MERVE YİĞİTCAN/YENER KARADENİZ
Sıkı para politikası sürecinde sıkıntıya giren ihracatçıya ve reel sektöre sağlanan kur desteğinin genişletilmesi gündeme geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Fashion Connection (IFCO) açılışında yaptığı konuşmada Merkez Bankası’nın ihracatçıların dövizlerini TL’ye çevirmesinde uyguladığı desteğin, emek yoğun, katma değer ve istihdam sağlayan sektörler önceliklendirilerek yeniden ele alınabileceğini söyledi. Yeni uygulamanın 1 Ekim’de başlaması öngörülüyor. Halen yüzde 3 olarak uygulanan destek, 1 Ağustos itibarıyla 6 ay daha uzatılmış ve 31 Ocak 2027’ye kadar devam etmesi kararlaştırılmıştı. Görüşlerine başvurduğumuz ihracatçılar ve emek yoğun sektörlerin temsilcileri, atılacak bu yeni adımı olumlu karşılarken döviz dönüşüm desteğinin yanı sıra asgari ücret desteğinin artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğini de vurguladılar.
Paşahan: Hazır giyime ayrıcalık tanınmalı
İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan, hazır giyim sektörünün sürekli teşviklerle gündeme gelmesini istemediklerini ancak son üç yıldaki kayıplar nedeniyle destek taleplerini dile getirmek zorunda kaldıklarını söyledi. Paşahan, devletin 2027 başından itibaren talepleri karşılaması halinde sektörün 2030’a kadar istihdam, ihracat ve katma değer açısından çok daha farklı bir noktaya taşınabileceğini belirtti. Hazır giyimde kilogram başına ihracat değerinin 16,2 dolardan 18,2 dolara çıkarıldığını ifade eden Paşahan, sektörün potansiyeline dikkat çekti. Döviz dönüşüm desteğinde taleplerinin yüzde 10 olduğunu hatırlatan Paşahan, hazır giyime pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini söyledi. Paşahan, “Devletin verdiği her teşvik önemlidir. Ancak hazır giyim sektörüne bir ayrıcalık yapılması gerekiyor. Katma değer tarafında çok iyiyiz, istihdam tarafında çok iyiyiz ve cari fazla veren en iyi sektörüz. Dolayısıyla desteğin yüzde 10’a çıkarılması yönündeki söylemimizi sürdürüyoruz” dedi.
Fayat: Yetmez ama evet diyebiliriz
TOBB Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat ise “Biz zaten yüzde 10’lar falan talep ediyorduk ama en azından 10 olmasa bile bizim Türkiye’de üretici ürettiğimiz katma değer oranı kadar, yani yüzde 80’ini temsilen 8 alabiliriz diye özellikle bastırıyorduk. Ekonomik programın enfl asyon yaratmadan bizi bir miktar daha rekabetçi kılması açısından kıymetli” dedi. Desteğin süresinin sektör açısından önemli olduğunu ifade eden Fayat, “Bunun süresi de ilk defa 3 aydan 6 aya çıktı. En azından Ocak sonuna kadar bunu biliyoruz. Yeni destek için yetmez ama evet diyebiliriz” diye konuştu. Fayat, sektörün diğer beklentilerini de sıraladı. “İnşallah bu orandan daha aşağı bir oranla sonuçlanmaz. Asgari ücretteki kişi başı desteğin daha da artması gerektiği kısım ve en azından KOBİ’lerin finansmana ulaşması konusunda hep konuşuyoruz” diyen Fayat, Eximbank’ın TL reeskont kredilerinin miktarının artırılmasını istedi. Fayat, “Eximbank’ın özellikle TL reeskontlarının biraz daha miktarının artırılması konusundaki destekler de olursa 2027 yılına sektörü taşıyıp 2027’de biraz da talep artışıyla para kazanmaya başlarız diye umuyorum açıkçası” ifadelerini kullandı.
Narbay: Yüzde 10’luk talebimiz sürüyor
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Toygar Narbay da desteğin genişletilecek olmasını olumlu karşıladıklarını ancak sektörün yüzde 10’luk destek talebinin sürdüğünü belirtti. Narbay, “Bizim talebimiz yüzde 10 idi ve bunu da bir hesaplama ile belirtmiştik. Destek, sektörün ihtiyaçlarının göz önüne alınması açısından önemli ancak bizim yüzde 10 net ihracata destek talebimiz sürmektedir” dedi. Son üç yılda dolar bazında maliyetlerin yüzde 26 arttığını belirten Narbay, yüzde 10’luk desteğin bu maliyet artışına ilişkin hesaplamaya dayandığını söyledi. Desteğin miktarı kadar uygulama süresinin de önemli olduğuna dikkat çeken Narbay, 6 aylık pencerelerin sektörün bütçeleme ve stratejik fiyatlama yapabilmesi için yetersiz olduğunu vurguladı. Narbay, “Bu taleplerin 6 ayda bir değil, 3 yıllık bir pencere için açıklanması daha önemli. Stratejik fiyatlama için bunun mutlaka 2028 sonuna kadar düzenlenmesi gerekiyor” dedi.
İçten: Sektörel ayrım önemli
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Berke İçten ise özellikle emek yoğun sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin çok daha yüksek olmasını beklediklerini söyledi. İçten, “Özellikle emek yoğun sektörlerde bu oranın çok daha yükseltilmesi taraftarıydık. Çünkü biz hakikaten bu süreçlerde bayağı yıprandık” dedi. Alınan tedbirlerin ayakkabı ithalatında düşüş sağladığını ancak üretim ve ihracatta gerilemenin sürdüğünü belirten İçten, sektörün toparlanmaya ihtiyacı olduğunu vurguladı. İçten, “Alınan tedbirler sayesinde ayakkabı ithalatında bir düşüş var. Fakat ihracatta ve üretimdeki düşüşümüz de devam ediyor. Üretim ve ihracat tarafında bir toparlanmaya ihtiyacımız var. Bu döviz dönüşüm desteği ihracatçı açısından çok olumlu olacaktır” diye konuştu. Çalışan başına verilen 3 bin 500 liralık desteğin de artırılması gerektiğini ifade eden İçten, özellikle emek yoğun sektörlere yönelik ayrı bir uygulama yapılması çağrısında bulundu. “Artı çalışan başına verilen 3.500 liralık desteğin de emek yoğun sektörlerde özellikle bir miktar daha yükseltilmesinde yarar var. Yani burada bir sektörel ayrım yapılması çok önemli olur. Döviz dönüşümde de sektörel ayrım çok önemli” diyen İçten, emek yoğun sektörlerin mevcut süreçten en fazla etkilenen alanlar olduğunu, dolayısıyla diğer sektörlere göre pozitif ayrışması gerektiğini ifade etti.
Şişman: Sade ve öngörülebilir olmalı
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şişman, döviz dönüşüm desteğinin genişletilmesini olumlu ve kıymetli bir adım olarak değerlendirdi. Şişman, artışın özellikle yüksek üretim maliyetleri ve finansman yükü nedeniyle rekabet gücü baskı altında olan ihracatçıya katkı sağlayacağını belirtti. Küresel tekstil ticaretinde fiyat rekabetinin güçlü olduğunu vurgulayan Şişman, desteğin siparişlerin korunması, kapasite kullanımının desteklenmesi, ihracatın artırılması ve istihdamın korunmasına katkı sağlayacağını söyledi. Şişman, desteğin tek başına sorunları çözmeyeceğini belirterek uygulamanın sade, öngörülebilir ve ihracatçının kolay erişebileceği bir yapıda olması gerektiğini ifade etti.
Çekiç: İhracatçılara ‘nefes’ aldıracak adım
İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (MİB) Başkanı Metin Çekiç de genişlemenin ihracatçıya önemli ölçüde nefes aldıracağını söyledi. İMİB olarak desteğin yüzde 10’a çıkarılması yönündeki taleplerini Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a ilettiklerini belirten Çekiç, “Bu talebimizin değerlendirmeye alınmış olması da memnuniyet verici. Çin ihracatçılarına döviz dönüşüm desteği yüzde 13 olarak uygulanıyor. Bu oranlarla destekleyen ülkelerle rekabet ettiğimiz düşünüldüğünde, verilecek desteği önemli bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde ihracatçılarımızın rekabet gücünü daha da artıracak ilave düzenlemelerin hayata geçirilmesini bekliyoruz” dedi.
Taycı: İhracata ivme kazandıracak
İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı ise yüksek faiz, finansmana erişim sorunları, artan maliyetler ve kurun enflasyon karşısındaki seyri nedeniyle ihracatçıların rekabetçi fiyat oluşturmakta zorlandığını söyledi. Genişletme adımlarını önemli bulduklarını belirten Taycı, oranın yüzde 10’a çıkarılmasının ihracata daha güçlü ivme kazandıracağını ifade etti.
Dalgakıran: Rakiplerde destek yüksek
Makine Federasyonu (MAKFED) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Adnan Dalgakıran da enflasyonla mücadelenin yükünün ihracatçı sanayicinin üzerine kaldığını belirterek, döviz dönüşüm desteğinin rekabet gücünü korumada önemli bir araç olduğunu söyledi. Desteği olumlu karşılayan Dalgakıran, “Ancak Çin başta olmak üzere bazı rakip ülkelerin rekabet avantajları ve ihracatçılarına sağladıkları daha yüksek destekler de göz önünde bulundurulduğunda, bu konuda biraz daha fedakâr davranarak desteğin artırılmasında fayda olduğunu düşünüyorum” dedi.
Karaca: Tek başına yeterli değil
İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkanı Güven Karaca ise son üç yılda üretim kapasitesi, ihracat ve rekabet gücünde önemli kayıplar yaşandığını belirtti. Kararı doğru ve olumlu bulduklarını ifade eden Karaca, “Bununla birlikte, tek başına bu düzenlemenin yaşadığımız sorunları çözmeye yeterli olmayacağını da belirtmek gerekiyor. Çünkü bugün mesele artık yalnızca döviz kurunun seviyesi ya da yükselen üretim maliyetleri değil. Son üç yıllık dönemde sanayinin üretim kapasitesinde önemli kayıplar yaşandı. İnsan kaynağımızı kaybettik, yatırımlarımızı ertelemek zorunda kaldık ve birçok sektörde üretim gücümüz zayıfladı. Kaybedilen bu kapasiteyi ve rekabet gücünü yeniden kazanmak için çok daha kapsamlı bir yaklaşım gerekiyor. Artık sadece mevcut sorunları hafifletmeye değil, sanayinin ve ihracatın yeniden güçleneceği koşulları oluşturmaya odaklanmalıyız. Başka bir ifadeyle, oyunu yeniden kurmak durumundayız. Bunun için de finansmana erişimden yatırım ortamına, maliyetlerden kur politikalarına ve ihracat desteklerine kadar bütüncül ve sanayiyi merkeze alan yeni bir politika setine ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.