EKONOMİ/İSTANBUL
Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Giresun’da gerçekleştirilen seçimli olağan genel kurulunda mevcut başkan Hasan Osman Sabır yeniden başkanlığa seçildi. Tek listeyle gidilen seçimde Hasan Osman Sabır güven tazelerken, önceki iki dönemde başkanlık yapan İlyas Edip Sevinç listede yer almadı. Yeni yönetim kurulunda Hüseyin Durak, Bülent Yavuz, Dursun Oğuz Gürsoy, Cem Şenocak, Mustafa Poyraz, Sinan Atik, Halil Ak, Cihangir Yavuz, Selim Yılmaz ve Metin Sağlam yer aldı.
Genel kurulda, 2025 yılı fındık ihracat verilerindeki ciddi gerileme ve sektörün geleceğine yönelik yapısal sorunlar masaya yatırıldı. Başkan Sabır, özellikle 2025-2026 ihracat sezonunun ilk dört ayında (Eylül-Aralık 2025) miktar bazındaki düşüşün 1980’li yılların seviyesine kadar gerilemesini "alarm verici" bir gelişme olarak nitelendirdi. Bu tablo, Türk fındığının küresel pazar payının ciddi bir risk altında olduğu şeklinde yorumlandı. Başkan Sabır, fındık sektörünün arz belirsizliği, artan maliyetler ve ihracatta gerileme olmak üzere üçlü bir baskı altında olduğunu söyledi. Başkan Sabır, Türkiye'nin fındık ve mamulleri ihracatının, bir önceki yıla kıyasla miktar bazında 84 bin 540 ton (%26,15), değer bazında ise 380,5 milyon dolar (%14,44) düşüşle 238 bin 704 tonda kaldığını kaydetti. Sabır, özellikle 2025-2026 sezonunun ilk dört ayında (1 Eylül-31 Aralık 2025) ihracatın miktar bazında %50'den fazla azaldığını vurguladı.
“Fiyat politikası sektörü tıkıyor”
Fındığın dünya piyasalarında en pahalı ürünlerden biri haline geldiğini belirten Hasan Osman Sabır, fiyat odaklı yaklaşımın tüketimi baskıladığını söyledi. Bu politikanın uzun vadede Türkiye’nin liderliğini riske attığını ifade eden Sabır, “Bu anlayışla devam edersek küresel liderliğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” dedi.
Pazar hâkimiyetimiz risk altında
Mevcut politikalarla sürdürülebilirliğin mümkün olmadığı vurgulayan ve 2026 yılı için sektörü bütüncül şekilde ele alan acil ve yeni politikalara ihtiyaç olduğu ifade eden Sabır, 2025 yılında Türkiye'nin 2 milyar 255 milyon doların üzerinde gelir elde ettiğini ancak miktar bazındaki bu sert düşüşün ve yüksek fiyat politikasının dünya pazarındaki hakimiyeti riske attığını vurguladı.
“2025 küresel tanıtım yılı” oldu
Tüm zorluklara rağmen 2025 yılının Türk fındığı için küresel ölçekte yoğun bir tanıtım yılı olduğunu vurgulayan Sabır, ihracatın sürdürülebilirliği için sahada aktif bir diplomasi yürüttüklerini ifade ederek, “2025 yılında Türk fındığı için adeta dünyayı karış karış gezdik. Beş kritik uluslararası organizasyonda yer alarak hem mevcut pazarlarımızı koruduk hem de yeni kapılar araladık. Brezilya Sao Paulo’da düzenlenen APAS 2025 ile Güney Amerika pazarı, Pakistan Lahor’da gerçekleştirilen Türk İhraç Ürünleri Fuarı, Irak Bağdat’taki Türk İhraç Ürünleri Fuarı, Dubai’de düzenlenen Gulfood Manufacturing, Paris’te gerçekleştirilen Food Ingredients Europe” olarak özetleyen Sabır, “Bu fuarlarda sadece tanıtım yapmadık. B2B görüşmelerle doğrudan ticari bağlantılar kurduk. Fındığımızın çikolata ve gıda sanayisindeki stratejik konumunu güçlendirdik” dedi.
Poyraz: Yok yılında yüksek stokla gelecek sezona gireceğiz
Mustafa Poyraz, yaptığı değerlendirmede sektörün mevcut sorunlarını ve bölge ekonomisi açısından önemini vurgulayarak birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Poyraz 50 yıldır, fındık sektöründeyim, Fındıkta 2025 yılı maalesef tüm sektör için zor bir yıl olmuştur. Yaşanan Zirai don üzerinden rekolteyle ilgili gerçeği yansıtmayan tüm kesimleri beklentiye sokan açıklamalar yapıldı. Bugün fındığın yok denildiği sezonda çok önemli bir rekolte seneye devir olmaktadır. Eğer devlete giderek Doğu Karadeniz bölgesi üreticisi Ordu, Giresun, Trabzon üreticisi maliyetleri çok yüksek bu şartlarda bahçeye girmez devlete giderek bu bölgenin üreticisini koruyacak tedbirleri devreye sokmalıyız. Karadeniz Fındık İhracatçı Birliği’nin rekolteleri dünden bugüne hep gereceği yansıtmıştır. Türk fındık sektörü rekabetçi politikalar üretmek ve dünya gerçeklerini görmek zorundayız.
“Eğimli arazi gerçeğini görmeden politika üretemeyiz”
Fındık sektörünün yapısal sorunlarına dikkat çekerek önemli uyarılarda bulunan Ulusal Fındık Konseyi Başkanı ve Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Cem Şenocak ta özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon gibi illerde üretimin büyük ölçüde eğimli arazilerde yapılmasının maliyetleri artırdığını ve küresel rekabet gücünü zayıflattığını vurguladı. Şenocak, gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda Doğu Karadenizli üreticinin üretimden kopma noktasına geleceğini belirterek, "Çözüm; alan bazlı desteğin revize edilerek, meyilli arazide üretim yapan çiftçinin daha fazla desteklenmesinden geçmektedir" dedi.
Üretimde üç temel grup ve gelir uçurumu
Şenocak, fındık üretimini küresel ve yerel ölçekte Doğu Karadeniz başta olmak üzere Türkiye genelinde eğimli arazide üretim yapanlar, düz arazilerde ve ovalarda üretim yapanlar ve Şili gibi Türkiye’nin uluslararası rakipleri olmak üzere üç gruba ayırdı. Şenocak, şunları kaydetti, “Düz arazi üreticisi yıllık 500 bin ile 1 milyon TL arası gelir elde ediyor. Küresel rakipler (Şili vb.): Üretici başına 3 ila 5 milyon dolar gelir sağlıyor. Eğimli arazi üreticisi ise yıllık yalnızca 30-40 bin TL gelirle ayakta kalmaya çalışıyor” dedi.
Çözüm önerisi: Alan bazlı destek ve yapısal dönüşüm
Şenocak, 2009 yılında başlatılan alan bazlı destek sisteminin günün şartlarına göre yeniden kurgulanması gerektiğini belirterek şu çözüm önerilerini sıraladı:
- Kademeli destek: Eğimi %6’nın üzerinde olan araziler için dönüm başına 100 dolar destek verilmeli ve eğim arttıkça bu miktar kademeli olarak yükseltilmelidir.
- Modern modeller: Lisanslı depoculuk, ürün borsası, kiralama ve ortaklaşma modelleri (şirketleşme yoluyla modern yarıcılık sistemi) hayata geçirilmelidir.
- Gerçekçi politikalar: Kısa, orta ve uzun vadeli, rekabetçi politikalarla üretici yeniden bahçeye döndürülmelidir.