SELÇUK ALTUN
AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, “Geleceğin Motor Sigortaları: Genel Güvenlik Regülasyonu II’nin (GSR II) Etkileri” başlıklı panelde, otomotiv ve sigorta sektörünü kökten dönüştürecek yeni döneme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ölken, otonom sürüşten elektrikli araçlara, veri sahipliğinden sorumluluk hukukuna kadar geniş bir alanda “karmaşık ama fırsatlarla dolu” bir sürece girildiğini vurguladı.
Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu (TMTB), Avrupa Birliği’nin araç güvenliğini artırmak için getirdiği düzenlemelerin yaratacağı etkilere dikkat çekmek için “Geleceğin Motor Sigortaları: Genel Güvenlik Regülasyonu II’nin Etkileri” konulu panel düzenledi. 26 Mart Perşembe günü Fairmont Quasar İstanbul’da düzenlenen panelin moderatörlüğünü Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Özgür Obalı yaptı. Panel, Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Doğu, AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, Finlandiya Motorlu Taşıt Bürosu Direktörü Janne Jumppanen ve Özyeğin Üniversitesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Ferhat Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleşti. Moderatör Obalı, Genel Güvenlik Regülasyonu II’nin sigorta sektörü üzerindeki genel etkilerine değinerek tartışmaya çerçeve çizdi. Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Doğu, sürdürülebilir mobilite, yeni nesil araç teknolojileri ve artan güvenlik standartlarının ulaşım ekosistemine yansımalarını ele aldı. Finlandiya Motorlu Taşıt Bürosu Direktörü Janne Jumppanen, Avrupa’daki uygulamalar ve Finlandiya örneği üzerinden regülasyonun pratikteki etkilerini paylaşırken, Özyeğin Üniversitesi’nden Dr. Ferhat Yıldırım ise GSR II’nin hukuki boyutunu, sorumluluk rejimi ve sigorta mevzuatıyla ilişkisi çerçevesinde analiz etti.
“Sigorta iş modeli yeniden şekilleniyor”
Panelistler arasında sigorta sektörünü temsilen yer alan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, regülasyonun sigorta şirketleri açısından risk yönetimi, fiyatlama ve ürün geliştirme süreçlerinde yaratacağı dönüşümü değerlendirdi. Ölken, “GSR II ile riskin kaynağı değişiyor, veri daha stratejik hale geliyor, sigorta iş modeli yeniden şekilleniyor, sorumluluklar dönüşüyor, hasar dinamikleri farklılaşıyor, yeni ürün ekosistemi canlanıyor” dedi.
Dönüşümün bir gecede gerçekleşmeyeceğinin altını çizen Ölken, “Bu bir sihirli değnek değil. 2030 ve sonrasına nasıl adapte olacağımızı bugün konuşmaya başlıyoruz” ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği kaynaklı düzenlemelerin temel amacının can güvenliğini artırmak olduğuna dikkat çeken Ölken, kazaların ve yaralanmaların azaltılmasının sektör için en kritik kazanım olacağını ifade etti.
“Frekans düşecek ama maliyet yükselecek”
GSR II ile birlikte şerit takip asistanı, acil frenleme ve akıllı hız destek sistemleri gibi teknolojilerin yaygınlaşacağını belirten Ölken, bu gelişmelerin kaza frekansını düşüreceğini ancak hasar maliyetlerini artıracağını söyledi. “Frekans düşecek, bu hepimiz için iyi. Ancak maliyet tarafı ciddi şekilde yukarı çıkacak. Çünkü araçlar artık tamir edilen değil, değiştirilen dijital sistemlere dönüşüyor” diyen Ölken, özellikle sensörler, yazılım kalibrasyonu ve parça tedarik süreçlerinin sigorta maliyetlerini yukarı taşıyacağını kaydetti.
Elektrikli araçlarda dahi beklenen frekans düşüşünün henüz gerçekleşmediğine dikkat çeken Ölken, bunun en önemli nedenlerinden birinin kullanıcı alışkanlıkları olduğunu belirtti. Ölken, “Elektrikli araç kullanmayı bilmiyoruz. Ani hızlanma, park manevraları gibi nedenlerle tek taraflı kazalar artabiliyor” dedi.
Sorumlu sürücü mü, sistem mi?
Yeni dönemin en kritik başlıklarından birinin sorumluluk paylaşımı olduğunu vurgulayan Ölken, mevcut sistemde sorumluluğun hâlâ büyük ölçüde sürücüde olduğunu ifade etti. Ancak otonom teknolojilerin gelişmesiyle bu yapının değişeceğine işaret etti: “Bugün yüzde 100 insan sorumluluğu var. Ama yarın ‘araç mı, üretici mi, yazılım mı sorumlu’ sorusu daha fazla gündeme gelecek. Otonom seviyeler arttıkça sigortanın yörüngesi de değişecek.”
Ölken, bu dönüşümün sadece sigorta şirketlerini değil; düzenleyici kurumları, otomotiv üreticilerini, servisleri ve eksperleri kapsayan geniş bir ekosistemi etkileyeceğini belirtti.
Veri sahipliği ve yeni sigorta modelleri
Bağlantılı (connected) araçlarla birlikte veri yönetiminin kritik hale geldiğini vurgulayan Ölken, sürüş verisinin kime ait olacağı sorusunun henüz netleşmediğini söyledi. “Sürüş datası benim. Ama bu veri sigortacıyla paylaşılırsa risk daha doğru fiyatlanır. Paylaşmayanla paylaşan arasında prim farkı oluşacak bir modele gidiyoruz” diyen Ölken, sigortacılıkta kişiselleştirilmiş ürünlerin ön plana çıkacağını dile getirdi. Yeni teknolojilerle birlikte servis ve tamir süreçlerinin de köklü biçimde değişeceğini belirten Ölken, bağımsız servislerin rolünün azalabileceğine dikkat çekti. Özellikle kalibrasyon işlemlerinin yetkili servislerde yapılma zorunluluğu, sektörde kapasite sorunlarını da beraberinde getirebilir.
Öte yandan, elektrikli araçlarda güvenlik prosedürlerinin maliyetleri daha da artıracağını vurgulayan Ölken, “Bir elektrikli araç kazasında 72 saat karantina uygulaması gibi yeni süreçler var. Daha araç tamir edilmeden ciddi maliyetler oluşuyor” dedi.