ADEM ADIGÜZEL/KOCAELİ
Kocaeli’de faaliyet gösteren Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Türkiye’nin makine sektörüne altyapı, üretim ve teknoloji desteği sağlayan öncü sanayi merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Makine İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Silahtaroğlu, Ekonomi gazetesi Kocaeli Bölge Temsilcisi Sabiha Toprak’ın sorularını yanıtlayarak sanayide suyun kritik bir hammadde olduğunu belirtti. Silahtaroğlu, atık suyun toplanması, arıtılması ve geri kazanımının üretim süreçlerinde stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Suyun yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik, endüstriyel ve stratejik bir başlık olduğuna dikkat çeken Silahtaroğlu, “Artık suyu konuşmak değil, yönetmek zorundayız” dedi.
“Suyun gerçek değeri anlaşılmadan tasarruf bilinci gelişemez”
Silahtaroğlu, Türkiye’de suyun uzun yıllardır düşük maliyetli ve sınırsız bir kaynak gibi algılandığını belirterek, bu yaklaşımın sürdürülemez olduğunu vurguladı. “Temiz suyun arıtılması, taşınması ve dağıtımı ciddi bir maliyet gerektiriyor. Benzer şekilde atık suyun toplanması, arıtılması ve yeniden kullanıma kazandırılması da önemli yatırımlar içeriyor. Mevcut fiyatlandırma politikaları ise bu gerçek maliyeti tam olarak yansıtmıyor. Sonuç olarak, hem su israfı artıyor hem de geri kazanım ve yeniden kullanım yatırımları yeterince teşvik edilmiyor. Suyun gerçek değeri anlaşılmadan tasarruf bilinci gelişemez” dedi.
“Yeraltı suları kontrolsüz tüketiliyor”
Türkiye’de özellikle tarım ve sanayide yeraltı sularının yoğun şekilde kullanıldığına dikkat çeken Silahtaroğlu, “Yeraltı suları, yağış rejimine bağlı olarak çok yavaş yenilenen kaynaklardır. Ancak biz bu kaynakları adeta sınırsızmış gibi tüketiyoruz. Kaçak kuyular, denetimsiz çekimler ve plansız kullanım, su seviyelerinde düşüşlere yol açıyor. Bu durum sadece su krizine değil, aynı zamanda tarımsal verim kaybına, ormanlarımızın yok olmasına ve toprak yapısında bozulmaya da neden oluyor. Yeraltı suları kullanımında, izin ve dijital izleme sistemleri devreye alınmalı” ifadelerini kullandı.
“Su yönetiminde uzun vadeli planlamalar esas alınmalı”
Yerel yönetimler ile merkezi idare arasında daha koordineli bir yapı kurulması gerektiğini, su politikalarının şeffaf, ölçülebilir ve hesap verebilir olması gerektiğini vurgulayan Silahtaroğlu, “Bugün alınan bir kararın etkisi 10-20 yıl sonrasını belirliyor. Bu nedenle bilimsel veriler, mühendislik hesapları ve uzun vadeli planlamalar esas alınmalı” dedi.
“Otoyol kenarları su toplama hatlarına dönüşebilir”
Yağmur suyunun büyük ölçüde boşa aktığını, mevcut altyapının bu kaynağı değerlendirecek şekilde kurgulanmadığını ifade eden Silahtaroğlu, “Her yıl milyonlarca metreküp yağmur suyu hiçbir şekilde toplanmadan denizlere ulaşıyor. Oysa otoyol kenarlarına yapılacak göletler, drenaj kanalları ve depolama alanlarıyla bu suyu bir kaynak haline getirebiliriz. Bu sistemler özellikle kurak dönemlerde tarım ve sanayi için alternatif su kaynağı oluşturur, aynı zamanda şehirlerde su baskınlarının önüne geçer” diye konuştu.
“Atık ve alternatif sular sanayinin stratejik kaynağı olabilir”
Türkiye’de sanayide suyun kritik bir hammadde olduğunu vurgulayan Silahtaroğlu, özellikle üretim süreçlerinde su verimliliğinin artırılmasının hem maliyet hem de sürdürülebilirlik açısından hayati olduğunu söyledi. “Sanayide kullanılan suyun büyük kısmı eski sistemlerle israf ediliyor. Oysa atık suların, özellikle gri suyun, ön arıtma ve ileri arıtma yöntemleriyle yeniden kazanılması mümkün. Tuzlu suyun arıtılması gibi projeler de yaygınlaştıkça, sanayi tesisleri bağımsız ve güvenli su kaynaklarına sahip olabilir” dedi.
Bu yöntemlerle hem temiz su kaynaklarının korunacağını hem de üretim maliyetlerinin düşeceğini belirten, Silahtaroğlu, “Gri su geri kazanım sistemleri, tuzlu su arıtma tesisleri ve atık su projeleri artırıldığında, atık suları çok düşük yatırım maliyetleri ile tarım alanlarında kullanabiliriz, sanayi kuraklık risklerine karşı daha dirençli hale gelir ve sürdürülebilir üretim mümkün olur” ifadelerini kullandı.