EKONOMİ/GAZİANTEP
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu ürünler, makarna, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk dört ayında 3,9 milyar dolarlık ihracat yaptı.
Miktar bazında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,7 gerilerken ihracat birim fiyatlarında dolar bazında meydana gelen yüzde 13,9’luk yükselişin etkisiyle, değer bazındaki düşüş yüzde 5,2 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 24 artışla 452,2 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 14,4 düşüşle 343,2 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Makarna ile tatlı bisküvi ve gofretler, ihracatı bu dönemde 300 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 456,6 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 28,2’lik düşüşün de etkisiyle Orta Doğu pazarında yüzde 15,7’lik düşüş kaydedildi. Dört aylık süreçte geçtiğimiz yıla göre yüzde 37,6 artışla 103,6 milyon dolar ihracat yapılan İran, Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatında ilk 7 ülke içerisinde yer aldı.
“Küresel darboğazdan, yerli üretim kalemizle çıkacağız”
TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel gıda piyasalarındaki makro gelişmeleri ve Türkiye’nin hububat, bakliyat ve yağlı tohum alanındaki tarımsal üretim beklentilerini değerlendirdi.
Tiryakioğlu şunları söyledi: “ABD’den Avustralya’ya, Karadeniz hattından Avrupa’nın önemli üretim havzalarına kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki kuraklık endişelerinin yanı sıra, gübre tedarikindeki sıkıntıların da etkisiyle buğday fiyatları son haftalarda ciddi bir yükseliş sürecine girdi. Tarımsal bir emtia olarak buğday vadeli işlemlerinin yükselişi, jeopolitik risklerin çok yüksek olduğu bu dönemde dünya gıda arzı üzerindeki belirsizliği derinleştiriyor. Bu küresel sarmal, üretici ülkeler için maliyet yönetimini her zamankinden daha kritik hale getirirken gıdaya erişim sıkıntısı yaşayan bölgelerin sorunlarını da artırıyor. Türkiye, dünyadaki bu olumsuz tabloyu yerli üretimin bereketiyle dengeleme avantajına sahip ülkelerden biri. Yılın ilk dört ayında uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşen yağışlar sayesinde topraklarımızın suya doymuş olması, buğday başta olmak üzere hububat rekoltelerine yönelik olumlu beklentileri artırıyor. Küresel fiyat oynaklıklarının yaşandığı bu süreçte, verimli hasat beklentimiz ve bunu işleyebilme gücüne sahip sanayi altyapımız, ülkemizi sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel gıda arz güvenliğini tahkim eden stratejik bir kale haline getiriyor.”
“Kamunun dengeleyici rolü, sürdürülebilir ihracatın teminatıdır”
Zorlu piyasa şartlarında kamunun ve ilgili kurumların sergilediği proaktif yaklaşıma vurgu yapan Tiryakioğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Yüksek finansman maliyetleri ve küresel lojistik darboğazların sanayicimizin operasyonel kabiliyetini zorladığı bir dönemdeyiz. Tam da bu noktada, Toprak Mahsulleri Ofisimizin piyasa dinamiklerini gözeterek yürüttüğü stok yönetimi ve zamanında yaptığı satış müdahaleleri, sektörün büyük güvencesi olmuştur. Enflasyonla mücadele hedefleri doğrultusunda gıda fiyatlarında istikrarı sağlamaya çalışırken, kamunun çiftçimizin artan maliyetlerini telafi etme yönündeki duyarlılığı güven iklimini desteklemektedir. Özel sektörün risk iştahını korumasına ve ihracat pazarlarındaki rekabetçiliğimizi sürdürebilmesine imkân tanıyan kamu-özel sektör iş birliği sayesinde, Türkiye’nin küresel gıda tedarik zincirindeki merkez konumunu daha da yukarılara taşıyacağımıza inanıyoruz.”