FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya 2026 yılında birçok uluslararası kongre ve toplantılara ev sahipliği yapacak. Bunlardan biri de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP31) Antalya toplantısı. Ancak, sivil toplum kuruluşları arasında COP31 Antalya’nın, kente sürekli değer katacak eser yaratılmasını isterken, turizmciler de bu konferansın Türkiye tanıtımı ve turizmi açısından önemli olduğunu söylüyor.
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, 2026 yılının Antalya için sıradan bir yıl olmadığını belirterek, Asya-Pasifik Tohumculuk Kongresi (APSA), Uluslararası Uzay Kongresi, Antalya Diplomasi Forumu ve COP31 gibi organizasyonlarla küresel ölçekte söz söyleme olanağı bulacağını kaydetti.
COP31’in ölçeği ve küresel etkisiyle Antalya açısından ayrı bir sorumluluk alanı oluşturduğunu ifade eden Çandır, şöyle devam etti:
‘’Geçmiş COP ev sahiplikleri önemli dersler sunmaktadır. COP28 ile Dubai, iklim diplomasisini ve Expo City altyapısını kalıcı bir değere dönüştürmüş, COP29 ile Bakü, iklim finansmanını küresel gündemin merkezine taşıyarak kentin uluslararası görünürlüğünü güçlendirmiş, COP30 ise Brezilya’da iklim, doğa ve biyoçeşitlilik başlıklarını dünya kamuoyunun odağına yerleştirmiştir. Antalya’da da COP31’e, sivil toplumun, meslek örgütlerinin, üniversitelerin, gençlerin ve özel sektörün dâhil olduğu ortak bir akıl ve yönetişim anlayışıyla yaklaşmak durumundayız. Çünkü COP31’in gerçek başarısı, zirve tamamlandıktan sonra kentimize ne bıraktığıyla ölçülecektir.’’
"Expo 2016 Antalya değer üreten merkez haline gelmeli"
Antalya için asıl başarının, COP31 sonrasında kentin havasını, suyunu, taşını, toprağını ve sahip olduğu tüm çevresel değerleri merkeze alan bir anlayışın kalıcı hâle gelmesi olduğunu vurgulayan Çandır, sözlerini şöyle sürdürdü.
‘’Atık sorunu yaşamayan, suyu etkin yöneten, dağına, taşına ve toprağına sahip çıkan bir yaklaşımın Antalya’da hâkim olması en büyük temennimizdir. Zirvenin uzun süredir atıl durumda bulunan Expo 2016 alanında yapılacak olması bu açıdan önemli bir fırsattır; ancak bu alanı yalnızca geçici bir organizasyon mekânı olarak değil, COP31 sonrasında da kente hizmet eden, değer üreten bir merkez olarak ele almalıyız. Bu merkez; çevre ve iklim temalı olabileceği gibi, eğitim, sağlık ya da tarım gibi farklı başlıklarda da şekillenebilir. Asıl mesele, Expo 2016 alanının hangi başlıkta ve nasıl bir katma değer üreteceğine Antalya’nın kent olarak birlikte karar verebilmesidir.’’
"Turizm ve ticarete katkı yapacak"
Antalya Valisi Hulusi Şahin de İl Koordinasyon Kurulunda yaptığı açıklamada, COP31’in Antalya’ya çok önemli katkılar sağlayacağını bildirdi. Vali Şahin, şunları kaydetti.
‘’Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan sonra dünyada düzenlenecek en büyük uluslararası etkinlik olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yalnızca EXPO Antalya 2016’da gerçekleşmeyecek. Belek’te, Aksu’da, Serik’te, Manavgat’ta, Alanya’da, Muratpaşa’da, kısacası bütün Antalya’da olacak. Bunun Antalya’ya dönüşü de son derece olumlu olacaktır. Otellerimiz G20 ile kendini kanıtladı, ardından Expo 2016 ile çok daha yüksek statülü misafirler ağırlamaya başladı. COP31 ise bunun bir üst seviyesi olacak ve turizmimize, ticaretimize çok önemli katkılar sağlayacak.”
2 milyar dolar gelir hedeflendi
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu ise COP31’in Antalya turizm açısından uluslararası bilinirliğin daha da pekiştirileceğini söyledi. COP31 Konferansından 2 milyar dolar gelir hedeflendiğini belifrten Saatçioğlu, şunları kaydetti.
‘’Bu konferans bir önceki yıl Brezilya’da yapılmıştı. Konferansın yapıldığı şehir ciddi bir ön hazırlık yapmış. Şimdi aynısı Antalya içinde yapılıyor. Antalya Valisi ve Şehircilik Çevre Bakanlığında da ciddi altyapı çalışması yapılıyor. Turizm sezon verimliliği uzayacak ve verimli geçecektir. Turizmci sezonun da uzaması için ciddi indirimler vererek uzattığı bir ay içinde olacağından şehire 80 bin katılımcı geleceğinden verimli geçecek. Bu yıl Ekim de verimli geçek. Uluslararası Uzay Kongresi olacak ve hareketli geçecek. 80 nin sadece Her şey dahil otellerde değil Antalya içindeki otellerde konaklama olacak ve kent esnafı da bundan payını alacak. Biz, her turlu hizmetimizi en iyi şekilde vermeliyiz. Antalya bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. 2 milyar Dolar gelir bekleniyor.’’
"Antalya’nın seçilmesi tesadüf değil"
Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ise Antalya’nın bir vitrin olmaktan öte kazanımlar alması gerektiğini söyledi. COP31 İklim Zirvesi ile tüm dünyanın gözünün Antalya’da olacağını ifade eden Karancı, şöyle devam etti.
‘’Birleşmiş Milletler İcra Heyeti’nin şehrimize gelmesi ve EXPO 2016 alanındaki ziyaretleri ile bu dev organizasyonun hazırlıkları resmen başladı. 193 ülkeden 80 bin misafir ağırlayacağız, otellerimiz dolacak, şehrimiz tanıtılacak... Ancak, COP31 bittiğinde, bu şehre gerçekten ne kalacak? Antalya zaten yılda 17 milyon turist ağırlayan marka bir şehir. Bizim sadece 80 bin yatak daha satmaya ya da şık bir toplantı salonu olarak anılmaya ihtiyacımız yok. Bizim, Antalya’nın geleceğini kurtarmaya ihtiyacımız var.’’
Antalya’nın iklim krizini en ağır şekilde yaşadığına dikkat çeken Karancı, yağmurların azaldığını, orman yangınlarının arttığını, Batı Akdeniz bölgesindeki göllerin de kuruduğunu anımsattı.
BM’nin COP31 için Antalya’yı seçmesi bir tesadüf olmadığını, bunun aslında ciddi bir farkındalık olduğunu dile getiren Karancı, ‘’Çünkü iklim değişikliğinin tokadını en sert yiyen yerlerden biri burasıdır’’ dedi.
"Antalya’nın hedefi iklim fonları olmalı"
Dünyada iklimle mücadele için ayrılmış milyarlarca dolarlık devasa fonlar olduğuna dikkat çeken Mustafa Karancı, şöyle devam etti:
‘’COP31 masasında sadece diplomatik konuşmalar değil, Yeşil İklim Fonu (GCF), Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu (GEF) gibi mekanizmalar aracılığıyla tahsis edilen 100 milyar dolarlık finansmanın kime, nasıl aktarılacağı konuşulacak. Bizim derdimiz otel konaklama bedelleri değil, bu dev fonlardan Antalya’nın hakkı olan payı almasıdır’’
"İklim ve afet direnç merkezi kurulmalı"
Antalya’nın alması gereken kaynakların, gösterişli beton projelere değil, şehri koruyacak bir akla harcanması gerektiğini anlatan Karancı, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Antalya’da uluslararası statüde ‘İklim ve Afet Direnç Merkezi’ kurulması temel talebimiz olmalıdır. Bu merkez, Antalya'nın veritabanını dijitalleştirerek, 'Dijital Kent İkizi' oluşturmalı. Felaket sonrası değil felaket öncesinde öngörüleri ile tarımımızı, suyumuzu ve turizmimizi kurtaracak bilimsel rotalar çizebilmelidir. Sonuç olarak, COP31 Antalya için sadece şık bir ağırlama töreni olarak kalmamalıdır. Bu zirve, Antalya’nın afetlere karşı zırh kuşandığı, bilim ve mühendislikle yeniden planlandığı bir dönüm noktası olsun. Antalya sadece bir vitrin değil, dirençli bir geleceğin kalesi olsun istiyoruz.’’