MEHMET KAYA/ANKARA
Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) tarafından hazırlanan Veri Merkezleri: Küresel Gelişmeler ve Türkiye’nin Rotası başlıklı raporda, veri merkezlerinin yalnızca bir teknoloji yatırımı olmadığı, enerji, sanayi ve sayısal dönüşüm politikalarının kesişiminde bulunan stratejik bir alan olduğu yorumu yapıldı. Türkiye’nin bu alanda yatırım çekmesinin mümkün göründüğü belirtilen raporda, yüksek yoğunluklu yapay zeka uygulamalarına uygun altyapının geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve uluslararası yatırımcı için uygun bir ekosistem oluşturulması önerileri yer aldı. Raporda, veri merkezlerinin tükettiği elektriğin 2020'de 269 TWh seviyesinden, 2024'te 416 TWh seviyesine yükseldiği, mevcut eğilimle 2030'da 945-1000 TWh'a ulaşabileceği belirtildi.
Raporun önsözünü yazan EÜAŞ Genel Müdürü ve TESAB Başkanı Zafer Benli veri merkezlerinin sayısallaşmanın ötesinde enerji güvenliği, teknolojik bağımsızlık ve küresel rekabet gücü açısından da ana unsurlardan biri haline geldiğini vurguladı. Stratejik bir fırsat alanı doğduğunu belirten Benli ülkelerin veri işleme kapasitesinin kalkınma yarışı açısından belirleyici unsurlardan biri olduğunu savundu.
100 MW'lık bir veri merkezi, 350 bin konut kadar elektrik tüketiyor
Raporda, Türkiye’nin 2023 yılı verilerine göre veri merkezi kurulu gücünün 250 MW seviyesinde olduğu, 2028’e kadar düşük senaryoda 500 MW seviyesine kadar çıkabileceği kaydedildi. Bu seviye, yine raporda belirtilen 100 MW kurulu güçteki bir veri merkezinin yıllık 2,5 MW elektrik tüketen bir konut dikkate alındığında, 350 bin konutun tükettiği elektriğe karşılık geldiğine dikkat çekildi.
Türkiye Ulusal Veri Merkezi Strateji Belgesi hazırlanması önerilen raporda Türkiye elektrik planlaması açısından yapılan değerlendirme ve önerilerde, ÇED benzeri bir “Enerji Etki Değerlendirmesi” sisteminin kurulması önerildi. Ayrıca, yüzde 56’sı Marmara olmak üzere, veri merkezlerinin Marmara, Ege ve İç Anadolu (Ankara) civarında yoğunlaştığına dikkat çekildi. Bu nedenle bölgesel bir enerji tüketim planlaması gerektiği belirtildi. Bunun yanında, veri merkezlerine elektriğin yüzde 50’sinin yenilenebilir kaynaklı olması zorunluluğu, batarya ve hidrojen depolama zorunluluğu, atık ısının değerlendirilmesi, yeni veri merkezi yatırımlarının enerji üretimi ile depolanması ile birlikte kamu-özel ortaklığıyla yapılması politikaları önerildi.
Raporda, veri merkezlerine yönelik yenilenebilir kaynaklar ve depolama imkanları da incelendi. Hali hazırda, veri merkezlerinin kesintisiz ve kaliteli elektriğe bağımlılığı dikkate alınarak, yenilenebilir enerjinin bunu tam olarak sağlayamadığı, batarya ve hidrojen depolamasının ise şimdilik tam olarak ihtiyaca çözüm oluşturmadığı kaydedildi. Bu nedenle, batarya ve hidrojen depolama önerilmekle birlikte, mevcut görünümde, fosil kaynaklar ya da nükleer güç gibi kaynaklara dayalı elektriğe ihtiyacın sürdüğüne işaret edildi.