FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, eylül ayı enflasyon rakamlarını değerlendirerek, turizmde kur-maliyet makasının sürdüğünü, döviz gelirindeki artışın, maliyet artışının gerisinde kaldığını bildirdi.
Eylül‘de yıllık enflasyonun yüzde 29,73’e gerilediğini, ancak turizm sektörü açısından farklı bir tablo öne çıktığına dikkat çeken Kavaloğlu, şunları kaydetti:
‘’Döviz bazında gelir elde eden konaklama işletmelerinde döviz kurlarındaki artışın enflasyonun gerisinde kalması, gelirlerle TL bazlı maliyetler arasındaki makasın devam etmesine neden oluyor. 2026’nın dokuz ayında tüketici fiyatları yüzde 24,32 artarken Dolar/TL yüzde 13,9, Euro/TL ise yüzde 10,4 yükseldi. Bu tablo, enflasyondaki düşüşe rağmen sektörün reel gelir ve kârlılık baskısının henüz ortadan kalkmadığını gösteriyor. Yılın dokuz aylık döneminde enflasyon ile Dolar/TL artışı arasında 10,4 puan, Euro/TL artışı arasında da 14 puanlık fark oluştu. Bu ayrışma özellikle gelirlerinin önemli bölümünü Euro ve diğer yabancı para birimleri üzerinden elde eden konaklama sektörü açısından kritik önem taşıyor.’’
"Turizmde asıl sorun gelir, döviz, maliyet ve TL"
Kavaloğlu, konaklama sektörünün gelir yapısının önemli ölçüde döviz bazlı olmasına karşılık iş gücü, enerji, gıda, bakım, ulaşım, kira ve çok sayıda hizmet kaleminin Türkiye’deki fiyat hareketlerinden etkilenmesinin, kur–enflasyon dengesini sektör açısından kritik hale getirdiğini söyledi. Kavaloğlu, şöyle konuştu:
‘’Eylül ayında yıllık fiyat artışı konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 39,99, ulaştırmada ise yüzde 35,10 seviyesinde gerçekleşti. Maliyet baskısı hizmet tarafında da devam ediyor. Manşet enflasyondaki gerileme, turizm işletmelerinin maliyet yapısına aynı hızda yansımış değil. Sektör açısından tabloyu yalnızca (enflasyon yüzde 30’un altına düştü) şeklinde değerlendirmek yeterli değil. 2026’nın dokuz ayında fiyatlar yüzde 24,32 yükselirken Euro’nun TL karşısındaki artışının yaklaşık yüzde 10,4’te kalması, özellikle Avrupa pazarlarında Euro üzerinden satış yapan işletmeler açısından önemli bir kur–maliyet makası oluşturuyor. Otelin Euro bazındaki fiyatını değiştirmediği varsayımında TL geliri artıyor, ancak Türkiye’deki maliyetler bundan daha hızlı yükseliyor. İşletmenin bu farkı oda fiyatlarına yansıtması ise uluslararası rekabet nedeniyle sınırsız değil.’’
"Enflasyonun düşmesi önemli ama…"
Antalya’daki bir otelin fiyatını yalnızca Türkiye’deki enflasyona göre belirleyemediğini ifade eden Kaan Kavaloğlu, ‘’İspanya, Yunanistan, Mısır ve diğer Akdeniz destinasyonlarının fiyatları, kaynak pazarlardaki tüketicilerin satın alma gücü, tur operatörü kontratları ve hava yolu maliyetleri de fiyatlama üzerinde etkili oluyor. Enflasyonun gerilemesi olumlu olmakla birlikte, kur artışı ile maliyet artışı arasındaki fark kapanmadığı sürece konaklama sektörünün reel gelir ve marj baskısının devam etmesi bekleniyor’’ dedi.
"2027 fiyatlandırmasında kur–maliyet dengesi daha kritik"
Bu görünümün 2027 turizm sezonu açısından önem taşıdığını anlatan Kavaloğlu, turizm sektöründe fiyatların ve tur operatörü kontratlarının önemli bölümünün sezon başlamadan aylar önce belirlendiğine dikkat çekti. Kavaoğlu, sözleri şöyle sürdürdü:
‘’Buna karşılık enerji, işçilik, gıda, bakım ve diğer operasyonel giderler yıl boyunca değişmeye devam ediyor. Sektör açısından yalnızca enflasyonun düşmesi değil; enflasyon, kur ve işletme maliyetlerinin birbirine daha yakın ve öngörülebilir bir patikada hareket etmesi önem taşıyor. Kurun maliyet artışlarının belirgin biçimde gerisinde kaldığı dönemlerin uzaması, döviz kazandırıcı bir sektör olan turizmde yüksek ziyaretçi ve gelir rakamlarına rağmen işletme düzeyinde reel kazanç ve marjların baskı altında kalmasına yol açabiliyor. Turizm sektörünün performansının değerlendirilmesinde kur–maliyet dengesinin de dikkate alınması gerekir.’’
Turizm sektörünün döviz kazandırdığını, ancak maliyetlerin çok önemli bir bölümünün Türkiye’de oluştuğuna dikkat çeken Kavaloğlu, turizm işletmelerinin maliyet artışlarını doğrudan fiyatlarına yansıtamadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı.
‘’2027 sezonuna ilişkin fiyatlama sürecinde öngörülebilirlik kritik hale geldi. Bizim açımızdan önemli olan yalnızca enflasyonun aşağı gelmesi değil, bu düşüşün işletme maliyetlerine de yansımasıdır. Kur, enflasyon ve maliyetler arasında daha dengeli ve öngörülebilir bir yapı oluşması gerekiyor. Turizmde kontratlarımızı aylar öncesinden yapıyoruz. Buna karşılık maliyetlerimiz sezon içerisinde değişmeye devam ediyor. Bu nedenle 2027’ye giderken sektörün uluslararası rekabet gücünü ve reel kazancını birlikte koruyabileceğimiz bir dengeye ihtiyacımız var.’’