FİKRİ CİNOKUR/BURDUR
Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, gül üretiminin, Burdur'un sadece toprağında değil, tarihinde, kültüründe ve ekonomisinde de kök salmış bir miras olduğunu söyledi. Burdur’da 140 yıllık gül üretim geleneğinin bugün katma değerli üretim ve agro-turizmle geleceğe taşındığını belirten Gündüzalp, Ağlasun ilçesinde dört kuşak gül üretimi yapan Burdur Ticaret Borsası üyesi Yüksel Ertaş ve ailesini ziyaret etti.
Ailenin dördüncü kuşak temsilcileri Sefa Ertaş ve Mücahit Ertaş ile bir araya gelen Gündüzalp, geleneksel gül ve gül yağı üretimini kozmetik sektörüne taşıyan girişimcilik çalışmalarını yerinde inceledi. Gül bölgenin tarih ve kültürünü yansıttığını kaydetti.
Gülün Burdur için yalnızca tarımsal bir ürün olmadığını, aynı zamanda şehrin tarihini, kültürünü ve ekonomisini şekillendiren en önemli değerlerden biri olduğuna dikkat çeken Gündüzalp şöyle konuştu:
‘’Burdur ve Isparta'da gülcülüğün hikâyesi 1880'li yıllarda Osmanlı Devleti'nin teşvikleriyle başladı. O yıllarda yaklaşık 10 bin dönüme dikilen gül fidanlarıyla bölgemiz adeta bir gülistana dönüştü. 1908 yılında ise Anadolu'nun ilk sanayi tipi gül yağı damıtma tesisi Burdur'da kuruldu. Böylece üretimin katma değere dönüştüğü, ihracata uzanan büyük bir vizyonun temelleri atıldı."
Burdur agro-tarımda cazibe merkezi
Burdur'da yaklaşık 4 bin dekarlık alanda yağlık gül üretimi yapıldığını anlatan Gündüzalp, iklim koşullarına bağlı olarak yılda ortalama bin 500 ila 2 bin ton arasında yağlık gül üretildiğini belirterek, ‘’Bu da Türkiye üretiminin yaklaşık yüzde 8'ine karşılık geliyor. Burdur, bu üretimle Isparta'nın ardından Türkiye'nin ikinci büyük yağlık gül üretim merkezi konumundadır’’ dedi.
Gülün artık sadece tarım, kozmetik, sağlık ve gıda sektörlerinin değil, turizmin de önemli bir parçası haline geldiğine dikkat çeken Gündüzalp, lavanta üretimiyle birlikte düzenlenen hasat etkinlikleri, turlar ve deneyim odaklı organizasyonların Burdur'u agro-turizm alanında yeni bir cazibe merkezine dönüştürdüğünü belirtti.
Burdur Agro Turizm rotasında
‘’Kokuyu Takip Et’’ temasıyla hazırlanan Burdur Agro Turizm Rotaları Projesi hakkında da bilgi veren Gündüzalp, projenin yalnızca bir tanıtım çalışması olmadığını, Burdur'un tarımsal üretim mirasını turizmle buluşturan kapsamlı bir kalkınma modeli olduğunu bildirdi. Gündüzalp, şöyle devam etti:
‘’Gül ve lavanta bahçelerinden tarihi ve doğal güzelliklere, yöresel lezzetlerden el sanatlarına kadar Burdur'un sahip olduğu değerler tek bir rota altında ziyaretçilere sunulacak. Burdur'un üretim kültürünü, doğasını ve zengin turizm potansiyelini daha geniş kitlelere tanıtmayı hedefliyoruz.. Üreticilerimizin emeğini turizmle buluşturacak bu proje sayesinde kırsal kalkınmaya katkı sağlamayı, yerel ekonomiyi güçlendirmeyi ve ziyaretçilere Burdur'u deneyimleyebilecekleri özgün bir rota sunmayı amaçlıyoruz. Burdur'un gül ve lavanta kokan hikâyesini, şehrimizin tüm kültürel ve doğal zenginlikleriyle birlikte Türkiye'ye ve dünyaya anlatacağız."
En önemli hedeflerinden birinin 140 yıllık gülcülük mirasını korumak olduğunu anlatan Gündüzalp, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Üreticimizin alın terini korumak ve bir asır önce temelleri atılan 'Saf ve Kaliteli Gül' imajını dünya pazarlarında daha da güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dört kuşaktır gül üretiminin içinde yer alan Ertaş Ailesi, büyüklerinden devraldığı üretim kültürünü geleceğe taşıyor. Geleneksel gül ve gül yağı üretimiyle başlayan hikâyeleri, bugün dördüncü kuşakta gül parfümü, gül kremi, gül kahvesi ve birçok katma değerli ürüne dönüşmüş durumda. Ertaş Ailesi, Burdur'da yalnızca gül üretmekle kalmıyor; onu markalaştırarak yeni nesillere ve yeni pazarlara ulaştırıyor.’’