YENER KARADENİZ
Türkiye tekstil sektörü daralma sinyallerine rağmen Avrupa’ya odaklanarak büyüme arayışını sürdürüyor. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkan Yardımcısı ve yeni dönem Başkan Adayı Ahmet Şişman, sektörün yaklaşık 12 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirterek, “Avrupa’daki 105 milyar dolarlık üretime yöneldik. Sektörde yeterince sermaye var. Varlık Fonu da destek olabilir. Satın alma ile teknik tekstil başta olmak üzere önemli fırsatları değerlendirebiliriz” dedi.
İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz ise, 2024’te 29 milyar dolara ulaşan ihracatla Türkiye’nin çevresindeki 30 ülkeyi geride bıraktığını vurguladı. Öksüz, Avrupa pazarının yüzde 10’una ulaşmanın 10 milyar doların üzerinde fırsat sunduğunu belirtirken, Şişman ise sektörün otomasyon ve katma değerli üretime geçmesi gerektiğini ifade etti. İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, İTHİB Başkan Yardımcısı ve yeni dönem İTHİB başkan adayı Ahmet Şişman, İTHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Sami Aydın ile İTHİB Başkan Yardımcısı Fatih Bilici, düzenlenen basın toplantısı ile tekstil sektöründeki güncel gelişmeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Ahmet Öksüz, 29 yaşında iken 1999 yılında yönetim kuruluna girdiği İTHİB’de son iki dönemdir de başkanlık görevini yürüttüğünü belirterek, nisan ayı itibari ile tek liste ile seçime girecek olan Ahmet Şişman’a görevi devredeceklerini söyledi.
10 milyar dolarlık fırsat var
Türkiye’de tekstil ve hazır giyim sektörlerinin performansına da değinen Ahmet Öksüz, iki sektörün toplam ihracatının 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Öksüz, “Çevremizdeki yaklaşık 30 ülkenin toplam ihracatı 28,9 milyar dolar seviyesinde” dedi. Diğer taraftan, AB’nin tekstil ve hazır giyim üretimine de baktıklarını dile getiren Öksüz, şöyle devam etti: “G7 ülkelerini de inceledik. En gelişmiş yedi ekonomiden dördü, aynı zamanda en büyük 10 tekstil ihracatçısı ülke arasında yer alıyor. Avrupa Birliği’nin tekstil ve hazır giyim üretim değeri 100 milyar doların üzerinde seyrederken; bu alanda ilk sırada İtalya, ardından Almanya, İspanya ve Fransa geliyor. İtalya’da konfeksiyon yan sanayinin çok güçlü Almanya çok katma değerli işler yapıyor. Fransa’da da ciddi bir elyaf üretimi var. Bu alanları detaylı şekilde inceleyerek ne ürettiklerine, hangi alanlarda uzmanlaştıklarına bakıyoruz. Amacımız, Türkiye’nin bu alanda kendine ne kadar pay alabileceğini ortaya koymak. Bu çalışmaları, raporlar ve çalıştaylar aracılığıyla tekstil firmalarımıza aktararak Avrupa’daki 100 milyar dolarlık pazarın yalnızca yüzde 10’unu hedeflemek bile 10 milyar doların üzerinde bir değer anlamına geliyor. Bu çok büyük bir fırsat. Ancak bunun için veriyle ve analizle ilerlemek gerekiyor. Şu anda bu çalışmalar yapılıyor” ifadelerini kullandı.
"Bu maliyetler ile devam etmek zor"
İTHİB’in yeni dönemindeki yol haritası hakkında bilgiler paylaşan Ahmet Şişman da 2001 yılından bu yana ihracatçılar birliğinde çeşitli görevlerde bulunduğunu söyledi. Bu dönemde sektörün zirve yaptığı dönemleri de dip yaptığı dönemleri de gördüğünü belirten Şişman, sektör darboğazda olsa bile umutlarını hiç kaybetmediklerini anlattı. Ancak son dönemde sektörün bu maliyet yapısı ile devam etmesinin zorlaştığını anlatan Şişman, “Bunun yerine, otomasyona dayalı ‘karanlık fabrikalar’ modeline geçilmesi gerekiyor. Bunun yanında, tasarımı daha çok öne çıkaran, yurt dışında daha etkili konumlanan bir yapı kurulması önemli. Özellikle teknik tekstilde önemli fırsatlar bulunuyor. Doğru alanlara girildiğinde Avrupa’dan iş almak mümkün” dedi. Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tekstil sektörü, hazır giyimden biraz farklı. Hazır giyim, maliyetlere çok daha duyarlı bir sektör. Tekstil hammaddeleri sektörü ise yüksek inovasyon imkanı sunuyor. Bu alanda da yeni dönem için çalışmalar yürütüyoruz. Tekstil sektörü olarak yaklaşık 12 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında Avrupa’da hâlâ 105 milyar dolarlık tekstil üretimi var. Biz de yönümüzü bu tarafa çevirdik ve yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Sektörde sermaye var. Varlık fonu da destek verebilir. AB’de ya da başka bir yerde bu alanda üretim yapan şirketler satın alınabilir” diye konuştu.
AB’DEN SİPARİŞ SORGULARI BAŞLADI
ABD, İsrail ve İran arasında devam eden ve çevre ülkelere sıçrayan savaşın sektöre etkisini de değerlendiren Ahmet Öksüz, hammadde fi yatlarında artışın yaşandığını ve bunun pamuğa bile yansıdığını söyledi. Öksüz, “Pamuk fi yatlarında yüzde 5 artış var son bir haftada. Enerji, navlun ve hammadde maliyetlerinin artması sektöre ciddi yansıdı. Sünger bin 200 dolardan 2 bin dolara çıktı. AB’ye yakın olmamız ve entegre üretim gücümüz bizim en büyük avantajımız. Ana hammaddelere ihtiyacımız var. Evet çok büyük bir polyester ve akrilik üreticisi, pamukta üretim kadar ithalat var. Yüzde 90 kendi içimizde ihtiyaçlarımızı karşılayan bir ülkeyiz. Böyle dönemlerde bunun avantajını yaşıyoruz. AB’den sorgulamalar ve talepler başladı ama maliyetlerde bir taraftan arttı” dedi.