FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya’dan gerçekleştirilen şubat ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi. 2026 yılı Şubat ayında Antalya’nın toplam ihracatının, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 31,1 artarak 214,2 milyon dolara ulaştığını belirten Çandır, şunları kaydetti:
‘’Tarım ihracatı yüzde 31,9 artışla 137,8 milyon dolar, yaş meyve sebze ihracatı yüzde 40,9 artışla 92,5 milyon dolar, süs bitkileri ve mamulleri ihracatı da yüzde 24,4 artışla 9,1 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Şubat 2026 döneminde Antalya’nın toplam ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 artarak 404,4 milyon dolar oldu. Tarım ihracatı aynı dönemde yüzde 19,4 artarak 266,2 milyon dolar, yaş meyve sebze ihracatı da yüzde 27,6 artışla 179,5 milyon dolar, süs bitkileri ve mamulleri ihracatı da yüzde 38,3 artışla 15,2 milyon dolar gerçekleşti.’’
"Tarım ayakta kalmaya çalışıyor"
Tarım sektörünün, 2010’dan bu yana artan maliyet baskısına rağmen ayakta kalmaya çalıştığını, bu yükü taşıyamayan üreticilerin sektörden çekildiğini belirten Çandır, şöyle devam etti:
‘’Çünkü tarım sektörü, maliyet belirleyen değil, maliyete katlanan bir sektördür. Girdiyi hangi fiyata alacağımıza biz karar vermiyoruz. Ama ürünü, oluşan piyasa fiyatına satmak zorunda kalıyoruz. Aradaki fark ise zarar hanesine yazılıyor. 2020’den bu yana üretici fiyatları 8,2 kat arttı. Girdi fiyatları 6,7 kat arttı. Tarımsal maliyet sadece gübre, mazot değildir. Maliyetlerin yarısından fazlası işçilik, kira, sulama ve finansmandır. Birinci önceliğimiz sektörümüzün kurulu kapasitesini korumak ve geliştirmek olmalıdır.’’
"Antalya’nın dengeli büyüme modeline ihtiyaç var"
Antalya’nın üretim, tüketim ve altyapı ihtiyaçlarının hızla artan büyük bir metropol olduğuna dikkat çeken Ali Çandır, ‘’Bu büyüme daha geniş bir iç pazar ve ekonomik canlılık sağlarken; kırsal nüfusun azalması, tarım arazileri üzerindeki baskı ve su kaynaklarına artan talep gibi önemli yapısal riskleri de beraberinde getirmektedir. Antalya’nın artan nüfusunu ve misafirlerini sürdürülebilir biçimde besleyebilmesi için üretim kapasitesini koruyan, tarım alanlarını ve doğal kaynaklarını planlı yöneten dengeli bir büyüme modeline ihtiyacı vardır’’ dedi.
"Antalya Yatırım Merkezi olmalı"
Çandır, önümüzdeki dönemde Antalya’nın hedefinin büyüyen ticaret hacmini, daha yüksek katma değerli üretime dönüştüren, altyapıdan su yönetimine, tarımdan lojistiğe kadar veriye dayalı ve uzun vadeli politikalarla desteklenen katma değerli, güçlü bir ekonomik yapıyı inşa etmek olduğunu vurguladı. Çandır, ‘’Bunun için ciddi bir yatırım merkezi olma yolunda çalışılması gerekir’’ diye konuştu.
"Yerelden Kalkınma Hamlesi Antalya için fırsat"
Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nın, Antalya için bir fırsat yaratacağını ifade eden Çandır, programın 2026 yatırım konuları kapsamında, Antalya’nın katma değerli üretim kapasitesini artırmak için önemli yatırım desteklerinin açıklandığını anımsattı. Çandır, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Antalya’da tıbbi-aromatik bitkilerden yüksek katma değerli ürün üretimi, örtüaltı ve dikey tarım teknolojileri, simgesel mimari ve nitelikli kültür endüstrileri ile spor ve sağlık turizmi gibi alanlarda yapılacak yatırımların desteklenmesi öngörülmektedir. Yerel potansiyelimizi yenilikçi yatırımlarla buluşturacak bu tür programların, Antalya’nın üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artırarak sürdürülebilir kalkınmasına güçlü katkı sağlayacağına inanıyoruz.’’
Tarım ve sanayide yeşil dönüşüm seferberliği
Hindistan ile yapılan yeni anlaşmalar ve ‘Made in Europe’” yaklaşımıyla şekillenen korumacı politikaların ihracatçılar açısından ilave riskler oluşturduğunu anlatan Ali Çandır, AB’nin artık tarifelerden çok standartlar üzerinden rekabeti belirlediğine dikkat çekti.
Düşük karbonlu üretim, izlenebilirlik, dijital uyum ve sürdürülebilirliğin, AB pazarına girişin temel şartı hâline geldiğini dile getiren Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Sınırda karbon düzenlemeleri, yapay zekâ ve ambalaj mevzuatı gibi yeni kurallar Gümrük Birliği nedeniyle ülkemizi doğrudan etkilemektedir. Bu tablo karşısında Türkiye’nin yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa ile aynı anda hareket eden ve rekabet gücünü artıran bir ülke konumuna yükselmesi zorunludur. 2004–2007 dönemindeki reform ve entegrasyon ivmesini yeniden yakalayarak tam üyelik perspektifini güçlendirmek, keyfi ticaret engellerine karşı en sağlam güvencemiz olacaktır. Antalya olarak da tarım ve sanayide yeşil dönüşüm, dijital uyum ve katma değerli üretim ekseninde hızlı bir seferberlik içinde olmamız hayati önem taşımaktadır.’’