FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) yaz sezonunun sona ermesiyle eylül ayı üye toplantısı gerçekleştirdi.
Antalya ekonomisinin ele alındığı toplantıya, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Batı Akdeniz İhracatçı Birliği (BAİB) Başkanı Mehmet Ali Can ile Antalya Serbest Bölge Kurucu ve İşletici AŞ (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses katıldı.
YÖRSİAD Başkanı Mustafa Alper Oral, sanayici ve vatandaş açısından maliyet baskısının hissedileceği zorlu bir kışa girildiğini söyledi. Üretimin ve rekabet gücünün korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını isteyen Oral, ‘’Antalya ekonomisinin lokomotifi olan turizm sektörü ve ihracatçılar, döviz kuru ve yüksek enflasyon nedeniyle ciddi bir baskı altında bulunuyor. Rekabette fiyatlarda dezavantajlı konuma geldi. Yörükler ve yerel halk tarım ve hayvancılıktan uzaklaştırılmamalı’’ dedi.
"Yeni Hal Yasasına ihtiyaç var"
ATB Başkanı Ali Çandır, tarımın yalnızca girdi maliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, tarımın sanayi, gıda, ilaç, tekstil ve kozmetik gibi çok sayıda alanla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Çandır, ‘’Tarım stratejik sektör olarak görüldüyse bunun gereği de yerine getirilmeli. Üreticinin en önemli sorunlarından biri finansman maliyetleri ve vade farkı uzaması. Son üç yıldır Ziraat Bankası'nın kullandırdığı tarımsal işletme kredileri limitleri artmadı. Yani yaşadığımız enflasyona rağmen hâlâ aynı limitlerde kredi sağlıyoruz’’ dedi.
Tarımsal Girdi Platformu
Tarımda girdi maliyetlerini düşürmek ve çiftçiye daha kolaylık yaratmak amacıyla çalıştıklarını vurgulayan Çandır, şunları kaydetti:
‘’Tarımsal Girdi Platformu oluşturulması amacıyla projeler yapıyoruz. Bizim derdimiz, Ziraat Bankası finansmanıyla finanse edilen üreticinin, aracısız ve doğrudan ürün aldığı, peşin fiyatına ürün aldığı bir sistemi oluşturmak. Ziraat Bankası’nın tarımsal işletme kredilerindeki limitleri son üç yılda enflasyona rağmen yeterince artırılmadı. Bu üretim maliyetlerini yükseltiyor. Üreticinin aracısız ve daha uygun maliyetle girdi temin etmesini sağlayacak bir sistem üzerinde çalışıyoruz.’’
"Yeni hal sistemi oluşturulmalı"
Tarımda istihdam sorununa da değinen Ali Çandır, tarım sektörüne özel sosyal güvenlik sistemi oluşturulmasını istedi. Hal sisteminde verilerin uyumlu olmadığına dikkat çeken Ali çandır, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Tarımdaki bir diğer önemli sorun ise iş gücü maliyetleridir. Kırsaldaki gençlerin sosyal güvence nedeniyle şehirlerde sigortalı iş araması tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor. Hal sisteminde farklı veri sistemleri birbiriyle uyumlu çalışmıyor. Dijitalleşmeyle bu sistemler tek bir veri altyapısında buluşturulmalı. Hal kanunuyla ilgili sağlıklı dijitalizasyonu sonuna kadar kullanacağımız, piyasayı düzenleyici bir hal sistemi oluşturmalıyız. Böylelikle de tarım sektöründe hem girdisiyle hem pazarlamasıyla hem de çalışanıyla ilgili sorulara yanıt verilmiş olunur. Şu anda hal sisteminde birbirinden ayrı çalışan 3-4 veri sistemi var. Hal sistemi var, halsiz sistem var; uyumsuz, birbirleriyle haberleşmiyorlar. Yani o sistemlerin verilerin hepsi tek girişte girilsin. Hiç olmazsa bu veriler örtüşsün. Bu işleri biz denetleyerek, izleyerek çözebiliriz.’’
"İhracatta yeni gemi rotası oluşturulmalı"
BAİB Başkanı Mehmet Ali Can da, Batı Akdeniz’den, 2025’de 2 milyar 742 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini anımsatarak, 2026 sonunda bu rakamın 3 milyar dolara ulaşacağını belirtti.
İhracatta, bölge için 2 milyar dolar olan kritik eşiğinin bir önceki yıla göre 25 gün daha erken sağlandığını anlatan Can, yaş meyve sebze ihracatının 2026 yılı 8 aylık dönemde yüzde 26 artırdığını söyledi. Biber ihracatının da yüzde 34 artışla 195 milyon dolar seviyesine ulaştığına dikkat çeken Can, yaş meyve ve sebze ihracatının yılsonunda 900 milyon dolara ulaşacağını bildirdi.
Antalya için önemli gelir kaynaklarından defne yaprağının Çin’e ihracatının 10 Eylül’de imzalanan protokolle açıldığını vurgulayan Can, şöyle konuştu:
‘’Çin’e defne yaprağı ihracatı böylece bölge ihracatına açısından önemli katkı sağlayacak. Hong Kong’da gerçekleştirilen fuarda Antalya ve Batı Akdeniz ürünlerine yoğun ilgi gösterildi. Özellikle incir ve kayısı konusunda önemli talepler aldık. İhracatta rekabette artık zorlanıyoruz. Döviz kurunun istenilen seviyede olmaması, yüksek maliyetler nedeniyle ihracatta kan kaybediyoruz. Rakamlar yükseliyor ama miktar bazında gerileme var. Pazarlarımızda müşteri kaybediyoruz. İhracatta ana pazarımız Rusya’ya sevkiyat yapılamadığı için seferler durdu. Antalya, sera ve narenciyenin başkenti. Bu ürünleri karayolu ile Rusya gibi büyük pazarlara ulaştırmak kolay olmuyor. Karadeniz’de gemi rotasının açılmaması halinde sebze ve meyve ihracatı sekteye uğrayacak.’’
"Yeni lüks yat yapım yeri için çalışıyoruz"
ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses ise konuşmasında Serbest Bölgelerin ihracatın artırılması ve üretimin geliştirilmesi açısından taşıdığı role dikkat çekti. Serbest bölgelerde yatırımcıların yalnızca vergi avantajlarına değil, lojistik olanaklara da baktığını anlatan Gürses, ‘’Dünyadaki başarılı serbest bölgelerde güçlü lojistik altyapısı öne çıkıyor. Antalya Serbest Bölgesi, limanlara, havalimanına ve Avrupa ile Orta Doğu pazarlarına olan yakınlığı önemli avantaj sağlıyor. Antalya’nın sosyal gelişmişlik düzeyi, üniversiteleri ve nitelikli iş gücüne erişim olanakları da yatırımcılar açısından önemli unsur oluyor’’ dedi.
Antalya Serbest Bölgesi’nin lüks yat üretiminde ‘İhtisas Bölgesi’ olduğunu vurgulayan Gürses, yat sektöründe taleplerin daha fazla olduğuna dikkat çekti. Zeki Gürses, şunları kaydetti:
‘’Mevcut alanda yer kalmadı. 2018 yılında Serbest Bölgemize dahil ettiğimiz Toprak Mahsulleri Ofisi sahasında yeni tersane yatırımlarına başlamayı ve yat bakım onarım faaliyetlerine yoğunlaşmayı planlıyoruz. Bilindiği üzere Antalya Serbest Bölgesi doğu Akdeniz de en kapsamlı yat üretim ve bakım merkezi konumunda bulunuyor.’’
"Antalya’ya ikinci Serbest Bölge kurulmalı"
Antalya Serbest Bölgesinin mevcut haliyle yetmediğine dikkat çeken Zeki Gürses, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’475 bin metrekarelik kullanılabilir bir alanda faaliyet gösteriyoruz ve artık buraya sığmıyoruz. Bunun için ikinci bir serbest bölge açmak için çalışmalarımız sürüyor. Yapılan araştırmalarda Döşemealtı ile Burdur arasında serbest bölge yapılabilecek araziler var. Ancak yarın ne olacağını kestiremediğimiz için böylesine büyük bir yatırıma başlama konusunda bekleme kararı aldık. Ancak Antalya’ya ikinci bir serbest bölge şart.”