NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye'nin Suriye'ye gerçekleştirdiği ihracat yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,5 artarak 1,3 milyar dolara ulaştı. Artan ticaret hacmi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden güç kazandığını ortaya koyarken, özellikle sınır ticareti, yeniden yapılanma çalışmaları ve finansal altyapının gelişmesine yönelik beklentiler ihracatçılar açısından önemli fırsatlar sunuyor.
Güneydoğu Anadolu bölgesi liderliğini korudu
Suriye'ye yapılan ihracatta Güneydoğu Anadolu Bölgesi, 461,8 milyon dolarlık dış satımla ilk sırada yer aldı. Bölgenin toplam ihracattaki payı yüzde 35,9 olarak gerçekleşirken, coğrafi yakınlığı ve güçlü üretim altyapısı sayesinde Suriye pazarındaki ağırlığını korudu. Sektörel bazda ise en yüksek ihracat 103,9 milyon dolarla değirmencilik ürünlerinde gerçekleşti. Bu sektör geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 büyüme kaydetti. Yılın ilk yarısında en dikkat çekici artış ise çimento sektöründe yaşandı. Suriye'nin yeniden inşa sürecinin etkisiyle çimento ihracatı yüzde 116,8 artarak 102,3 milyon dolara yükseldi. Elektrik ve enerji sektörünün ihracatı 80 milyon doları aşarken, plastik mamulleri ihracatı ise 79,2 milyon dolar seviyesine ulaştı.
"Yeni dönemde çok daha büyük bir potansiyel oluştu"
TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu, Suriye pazarında yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu belirterek, geçen yıl yaklaşık yüzde 70 artışla 2,6 milyar dolarlık ihracata ulaşıldığını hatırlattı. Kadooğlu, bankacılık sisteminin uluslararası finans sistemine entegrasyonu, güvenlik koşullarındaki iyileşme ve İslahiye ile Nusaybin sınır kapılarının tam kapasiteyle faaliyete geçmeye hazırlanmasının ticareti daha da büyüteceğini ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı'nın Suriye yönetimiyle yürüttüğü diplomatik temasların son derece önemli olduğuna dikkat çeken Kadooğlu, iki ülke yönetimlerinin ortaya koyduğu yapıcı yaklaşımın ticaret hacmini daha üst seviyelere taşıyacağına inandıklarını söyledi.
"Yüksek gümrük vergileri gözden geçirilmeli"
Haziran ayında Suriye'de yürürlüğe giren ve binden fazla ürünü kapsayan yeni gümrük tarifelerinin ihracatçılar açısından önemli maliyetler oluşturduğunu belirten Kadooğlu, özellikle bazı ürün gruplarında ton başına 1.000 dolara ulaşan verginin ciddi bir yük haline geldiğini ifade etti. Bu uygulamanın 20 tonluk bir TIR için ek masraflarla birlikte yaklaşık 25 bin dolarlık ilave maliyet oluşturduğunu dile getiren Kadooğlu, söz konusu yükün birçok üründe mal bedelinin neredeyse yarısına ulaştığını belirtti. Vergi oranlarının iki ülke arasında yürütülecek karşılıklı istişarelerle makul seviyelere çekilmesinin hem Türk ihracatçısının rekabet gücünü artıracağını hem de Suriye halkının ihtiyaç duyduğu ürünlere daha uygun maliyetlerle ulaşmasını sağlayacağını vurguladı.
Bankacılık sistemi ticarete ivme kazandıracak
Türk bankacılık sektörünün Suriye pazarına yönelik hazırlıklarının ekonomik ilişkiler açısından önemli bir dönüm noktası olacağını belirten Kadooğlu, finans kuruluşlarının sahada faaliyet göstermesiyle ihracatçıların en önemli beklentileri arasında yer alan finansman, teminat ve akreditif işlemlerinin uluslararası standartlarda gerçekleştirilebileceğini söyledi. Bunun yanı sıra yalnızca mal ticaretinin değil, ortak yatırım projeleri ve üretim odaklı iş birliklerinin de geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kadooğlu, bu yaklaşımın hem bölgedeki istihdama katkı sağlayacağını hem de Türk firmalarının uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıracağını kaydetti.
Yeniden inşa sürecinde Türkiye önemli rol üstlenebilir
Dünya Bankası'nın 200 milyar doları aşması beklenen yeniden yapılanma öngörüsüne dikkat çeken Kadooğlu, milyonlarca Suriyelinin ülkelerine dönüşüyle birlikte iç talebin hızla artacağını belirtti. Bu süreçte Türkiye'nin üretim kapasitesi, lojistik avantajı ve sanayi altyapısıyla Suriye'nin yeniden inşasında stratejik bir ortak olabileceğini ifade eden Kadooğlu, gümrük tarifelerinin makul seviyelere indirilmesi ve iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması'nın yeniden yürürlüğe girmesi halinde ticari ilişkilerin çok daha öngörülebilir, güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını sözlerine ekledi.