Ekonomim.com’un düzenlediği “Ekonominin Ufuk Turu ‘26” zirvesinde konuşan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, çelikten savunma sanayiine ve otomotive uzanan değerlendirmelerde bulundu. Çeliğin stratejik önemine dikkat çeken Tosyalı, “Çelik sektörü olmayan bir ulusun bağımsızlığından söz edilemez. Bugün ticaret savaşlarının da ana aktörü çeliktir” dedi. Türkiye’nin çelik üretiminde dünyada 7’nci sırada olduğunu hatırlatan Tosyalı, sektörün uzun süredir yoğun dış baskı altında bulunduğunu vurguladı.
Rusya ve Ukrayna’nın devlet teşvikli, dampingli ürünleriyle mücadele ettiklerini belirten Tosyalı, son 4-5 yılda tablonun değiştiğini, bu kez Çin kaynaklı büyük bir üretim baskısıyla karşı karşıya kalındığını söyledi ve süreci “istila” olarak tanımladı. Avrupa Birliği’nin de önlemler aldığını, Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmasına rağmen kota uygulamasına başladığını, geçen yıl farklı isimler altında çelik girişini engellemeye çalıştığını, ardından kotaları daha da aşağı çektiğini ifade etti.
Çin’de oluşan devasa kapasitenin küresel talepteki daralmayla sert rekabet yarattığını belirten Tosyalı, son 15-20 yılda altyapı yatırımlarıyla talebin arttığını, buna paralel kapasite oluştuğunu ancak artık bu kapasiteyi tüketecek ortam kalmadığını söyledi. “Yıkıcı rekabet artık yok edici rekabete dönüştü” diyen Tosyalı, Türk çelik endüstrisinin büyük baskı altında olduğunu dile getirdi.
Tosyalı, Türkiye’nin büyük üretim kapasitesine rağmen geçen yıl 19 milyon ton çelik ithalatı yaptığını, bunun 13 milyar dolara ulaştığını belirtti. Yeşil dönüşümün zorunluluk olduğunu vurgulayan Tosyalı, yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verdiklerini, solar sistemler başta olmak üzere 1,5 gigavatı bulan yatırım yaptıklarını ve enerjiyi doğal kaynaklardan karşılamayı hedeflediklerini aktardı. En büyük sorunun kapasite kullanım oranlarında yaşandığını, devlet destekli yabancı ürün girişinin sektörü daha da zorladığını kaydetti.
Savunma ve ticari araç tarafında BMC’nin performansına değinen Tosyalı, şirketin tarihi görevinin milli tank üretimi olduğunu, ilk tankların üretimine başlandığını söyledi. Zırhlı ve ticari araçlarda kapasitelerin dolu olduğunu, fiyatlandırma sorunu yaşanmadığını belirten Tosyalı, otobüs siparişlerinin dolu olduğunu, yıl ortasından itibaren yeni kamyon modelinin devreye gireceğini açıkladı.
“Kamyon ve çekici modelimizi yeniden üreteceğiz. Binin üzerinde kamyon ve çekiciyi piyasaya vereceğiz” dedi.
TOGG’da yarı fiyata yeni model yolda
TOGG’a ilişkin konuşan Tosyalı, projenin başlangıçta zor göründüğünü ancak üretimin başarıyla sürdüğünü söyledi. Geçen yıl 40 bin adet üretim yapıldığını, bu yıl hedefin 60 bin olduğunu belirten Tosyalı, üretilen her aracın satıldığını kaydetti. Gelecek yıl daha ekonomik modellerin devreye alınacağını açıklayan Tosyalı, “Bugünkü fiyatın yarı seviyesinde bir ekonomik model üzerinde çalışıyoruz. Ardından farklı konseptte ticari model gelecek. TOGG yola çıktı ve dört nala gidiyor” ifadelerini kullandı.
Tiryakioğlu: Türkiye gıdanın ticaret merkezi olmalı
Gıdada en büyük sorunun farkındalık eksikliği olduğunu belirten Tiryakioğlu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, pandemiyle birlikte gıda arz güvenliğinin tüm dünyanın ana başlıklarından birine dönüştüğünü söyledi. Türkiye’de tarım arazilerine çoğu zaman yatırım aracı olarak bakıldığını dile getiren Tiryakioğlu, entegre olunmaması halinde küresel rekabet gücünün artırılamayacağını kaydetti.
Türkiye’de ortalama parsel büyüklüğünün 1,3 hektar yani 13 dönüm seviyesinde olduğunu hatırlatan Tiryakioğlu, ölçek sorununun altını çizerek, “Dünya ölçeğinin en küçük parselleri şu anda Türkiye’de diyebiliriz. Yanı başımızda Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Moldova, Bulgaristan gibi ülkelerde bu 60-70 hektar. Bu şartlarla rekabet etmemiz mümkün değil” diye konuştu.
Arazi toplulaştırmasında klasik yöntemlerle başarı sağlanamadığını söyleyen Tiryakioğlu, çözümün yönetim modeli değişikliğinde olduğunu dile getirdi. Yönetimde toplulaştırma modeline gidilmesi gerektiğini söyleyen Tiryakioğlu, TOKİ modeli gibi bir modele ihtiyaç olduğunu kaydederek, şöyle devam etti: “Bizim tek kurtuluşumuz bu. Burada çok yanlış anlaşılıyor. Mülkiyet hakkına dokunmadan isteyen kiralasın, isteyen satsın, isteyen içinde kalsın. Ama o şirket, o kooperatif ya da o dernek o araziyi yönetmeli. Bölgeyi adeta yönetim anlamında abluka altına almamız lazım.”
Bu modelle maliyetlerin ciddi şekilde düşeceğini savunan Tiryakioğlu, “Böyle yaptığınız zaman maliyetiniz üçte bire düşüyor. Verimliliğiniz iki-üç kat artıyor. Kaliteniz artıyor ve dünyada rekabetçi hale gelip katma değer oluşturuyorsunuz” dedi.
“40 milyon tonluk üretim 100 milyon tona çıkabilir”
Türkiye’de buğday, arpa, mısır, soya ve benzeri ürünlerde toplam üretimin yaklaşık 40 milyon ton seviyesinde olduğunu belirten Tiryakioğlu, önerdiği modelin potansiyel etkisini şu sözlerle anlattı: “Bu yönetim modelini sadece Türkiye’deki topraklarımızın yarısına uyguladığımızda 40 milyon tonluk ürünümüz neredeyse 100 milyon tona çıkıyor.”
Verimlilik artışının gıda enflasyonu, arz güvenliği ve cari açık üzerinde doğrudan etkili olacağını aktaran Tiryakioğlu, “Ölçmeden bir şeye sahip olma imkânımız yok. Teknoloji ve veri temelli üretime geçmek zorundayız” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin kendine yeten bir ülke olduğunu hatırlatan Tiryakioğlu, “Bazı dönemlerde kıtlık oluyor, o zaman ithalata mecbur kalıyoruz. Ama orta ve uzun vadede dışa bağımlılıktan kurtulmamız gerekiyor. 5 yıldan 30 yıla uzanan politikalar geliştirmek zorundayız. Başka kurtuluşumuz yok” açıklamasını yaptı.
Türkiye’nin bu potansiyeli stratejik bir planla değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Tiryakioğlu, “Nasıl Dubai paranın ticaret merkezi olduysa biz de gıdanın ticaret merkezi olacak şekilde bir sistem geliştirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Narin: 3’üncü turizm hamlesine ihtiyacımız var
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, sözlerine dünya turizm rakamlarına atıf yaparak başladı. 2024 yılında turizmin küresel ekonomiye sağladığı katkının 10 trilyon dolar olduğunu, bunun da 2035’te 16,5 trilyon dolara çıkacağının öngörüldüğünü söyleyen Narin, turizmin dünyada şu anda en hızlı büyüyen ilk üç sektörden biri olduğuna işaret etti.
Türk turizminin de dünya sıralamasında 4’üncü sıraya yerleştiğini vurgulayan Narin, bunun 1980- 83 yıllarında 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile başlayan bir hamlenin sonucu olduğunu kaydetti. O dönemde 50 bin olan yatak kapasitesinin bugün 2 milyona geldiğini dile getiren Narin, şöyle devam etti: “Bu yılı 64 milyar doların üzerinde bir gelir ile kapattık, önümüzdeki yıl için ise 68 milyar dolar hedefimiz var. 2000’den bugüne kadar biz konaklama dışı altyapı, yol, havalimanı ve tüm bu yapıya 120-130 milyar dolarlık bir yatırım yaptık. Ancak bugün geldiğimiz noktada payımızı korumak ve küresel pastadan daha fazla pay alabilmek için ‘3. turizm hamlesi’ dediğimiz, yatırımcıyı, kamuyu ve tüm uluslararası finans paydaşlarını dahil eden bütüncül bir programa ihtiyacımız var. Çünkü Mısır, Suudi Arabistan, İspanya, Yunanistan, İtalya yeni programlar açıklayarak ciddi cazibe yaratıyorlar. Turizm yatırımlarının geri dönüş süresi yapısına göre 12 ile 18 yıl arasında değiştiği için özel bir teşvik paketi mutlaka değerlendirilmelidir.”
“Konaklamanın yükü çok”
TÜİK’in uydu verilerine de değinen Narin, Türkiye’nin turizmdeki toplam tüketiminin 108 milyar dolar olduğunu, bunun 14 milyar dolarının iç turizm olduğunu kaydetti. Bu tüketim kalemlerine bakıldığında da yolcu taşımacılığının yüzde 38, gıda servislerinin yüzde 18, konaklamanın yüzde 14, seyahat acentelerinin yüzde 4, spor-eğlencenin de yüzde 1 civarında pay aldığını belirten Narin, “Gördüğünüz gibi konaklama sektörü toplam kapasitenin yüzde 14’ünü yani 15-16 milyar dolarlık bir kısmını temsil ediyor ama üzerinde ciddi bir yük var” dedi.
Konaklama sektörünün ihracatçı sayılmadığı için KDV indirimi imkanı olmadığını aktaran Narin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Giderlerimizin yüzde 45’ini personel oluşturuyor ve orada indirecek bir KDV’miz yok. Ayrıca ciro üzerinden yüzde 2 konaklama vergisi ve binde 5 TGA payı ödüyoruz. Gelirlerimizin yüzde 68’i güney sahillerinde 6-7 aylık bir operasyonla elde ediliyor, bu da sürekli nakit eksisi yaratan bir sistemdir. Sektörün finansman kapasitesini artırmak ve turizmi 12 aya yaymak için renovasyon yani yenileme yatırımlarına, sermaye piyasalarıyla daha yakın çalışmaya ihtiyacımız var. Bir önerimiz de rezidans ve condo-hotel modeli. Florida, Miami ve Güney Fransa’da olduğu gibi otel yatak kapasitesinin yüzde 10 veya yüzde 20’sinin rezidans mülkiyet şeklinde dönüştürülmesine hak verilmelidir. Bu dönüşüm Antalya ve Bodrum gibi bölgelerde uygulanırsa iki yıl içinde yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave bir gelir elde edilebilir.”
Erdem: İFM, 20 bin istihdam yarattı
Açılışta konuşan İstanbul Finans Merkezi Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, İstanbul’un tarihi mirası ve stratejik konumunun Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde daha da güçlenerek küresel lojistik, ticaret ve finans alanlarında öncü bir rol üstlendiğini söyledi. İstanbul’un yüzyıllardır kıtaların kesişim noktasında yer alan bir cazibe merkezi olduğunu hatırlatan Erdem, bu kadim birikimin son dönemde daha da derinleştiğini ve şehrin küresel ölçekte daha görünür bir konuma ulaştığını ifade etti.
İstanbul Finans Merkezi’nin, Türkiye’yi küresel bir finans üssüne dönüştürme vizyonunun en önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayan Erdem, 2023’te açılışı yapılan merkezin bugün yaklaşık 20 bin kişilik istihdam yarattığını belirtti. Başta Merkez Bankası ve düzenleyici kurumlar olmak üzere kamu bankaları ile çok sayıda özel kuruluşun aynı yerleşkede faaliyet gösterdiğini kaydeden Erdem, İFM’nin bu yönüyle stratejik bir ekosistem niteliği kazandığını dile getirdi.
Uluslararası standartlarda inşa edilen yerleşkenin modern iş dünyasının ihtiyaçlarına yanıt verdiğini ifade eden Erdem, özellikle hizmet ihracatı yapan finans kuruluşları, bölgesel hazinelerini İFM’ye taşıyan çok uluslu şirketler ve transit ticaret yapan firmalar için önemli imkanlar sağlandığını vurguladı. İFM’nin yalnızca geleneksel bankacılık ve finansal hizmetlerin merkezi olmadığını, aynı zamanda İslami finans, enerji ve emtia ticareti ile finansal teknoloji alanlarında da çok katmanlı bir yapı sunduğunu kaydeden Erdem, özel sektör temsilcileri ve uluslararası yatırımcıları İFM’de yer almaya davet etti.
Güldağ: Yenilik ve gelişme peşindeyiz
Nasıl Bir Ekonomi Medya Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, açılış konuşmasında, toplantıyı düzenleyen ekonomim com’un kuruluş hikâyesini anlattı. EKONOMİ gazetesini kurarken 'ekonomi.com' alan adının çok yüksek fiyatta olduğunu vurgulayarak, "Arkasında herhangi bir sermaye grubu bulunmayan, 'gazetecilerin gazetesi' düsturuyla yola çıkmış bir gazeteciler inisiyatifi için bu rakamları vermemiz mümkün değildi. EKONOMİ'nin sonuna bir "m" harfi ekleyerek 'ekonomim.com' yaptık. Daha da samimi oldu. ekonomim. com kısa sürede büyük başarı elde etti. Bugün bir ilke tanıklık ediyoruz. Türkiye'de bir haber sitesi böyle bir toplantı düzenliyor. Ama tesadüf değil. Çünkü ekonomim. com, ekonomi haberciliğinde Türkiye'nin lider online haber sitesi. Tüm haber siteleri içerisinde de ilk 10'dayız. Dünyada da ilk 500 içindeyiz. Bazen, gazetemize 'ekonomim gazetesi' bile deniliyor. Bu biraz da zamanın dijitalleşen ruhunun bir yansıması. ’Zaman zaman, EKONOMİ gazetesi, ekonomim. com, NBE TV isimleri karışsa da, hepimiz bağımsız bağlantısız habercilik anlayışıyla çalışıyoruz. Bu hiç değişmiyor. Tabii ekonomim.com'un bu başarısında, gazetemizin, Anadolu'nun dört bir yanındaki 20'den fazla bölge temsilciliklerimizin de payı var. Yeni temsilciliklerimizi de açma arifesindeyiz. Tüm gücümüzle sahadayız. Görüyoruz, dinliyoruz ve eğip bükmeden Türkiye ekonomisini aktarıyoruz. Sıkıntıları da, beklenti ve çözüm önerilerini de... Sahada olmak bize avantajlar da getiriyor. Türkiye'nin çok güzel startup'ları var. Bizim haberlerimizi makineler yazmayacak. Ama işbirliği içinde, yakında yapay zekayı da kullanarak abonelerimize kişiselleştirilmiş bilgi sunacağız" diye konuştu.