Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yapısal Reformlar Komisyonu çatısı altında, SEDEFED ve KAGİDER ev sahipliğinde, Daha İyi Yargı Derneği desteğiyle düzenlenen ‘Türkiye’nin Gücüne Kadının Katkısı’ başlıklı çalıştayda kadınların iş dünyasında daha etkin olması adına atılması gereken adımlar ve mevcut durum mercek altına alındı. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, etkinliğin kolektif bir çalışma olduğuna dikkat çekerek, “Kadınların girişimcilik ekosisteminde daha fazla yer alması, ekonomiye ve topluma önemli faydalar sağlıyor. Bu faydaları artırmak amacıyla bugün bu çalıştayı gerçekleştiriyoruz. Gerçekten baktığınızda sorunların ne olduğunu çok iyi biliyoruz aslında. Çünkü bunu dert edinmiş insanlarız. Bugün baktığımızda kadın girişimcinin yaşadığı sorunları hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu masalarda konuşulacak konular da gerçekten toplumla karar vericiler arasında önemli rolü üstlenen sivil toplumun çok önemli bir çıktısı olacak. Bunun da peşinde, çok ciddi çalışmalarımız ve çıktıları politika yapıcılara, karar vericilere götürerek onlara bir iyi örnek, rol model, bir haritalama ve yol haritası sunmak üzere raporlamalarımız olacak” dedi.
ÜÇ KADINDAN İKİSİ İŞ GÜCÜ DIŞINDA
Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ağustos ayı verilerine göre Türkiye’de erkeklerin yaklaşık yüzde 70’inin iş gücüne katıldığını, kadınlarda ise bu oranın %35’lerde olduğuna dikkat çekerek; “Yani çalışma çağında olan her üç kadından ikisi maalesef iş gücü dışında. Bizim için bu veri kırılması gereken bir alışkanlığı ifade ediyor. Bu tablonun arkasına şöyle bir baktığınızda eğitimini aldığı mesleği yapamayan, bakım sorumlulukları nedeniyle işinden ayrılan, iş kurmak istediği halde finansmana ulaşamayan kadınlar var. Bu kadınların bilgisi, emeği, fikri var ama bunları değerlendirebileceği fırsatlara erişemiyor” diye konuştu.
“KALICI VE DOĞRU POLİTİKALARA İHTİYACIMIZ VAR”
Kadınların iş dünyasında daha fazla yer almasına bağlı olarak kurumsal firma sayısının da artacağına dikkat çeken Erdem, “Özellikle devlet desteklerinde kadınları kapsayacak politikaların daha fazla gündeme alınması gerekiyor. Kalıcı politikalara, kurumların bir arada bütünlük göstereceği çalışmalara ve doğru teşviklere ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Kadınların ücretli çalışmaya, girişimciliğe ve karar alma süreçlerine katılımını sağlayacak koşulları kurma hususunda bazı eksikliklerin olduğuna işaret eden Erdem, “Yapısal reform dediğimiz konu tam burada başlıyor. 2026 yılı reformlar yılı, yapısal reformlar yılı ilan edildi. Tam da bu noktada bizlere ekonomi gündeminin tam da merkezine taşıma fırsatı veriyor. Bir kadının çalışabilmesi için çocuğunu güvenle bırakabileceği bir kreşe ihtiyacı var. Bu ihtiyaç varsa bakım hizmetlerini ekonomi politikasının parçası olarak ele almalıyız” şeklinde konuştu.
HER 100 İŞVERENİN ANCAK 12’Sİ KADINLARDAN OLUŞUYOR
TÜRKONFED Yapısal Reformlar Komisyonu ve Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, TÜİK verilerine göre girişimciler içinde kadın oranının yüzde 18,2 olduğuna dikkat çekerek, “İşverenler içinde kadın oranı yüzde 11,7 seviyesinde yer alıyor. Yani her 100 işverenin ancak 12’si 13’ü kadın. Dünya Bankası’nın Türkiye’deki 2024 işletme araştırmasına göre en az bir kadın ortağı bulunan işletmelerin oranı yüzde 15,8, üstelik bu oran kadınların işletmelerin sermayesinde ne kadar paya veya ne ölçüde karar gücüne sahip olduğunu göstermiyor” dedi. Sabancı Üniversitesi’nin 2023 araştırmasına göre Borsa İstanbul şirketlerinde toplam yönetim kurulu üyelik koltuklarının sadece yüzde 19.4’ünün kadınlardan oluştuğuna değinen Gün, “Bunun azalma eğiliminde olduğuna ilişkin de emareler var. Dünya Bankası’nın araştırmasında tepe yöneticisi kadın olan işletmelerin oranı yüzde 9,4 düzeyinde. 100 ve üzerinde çalışanı olan işletmelerde bu oran yüzde 5,4’e düşüyor” şeklinde konuştu.
ÜÇ BOYUTU BİRLİKTE GELİŞTİREBİLDİĞİMİZ ÖLÇÜDE EKONOMİK GÜÇ ARTAR
Eşit şartlar verilince kadınların erkeklere göre daha başarılı olduğuna dikkat çeken Mehmet Gün, “Kendi büromdan bir örnek vereyim: Hiçbir ayrım yapmadım, sadece liyakat esaslı olarak yönettiğim arkadaşlarımın yüzde 66’sı kadın. Yöneticilerimin yüzde 67’si kadın ve son derece de güzel bir ekip çalışması yürütüyoruz. Bu tür konulara eğilme fırsatları bulabiliyoruz. Kendi büromda gördüğümüz sonuç: Eşit şartlar, eşit fırsatlar verilirse kadınlar çok başarılı olabilirler ama eşit şartlara sahip değiller” diye konuştu. Kadınların ekonomik güce daha fazla katılmasını gelir kazanma, sermaye sahibi olma ve karar verme yetkisi boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğinin altını çizen Gün, “Bu üç boyutu birlikte geliştirebildiğimiz ölçüde kadınların ekonomik gücünü artırabiliriz. Bunları birlikte geliştirmezsek bir yerden bir yere aksak bir durum ortaya çıkar” değerlendirmesinde bulundu.
“EV İÇİ EKONOMİSİNİN BÜYÜKLÜĞÜ ÖLÇÜLMELİ”
Açılış konuşmalarından sonra çalıştayın moderatörlüğünü Ekonomi Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz gerçekleştirdi. Yuvarlak masa etrafında yapılan çalıştayda; insan kaynakları süreçleri ve liderlik, markalaşma ve girişimcilik, finansmana erişim,, ihraç pazarlarına erişim, ve ev içi ekonomisi başlıkları mercek altına alındı. Kadınların gücünün bu alanlarda Türkiye’nin üretim gücüne ve refahına dönüşebilmesi adına sorunlar ve çözüm önerileri paylaşıldı. İstanbul Ticaret Üniversitesi Kadın ve Aile Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşen Baylak Güngör, ekonomik potansiyel olarak kadının ev içindeki üretiminin neye karşılık geldiği konusuna değinerek, “TÜİK istatistiklerine göre bir kadının bir günde ortalama ev içinde 4 saat 35 dakikalık bir emek sarfı söz konusu. Aynı süre erkekler için 53 dakikaya denk geliyor. Çalışan kadınlarda da bu ortalama 3 saate yakın. OECD tespitlerine göre kadınlar erkeklerden en az 3,5 veya 5 kat daha fazla emek sarf ediyorlar ev içi işlere. Çalışan erkeklerde yanlış hatırlamıyorsam günlük 35 dakika. Ama çalışan kadınlarda aynı süre 3 saate tekabül ediyor. Bizim burada en önemli yapısal engelimiz ya da sorunumuz kadının ev içi emeğinin görünmemesi, veriye ve ekonomik karşılığa dönüşmemesidir. Gayri safi yurtiçi hasıla hesaplamalarında kadının bu emeğinin en az %25 ila %30’una tekabül ettiği belirtiliyor. 18-65 yaş arası 35 milyon kadının ortalama günde 5 saatten yıllık en az 4,5 milyar saat ekonomiye katkı sağladığını biliyoruz. Bu katkının parasal olarak ölçülmesi ve istatistiklere yansıması gerekiyor. Buradaki en önemli sorun cinsiyet ideolojisi ve toplumsal bakış açısıdır” dedi.
“NİHAİ KARAR KADINLARA BIRAKILMIYOR”
Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Ilgaz, yapısal reformların başında kadın ve erkeğin birlikte toplumu geliştirme ve refaha kavuşturma motivasyonu olması gerektiğine işaret ederek, “Kurumsallaşma ve markalaşma uzun vadeli bakış açısı gerektirir. Kadının cesaretli ve karar verici noktada olması kritik öneme sahip. Toplumda kadının algısı bu noktayı zayıfl atabiliyor ve kadınların uzun vadeli kararlarda geri durmasına sebep olabiliyor. Cam tavan noktasında, yöneticilik aşamasına geldiğinde kadınlar bakım ve diğer sorumluluklardan dolayı geri durabilmektedir. Kadının birey olarak görülmesi ve kararlarda yer alması gerekir. Genelde kadınların İK gibi veya pazarlama/ markalaşma alanlarında görsel tasarım gibi daha “soft” nitelenen konulara odaklanması bekleniyor ama nihai kararlar kadına bırakılmıyor. Harvard’ın değerlendirmesine göre kadın kurucular talep ettikleri finansmanın ortalama 4’te 1’ini alırken, erkek kurucular yaklaşık yarısını alabilmektedir. Kadın ve erkek ancak birlikte toplumu kalkındırabileceğimiz algısını güçlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“MENTÖRLÜK VE HİBE DESTEKLERİ PAKET HALİNDE VERİLMELİ”
Kadın girişimciler için ağır teminat, rehin ve ipotek şartları yerine nakit akışına ve proje finansmanına dayalı esnek kredi imkanları sağlanması gerektiğini kaydeden Nalan Erkar Karakaş, “Kamu, özel sektör, STK ve üniversiteler iş birliğiyle eğitim, mentörlük ve hibe destekleri paket halinde verilmeli. Evden üreterek Trendyol ve Hepsiburada gibi dijital platformlarda satış yapan kadınlar için komisyon oranlarının düşürülmesi yönünde TÜRKONFED ve SEDEFED öncülüğünde lobi çalışması ve pilot uygulama yapılmalı. Turquality belgesi kriterlerine kadın çalışan ve kadın yönetici oranının bir kıstas olarak eklenmeli. Kamu ve özel sektör ihalelerinde/satın alımlarında kadın şirketlerine tedarikçi önceliği tanınması hedeflenmeli” dedi.