumlu etkiliyor. Biz neden bütün ekonomiyi aynı anda durdurup, sonra aynı anda başlatıyoruz? Bu konunun mutlaka yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Yaklaşan bayramlar var. Zaman zaman idari izinlerle tatiller uzatılıyor. Bizim tek talebimiz çok net: Eğer idari izin verilecekse, bu kararlar son üç gün kala değil, bugünden açıklansın. Verilmeyecekse de bugünden “verilmeyecek” denilsin. İş dünyası olarak üretim, personel ve operasyon planlamamızı buna göre yapmak istiyoruz. 2026 yılının tatil takvimini bugünden bilmek istiyoruz.”