İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO tarafından hazırlanan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasının sonuçlarını açıkladı.
Araştırmaya göre, Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) üretimden satışlarda 698 milyar 789 milyon lirayla listede ilk sırayı alırken, Ford Otomotiv 538 milyar 268 milyon lirayla yine ikinci sıranın sahibi oldu.
Star Rafineri AŞ 327 milyar 854 milyon lirayla üçüncü olurken, önceki yıl 6'ncı sırada bulunan OYAK-Renault 235,5 milyar lirayla 4'üncülüğe yükseldi. Onu 206,3 milyar liralık üretimden satışla Toyota Otomotiv, 165,7 milyar lirayla Arçelik izledi.
Geçen yılki listede ilk 10'da bulunmayan ve 11. sırada yer alan TUSAŞ'ın 140,9 milyar liralık üretimden satışla 7'nciliğe, 16. basamakta bulunan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı 138,8 milyar lirayla 8'inciliğe, 17. sıradaki ASELSAN'ın 130,2 milyar lirayla 9'unculuğa yükselmesi dikkati çekti.
Mercedes-Benz ise 127 milyar liralık üretimden satışla 12'ncilikten 10'unculuğa yükselerek ilk 10'a girdi.
İSO tarafından hazırlanan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasına göre ilk 10 sanayi kuruluşu şu şekilde:
|
Bulunduğu Sıra (2024) |
Bulunduğu Sıra (2025) |
Kuruluş |
Üretimden Satışlar (Net/TL) |
|
1 |
1 |
TÜPRAŞ |
698.789.218.726 |
|
2 |
2 |
Ford Otomotiv |
538.267.883.167 |
|
3 |
3 |
Star Rafineri |
327.854.252.634 |
|
6 |
4 |
OYAK-Renault |
235.451.564.919 |
|
4 |
5 |
Toyota Otomotiv |
206.261.752.184 |
|
7 |
6 |
Arçelik |
165.720.710.029 |
|
11 |
7 |
TUSAŞ |
140.894.845.580 |
|
16 |
8 |
Türkiye Petrolleri A.O. |
138.780.059.253 |
|
17 |
9 |
ASELSAN |
130.249.849.498 |
|
12 |
10 |
Mercedes-Benz |
126.983.846.962 |
Araştırmaya göre, Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden satışları geçen yıl 2024'e göre yüzde 28 artışla 11 trilyon 118 milyar liraya çıktı. 2025'te yüzde 25,4 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) baz alındığında, üretimden satışların reel olarak yüzde 2,1 arttığı görüldü.
Böylece 2022'de yüzde 4,2, 2023'te yüzde 5,2 ve 2024'te yüzde 3,4 olan reel düşüş, 2025 yılında ılımlı bir pozitif büyümeye döndü. Bununla birlikte, bu sınırlı reel artış, satışlardaki zayıf performansın sürdüğüne işaret etti.
Üretimden satışların 50'lik gruplara göre dağılımına bakıldığında İSO 500 içinde ölçek yapısının genel olarak korunduğu görüldü. İlk 10 şirketin İSO 500'deki ağırlığı, önceki yıllara göre hafif bir düşüş gösterse de yüzde 24,4 ile yüzde 25 bandına yakın seyrini sürdürdü.
İlk 50 kuruluşun payı yüzde 48,6, ikinci 50'nin payı yüzde 13,4 oldu. Sıralamada 101-150 arasındaki şirketler üretimden satışlarda yüzde 9,1, 151-200 arasındakiler yüzde 6,8, 201-500 arasındakiler ise yüzde 22,1 pay aldı.
Söz konusu tablo, büyük ölçekli üretimin sanayi içindeki belirleyici ağırlığını gösterdi. Aynı zamanda, İSO 500 kapsamındaki firmalar arasında ölçek farklarının halen belirgin olduğunu ortaya koydu.
İSO 500'den 104,7 milyar dolarlık ihracat
Türkiye'nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 273,3 milyar dolarlık ihracatın 104,7 milyar dolarını İSO 500'deki şirketler yaptı. 2025'te Türkiye'nin genel mal ihracatı yüzde 4,4 artarken, İSO 500'ün ihracat artışının yüzde 8,4 olması dikkati çekti.
Dış rekabet koşullarının giderek zorlaştığı bir dönemde, İSO 500 kuruluşlarının ihracatını daha güçlü bir ivmeyle artırması, Türk sanayisinin dış pazarlardaki dayanıklılığını ve rekabet gücünü ortaya koydu.
İSO 500'ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 1,4 puan artışla yüzde 39,7'ye yükselerek yüzde 40 bandındaki seviyesini sürdürdü.
Faaliyet kârı yüzde 57,1 artarak 1 trilyon liraya ulaştı
Araştırmaya göre, 2025 yılında uygulanan dezenflasyon politikaları ve dış pazarlardaki durgunluk, satış gelirleri üzerinde baskı yaratırken yüksek faiz oranları ve artan finansman yükleri, karlılık göstergelerini sınırlamaya devam etti. Buna karşın, şirketlerin maliyet yönetiminde sağladığı göreli başarı, karlılığın ılımlı düzeyde de olsa korunmasında belirleyici oldu.
Sanayi kuruluşlarının karları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025'te güçlü nominal iyileşmeler kaydetti. Buna rağmen karlılık göstergeleri tarihsel ortalamaların gerisinde seyretti.
En büyük 500 sanayi şirketinin faaliyet karı geçen yıl 2024'e göre yüzde 57,1 artarak 1 trilyon liraya yükseldi. Buna paralel olarak faaliyet karlılığı oranı da yüzde 6,2'den yüzde 7,7'ye çıktı. Ancak bu oran, 2015-2024 ortalaması olan yüzde 10,4'ün altında kaldı.
Söz konusu şirketlerin vergi öncesi kar ve zarar toplamı da yüzde 64,7 artışla 441 milyar liraya yükseldi. Vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamının net satışlara oranı ise yüzde 2,6'dan yüzde 3,4'e çıktı.
Faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) toplamı da yüzde 37,5 artarak 1,8 trilyon lira oldu. Bu artış, FAVÖK karlılığı oranını yüzde 12,8'den yüzde 13,9'a çıkardı. Böylece söz konusu oran, 2015-2024 ortalaması olan yüzde 14'e yakın gerçekleşti.
Geçen yıl İSO 500'de karlılık göstergelerinde nominal toparlanma yaşandı. Ancak yüksek finansman maliyetleri, zayıf talep koşulları nedeniyle tarihsel ortalamaların altında kalan bu göstergeler, sanayi kuruluşlarında karlılığın halen baskı altında olduğunu gösterdi.
Kâr ve zarar eden şirket sayısı değişmedi
Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisinde 2025'te 348 şirket kar ederken 152 kuruluş zarar açıkladı. Söz konusu rakamlar bir önceki araştırmaya göre değişmedi.
FAVÖK göstergesinde ise zarar eden firma sayısı 1 adet azalarak 18'e geriledi ve görece düşük bir sayıda kaldı.
Şirketlerin 2024'te 35 milyar lira civarında olan net kambiyo zararı, 2025'te 172 milyar liraya yaklaştı. Böylece bir önceki yıl net satışlara oranla yüzde 0,3 seviyesinde olan kambiyo net zararı, 1 puan artarak yüzde 1,3'e çıktı.
Kambiyo zararı dışındaki üretim faaliyeti dışı gelir ve giderlerden elde edilen net kar ise 2025'te yüzde 43 artarak 484 milyar liraya yükseldi.
AR-GE harcamaları 79,7 milyar liraya yükseldi
İSO 500'de teknoloji yoğunluklarına göre katma değer dağılımı, Türk sanayisinin nitelikli ve teknoloji odaklı dönüşüm ihtiyacını bir kez daha net biçimde ortaya koydu. 2025 yılında yaratılan katma değer içinde en yüksek payın yüzde 33 ile düşük ve orta-düşük teknoloji yoğunluklu sektörlere ait olması, sanayinin üretim gücünü koruduğunu ancak katma değerin artırılması noktasında istenilen başarının yakalanamadığını gösterdi.
Geçen yıl düşük teknolojili sektörlerin payı 1,6 puan azalırken orta-düşük teknolojili sektörlerin payı aynı oranda arttı. Orta-yüksek teknolojili sanayiler grubunun payı 0,3 puan gerileyerek yüzde 26,4'e düştü. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payının 0,2 puan artışla yüzde 7,6'ya yükselmesi umut verdi.
Orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlerde yer alan firmaların yaratılan katma değerden aldığı pay, 2023 yılında yüzde 37,4 ile rekor seviyeye ulaştıktan sonra 2024'te yüzde 34,1'e, 2025'te ise yüzde 34'e geriledi.
İSO 500'de AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısı 2025'te 8 adet artarak 273'e yükseldi ve 2018'den sonraki en yüksek seviyesine ulaştı. İSO 500'ün AR-GE harcaması yüzde 31,4 artarak 79,7 milyar liraya yükseldi. AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı da yüzde 0,72 ile bugüne kadar ölçülen en yüksek düzeyine ulaştı.
Çalışan başına ödenen maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 42,9'a yükseldi
En büyük 500 sanayi kuruluşunun istihdamı yüzde 2,5 düşüşle 804 bin kişiye geriledi. Tam istihkak olarak ödenen brüt maaş ve ücretlerin yüzde 39,3 ile enflasyonun üzerinde artarak 1,1 trilyon liraya yükseldiği görüldü.
İstihdamdaki yüzde 2,5 düşüşle değerlendirildiğinde, çalışan başına ödenen maaş ve ücretlerdeki artışın yüzde 42,9'a çıktığı gözlendi.
Halka açık şirket sayısı 91 ile rekor kırdı
İSO 500'de halka açık kuruluş sayısında son yıllarda yaşanan dikkati çeken ivme 2025'te de sürdü. 2022'de 73'e, 2023'te 85'e, 2024'te ise 88'e yükselen halka açık şirket sayısı geçen yıl 3 adet daha artarak 91'e çıktı ve İSO 500 tarihindeki en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu gelişme, sanayi şirketlerinin sermaye piyasalarına ilgisinin artması ve finansman yapılarının çeşitlenmesi açısından olumlu bulundu.
Yabancı sermaye paylı kuruluş sayısı 6 azalışla 118'e geriledi.
Sanayinin bölgesel dağılımında İSO 500'de Anadolu lehine gelişen eğilimin devam ettiği görüldü. 500 büyük şirket arasında başı 129 üye ile İSO çekerken onu 48 kuruluşla Ankara Sanayi Odası, 43 ile Kocaeli Sanayi Odası, 39 ile Ege Bölgesi Sanayi Odası, 29 ile Gaziantep Sanayi Odası, 23 kuruluşla Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, 16 ile Adana Sanayi Odası izledi.
"Saygın bir arşive dönüştü"
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, araştırmanın, yalnızca bir şirketler sıralaması olmadığını, 60 yıla yaklaşan birikimiyle Türkiye sanayisinin hafızası, ekonominin üretim aynası ve reel sektörün en güvenilir check-up'ı niteliğinde olduğunu söyledi.
İSO 500'ün reel sektörde üretimin, ihracatın, istihdamın, finansman yapısının, katma değerin ve teknoloji yoğunluğunun yıllar içindeki seyrinin izlenebileceği büyük bir bilgi hazine olduğunu dile getiren Bahçıvan, Türkiye'nin sanayileşme serüvenini adım adım izleyen ve şirketlerin gelişimini kayıt altına alan bu araştırmanın ekonomi tarihine ışık tutan saygın bir arşive dönüştüğünü anlattı.
Konuşmasının ilk bölümünde küresel büyüme, global ekonominin karşı karşıya kaldığı zorluklar, ABD yönetiminin tarife adımları, maliyetlerdeki artış, enerji fiyatlarındaki yükseliş, ihracat pazarlarındaki talep daralması gibi gelişmelerden bahseden Bahçıvan, jeopolitik riskler ile ABD ve Çin arasındaki rekabete de değindi.
Bahçıvan, bu dış faktörler çerçevesinde Türkiye ekonomisinin 2025'te yüzde 3,6 büyüme oranıyla hafif ivme kazandığını anımsatarak, büyümeyi iç talebin sürüklediğini, dış talebin zayıf seyrettiğini, enflasyon beklentilerinde iyileşmenin zaman aldığını, hizmet sektöründeki fiyat katılıklarının sürdüğünü, dönem dönem finansal dalgalanmalar yaşandığını anlattı.
Geçen yıl boyunca İSO Türkiye İmalat PMI endeksinin 50 eşiğinin altında kaldığını hatırlatan Bahçıvan, 2025'in yüksek faizlerin ve finansmana erişim koşullarının sanayi şirketleri üzerinde ciddi baskı oluşturduğu bir yıl olduğunu söyledi.
Bahçıvan, "Bu koşullar altında sanayicimiz, artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştı." diye konuştu.
"Finansmana erişim üretimin devamlılığı için hayati bir gereklilik"
Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 araştırmasının sonuçlarına ilişkin, üretimden net satışlar, ihracat, İSO 500'ün sanayi içindeki payı gibi temel göstergeleri paylaştı.
Sanayi kuruluşları açısından finansmana erişimin yalnızca bir maliyet unsuru değil, üretimin devamlılığı, işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması ve yatırım kapasitesinin korunması bakımından hayati bir gereklilik olduğunu vurgulayan Bahçıvan, finansmana erişimin zorlaştığı ve borçlanma maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir ortamda, bu gerekliliğin firmalar üzerinde ağır bir karlılık baskısına dönüştüğünü söyledi.
Bahçıvan, finansman giderlerinin faaliyet karına oranının 2024'te büyük bir sıçramayla yüzde 96,6'ya kadar yükseldikten sonra 2025'te yüzde 84,9'a gerilediğini kaydederek, bu verinin, son iki yıldır sanayi firmalarının faaliyetten elde ettikleri karın çok büyük bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını gösterdiğini aktardı.
Erdal Bahçıvan, "Tablo açık biçimde göstermektedir ki finansmana erişimin güçleştiği ve finansman maliyetlerinin yüksek kaldığı bir ortamda, sanayi kuruluşlarının esas faaliyetlerinden yarattıkları değer, önemli ölçüde finansman yükü tarafından aşındırılmaktadır. Bu durum, sadece dönem karlılığını değil, firmaların yatırım yapma, büyüme ve rekabet güçlerini koruma kapasitesini de doğrudan sınırlandırmaktadır." dedi.
"İSO 500 şirketlerinin devreden KDV tutarı 120 milyar liranın üzerine çıktı"
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, geçen yıl İSO 500'ün toplam borçlarının öz kaynaklara göre çok daha hızlı büyüdüğünü, bu gelişmelere bağlı olarak, toplam aktifler içinde öz kaynakların payının 2024'ün ardından 2025'te de azaldığını ve yüzde 52,1'den yüzde 49,1'e gerilediğini söyledi.
Bahçıvan, "Böylece 2023 yılında enflasyon düzeltmesinin etkisiyle öz kaynak ağırlıklı hale gelen İSO 500 konsolide bilançosunun, aradan geçen iki yılın ardından yeniden borç ağırlıklı bir yapıya döndüğünü görüyoruz." şeklinde konuştu.
İSO 500'ün toplam borçlarının yüzde 30,8 büyüdüğünü dile getiren Bahçıvan, mali borçlardaki artışın yüzde 41,6'ya ulaştığını, diğer borçların ise yüzde 21 ile daha sınırlı yükseldiğini bildirdi.
Bahçıvan, 2021-2024 döneminde diğer borçlar mali borçlardan daha hızlı büyürken 2025'te bu eğilimin tersine döndüğünü belirterek, yüksek finansman maliyetleri ve kredi koşullarındaki sıkılaşmaya rağmen firmaların kredi ihtiyacının güçlü seyrini koruduğunu, bu nedenle mali borçların toplam borçlar içindeki payının yeniden yüzde 50'nin üzerine çıktığını anlattı.
Devreden KDV konusunu uzun yıllardır her platformda gündeme taşıdıklarını ve bunun sanayicilerin en önemli yapısal sorunlarından biri haline geldiğini kaydeden Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2025 yılında İSO 500 şirketlerinin devreden KDV tutarı yüzde 42,1 artarak 120 milyar liranın üzerine çıkmıştır. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve firmaların işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu mevcut ekonomik koşullarda, sanayicinin kaynaklarının devreden KDV yoluyla sistem içinde kilitli kalmaya devam etmesi son derece düşündürücüdür. Üretim yapan, yatırım gerçekleştiren, istihdam oluşturan ve ihracat yapan sanayicimiz, hak ettiği kaynağı kullanamamakta, bu kaynak fiilen kamu tarafından uzun süreli ve maliyetsiz bir şekilde tutulmaktadır. Sanayimizin rekabet gücünü desteklemek, işletmelerimizin finansman imkanlarını güçlendirmek ve üretim odaklı büyümeyi hızlandırmak için devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların artık daha fazla gecikmeden hayata geçirilmesini beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz."
"Kara, deniz taşıtları ve yan sanayisi" sektörü ilk sıraya yükseldi
Erdal Bahçıvan, İSO 500'ün sektörel dağılımına bakıldığında dikkat çekici bir yer değişimi yaşandığını belirterek, şu bilgileri verdi:
"Geçen yıl üretimden satışlara göre en yüksek paya sahip sektör, yüzde 19,5 ile 'kara, deniz taşıtları ve yan sanayisi' olmuştur. 2024 yılında üçüncü sırada yer alan bu sektörün payının 2025'te 1,9 puan artması, özellikle otomotiv ve savunma sanayisindeki güçlü performansın İSO 500 tablosuna belirgin biçimde yansıdığını göstermektedir. Yüzde 17,8 payla ikinci sırada yer alan 'ana metaller ve makine imalatı sanayisi' ise 2024'te en büyük paya sahip sektör konumundayken, geçen yıl payı 2,9 puan gerilemiştir. Bu düşüşte, değerli metaller dışındaki emtia fiyatlarında yaşanan gerilemenin ilgili sektörlerin performansı üzerindeki olumsuz etkisi belirleyici olmuştur."
Bahçıvan, üçüncü sırayı yüzde 17'lik payla "gıda ürünleri" ile "kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk ürünleri" sektörlerinin paylaştığını ifade ederek, gıda ürünleri sektörünün payını 1 puan artırdığını, kimya sektörünün payında ise 1,4 puan azalma yaşandığını söyledi.
İSO 500'ün sektörel dağılımı Türkiye sanayisinin hem geleneksel güçlü alanlarını hem de stratejik sektörlerdeki dönüşüm potansiyelini bir arada yansıttığını dile getiren Bahçıvan, "Önümüzdeki dönemde bu yapının yüksek katma değerli, teknoloji yoğun ve ihracat odaklı üretimle daha da güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır." dedi.
"Savunma sanayisinde ve teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışları yaşandı"
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, 2025'te sanayide belirgin sektörel ayrışmaların öne çıktığını belirterek, "Özellikle emek-yoğun geleneksel sektörlerimiz önemli ölçüde zorlanırken, savunma sanayisi başta olmak üzere teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışlarının yaşandığını gözlemlemekteyiz." diye konuştu.
Sanayicinin karşı karşıya kaldığı olumsuzluklardan bahseden Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bugün sanayicimizin sahada en fazla hissettiği sorunların başında finansman maliyetlerinin yüksekliği gelmektedir. Son iki yıldır çok yüksek seviyelerde seyreden finansman maliyetleri, yalnızca bilançolara yansıyan bir kalem değil, üretimden yatırıma, istihdamdan rekabet gücüne kadar sanayinin bütün kesimlerini etkileyen temel bir gerçekliktir. Türkiye'nin en güçlü sanayi kuruluşları dahi bu kadar yüksek finansman yükü altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışırken, aynı güce ve imkanlara sahip olmayan daha küçük ölçekli işletmelerin karşı karşıya kaldığı zorlukların çok daha ağır olduğunu gözden kaçırmamamız gerekir. Direnen enflasyon ve faizler, finansmandaki bu haksız tablonun 2026'da da süreceğini bize göstermektedir. Özellikle en çok etkilenen sektörler gözetilerek kredi maliyetlerini yükselten ve ihracat kredileri de dahil olmak üzere finansmana erişimi sınırlayan tüm faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir."
"Sonuçlar sanayinin tüm zorlu koşullara rağmen potansiyelini de ortaya koyuyor"
Erdal Bahçıvan, sonuçların Türk sanayisi için önemli göstergeleri de ortaya koyduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı:
"İSO 500, sanayimizin tüm zorlu koşullara rağmen sahip olduğu dayanıklılığı ve potansiyeli ortaya koyan önemli işaretler de vermektedir. Örnek vermem gerekirse, İSO 500 şirketlerinin ihracatının yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara ulaşması, sanayi kuruluşlarımızın küresel pazarlardaki güçlü konumunu koruduğunu göstermektedir. AR-GE harcaması yapan firma sayısındaki ve toplam AR-GE harcamalarındaki artış ise yenilikçilik kapasitemizin gelişmeye devam ettiğine işaret etmektedir."
Bahçıvan, yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payının yüzde 7,6'ya yükselmesinin geleceğe ilişkin umutları güçlendirdiğini kaydederek, "Halka açık kuruluş sayısının 91'e yükselmesi de sermayenin tabana yayılması ve nitelikli finansmana erişim açısından son derece olumlu bir gelişmedir. Veriler, aynı zamanda istihdam tarafında farklı bir dönüşüme de işaret etmektedir. Çalışan sayısındaki sınırlı gerileme, artık sanayide rekabet gücünün yalnızca nicelikle değil, nitelikli insan kaynağıyla belirlendiğini göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Bahçıvan, sanayi sektörünün öneminin altını çizerek, "Sanayi sektörü, ekonomik büyümenin ötesinde istihdamın, ihracatın, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın ve milli rekabet gücünün temel taşıdır. Bu nedenle sanayiye sahip çıkmak üretime, istihdama, ihracata, teknolojiye, inovasyona ve en önemlisi Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmaktır." diyerek sözlerini tamamladı.
(AA)