UBER Chief Business Officer’ı (CBO-Baş İşletme Sorumlusu) Madhu Kannan, Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) “19. Türkiye Yatırım Konferansı” kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında New York’taki Türk Evi’nde gerçekleşen “Yuvarlak Masa Toplantısı”nda söz aldığında Türkiye’den memnuniyetini dile getirdi:
- Türkiye’de faaliyette olduğumuz için çok memnunuz. Mayıs 2025’te “Trendyol Go”yu (TGo), Haziran 2026’da da “Getir Yemek”i satın alarak Türkiye’deki işlerimizi büyüttük. Büyümeye devam edeceğiz. Yakın dönemde yeni yatırımlar yapacağız.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki TAİK’in davetiyle gittiğim New York’tan döndükten birkaç gün sonra İstanbul’a ilk kez gelen Uber’in Operasyondan Sorumlu Başkanı Andrew Macdonald’la “Uber Eats TGo Ofisi”nde buluştum.
Macdonald’a Uber’in Türkiye’ye ilk geldiği günleri anımsattım:
- Uber, Türkiye’ye 2014 yılında geldi. Taksilerin yanı sıra başka araçları da kapsama alınca taksicilerin tepkisiyle karşılaştı. Duraklama dönemi yaşadı. Sonra tekrar dönüş yaptı, satın almalarla büyümeye başladı. Bu büyüme heyecanının kaynağı nedir?
Macdonald, Türkiye’nin Uber için çok önemli bir pazar olduğunu belirtti:
- 10 yılı aşkın süredir Türkiye’de mobilite alanında faaliyet gösteriyoruz. Bugün Türkiye’deki işlerimizi “teslimat” tarafına da genişlettik. Böylece Türkiye’de varlığımızı daha ileri taşıyoruz.
Mobilite tarafında lisanslı taksilerle çalışmaya odaklandıklarını vurguladı:
- Teknolojimiz aracılığıyla taksicilerin daha fazla yolcuya ulaşmasına ve kazanç fırsatlarını artırmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Bu yalnızca Türkiye’de değil, global olarak da Uber’in önceliklerinden biri.
ABD’den Japonya’ya kadar birçok pazarda taksi sektörü için farklı modeller ve yenilikler geliştirdiklerini kaydetti:
- Türkiye, bu alanda bizim için bir başarı hikayesi. Lisanslı taksilerin Uber platformunu benimsemesi ve teknolojinin taksi deneyimini hem sürücüler hem de yolcular için dönüştürmesi açısından Türkiye, global ölçekte öne çıkan pazarlarımızdan biri.
Türkiye’de 43 şehirde faaliyet gösterdiklerini kaydetti:
- 60 binden fazla taksi Uber platformunda aktif olarak çalışıyor. Taksi birlikleriyle, ekosistemin farklı oyuncularıyla da yakın çalışıyoruz. Yakın zamanda İstanbul Havalimanı Taksi Birliği ile işbirliğini hayata geçirdik.
Kısa süre önce “BinBin” ile taksi ekosisteminin modernizasyonuna yönelik bir iyi niyet anlaşması imzaladıklarını aktardı:
- Buradaki amacımız Türkiye’nin elektrikli mobilite hedefleriyle de uyumlu şekilde, taksilerin elektrikli araçlara geçişini desteklemek ve sektörün teknolojik dönüşümüne katkıda bulunmak.
Yatırım heyecanı ile ilgili yineledim, Andrew Macdonald, Türkiye’deki potansiyele işaret etti:
- Türkiye’nin büyüme potansiyeli, önemli turizm destinasyonu olması, genç nüfus, büyük şehir merkezleri ve ekosistemdeki yüksek enerji. Bunlar, Türkiye’ye yatırım isteğimizi artırıyor.
Trendyol Go’yu alırken Türkiye’nin bu özelliklerini dikkate aldıklarının altını çizdi:
- Türkiye’deki potansiyel bizim global önceliklerimizle örtüşüyordu. Teslimat sektörü bizim büyüyen önceliklerimizden biri.
Trendyol Go’nun alımı sonrasındaki duygularını paylaştı:
- Trendyol Go ekibiyle tanıştıktan sonra da buradaki yetenek, özellikle kuryeler ve platformdaki restoranlar için geliştirdikleri başarılı modeller bizi daha da ileri gitmek konusunda heyecanlandırdı ve yeni adımlar atmamızı sağladı.
Getir Yemek alımının da bunun sonucu olduğunu irdeledi:
- Burada yapmak istediğimiz, mevcut know-how’ımızı ve teknolojimizi yerel deneyim ve başarı örnekleriyle birleştirerek ekosisteme daha fazla katkı sağlamak.
Geçen yıl 200 milyon dolarlık yatırım duyurduklarına dikkat çekti:
- Bu yatırımı 2033 yılı sonuna kadar 500 milyon dolara çıkarma kararı aldık. Aynı zamanda 180 kişiyle başlayacağını duyurduğumuz teknoloji merkezimizi de iki katından fazla büyütüyoruz.
Teknoloji merkezi konusunu biraz daha açtı:
- Hem “mobility” hem de “delivery”, yani ulaşım ve teslimat tarafındaki ekiplerimizi bir araya getireceğimiz yeni merkez yaratıyoruz. Mühendislerimiz ve diğer ekiplerimiz aynı çatı altında olacak. Bununla birlikte yeni bir ofis yatırımı da yapıyoruz. Bu yatırım Maslak’ta olacak.
Uber, Türkiye’ye 2014 yılında “Uber Taksi” ve “UberXL” uygulamasıyla girdi. “UberXL” tarafı daha fazla öne çıkınca taksiciler, “haksız rekabet” davası açtı. Uber, o dönemde duraksamak zorunda kaldı.
Derken Uber, davayı kazandı ama Türkiye’de “UberXL” tarafını durdu, taksicilerle çalışma yolunu seçti. 2021 yılından itibaren kolları sıvadı, taksi tarafında büyüdü…
Ekonomide yaşanan sıkıntıların tüm sektörleri sardığı bir ortamda Uber’in 500 milyon dolarlık yatırım açıklaması, uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir “işaret fişeği” etkisi yapacak gibi görünüyor…
Organik büyüme bizi heyecanlandırıyor ama fırsatlara da bakarız
UBER’in Operasyondan Sorumlu Başkanı Andrew Macdonald’a 500 milyon dolarlık yatırımın detaylarını sordum:
- 500 milyon dolarlık yatırım sadece organik büyüme için mi olacak, satın alma da yapacak mısınız?
Şu yanıtı verdi:
- 500 milyon dolarlık yatırım organik büyümeye dönük olacak. Bu bütçenin kapsamında şirket satın alma yer almıyor.
Şu noktanın altını çizdi:
- Teknoloji merkezimizdeki ekip sadece Türkiye için değil, Uber’in global ölçekte hem mobilite hem teslimat tarafındaki ürünlerinin geliştirilmesine destek verecek. Yani, İstanbul bizim global teknoloji merkezlerimizden biri olacak.
Türk mühendislerin Uber’in dünya genelindeki ürünlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını kaydetti:
- Bizim bünyemizde Toronto’da (Kanada) çalışan Türk mühendisler var. Onlar İstanbul’da teknoloji merkezi kuracağımızı duyunca, “Bir gün biz de Türkiye’de çalışabilir miyiz?” diye sormaya başladılar. Ben de, “Neden olmasın?” cevabı verdim.
Trendyol Go ve Getir Yemek alımında olduğu gibi inorganik büyümeyi sürdürmeyi düşünüp düşünmediklerini merak ettim, anlattı:
- Şu anda organik büyüme bizi heyecanlandırıyor. Tabi ki her zaman fırsatlara açığız. Odağımız şu anda organik büyümede. Zaman ne gösterir bilinmez.
Macdonald, teknoloji merkezlerinin bulunduğu kentleri sıraladı:
- New York, San Francisco, Seattle, Sao Paulo, Toronto, Santiago, Amsterdam, Aarhus, Haydarabad, Bangalore… Bu merkezlerde çalışan mühendisler Uber’in yenilikçi ürün ve çözümlerini geliştiriyor.
İstanbul’a işaret etti:
- İstanbul da bu merkezler arasında yerini alacak.
Her pazarda olduğu gibi fırsatlar ve zorluklar bir arada
UBER’in Operasyondan Sorumlu Başkanı Andrew Macdonald’a Türkiye’de karşılaştıkları sıkıntıları da sordum, şu yanıtı verdi:
- Her pazarda olduğu gibi Türkiye’de de fırsatlar ve zorluklar var. Genel olarak baktığımızda Uber’in getirdiği teknoloji, güvenlik ve yenilikçi yaklaşım ile taksi sektörünün gücü bir araya geldiğinde gerçekten güçlü bir ekosistem ortaya çıkıyor.
Regülasyonlar üzerinde durdu:
- Fiyatlandırma ve farklı seçenekler sunma konusunda gerekli esnekliği sağlayan regülasyonlar da önemli. Doğru koşullar oluştuğunda, taksi ve Uber’in birlikte çalışması hem kullanıcılara daha iyi bir deneyim sunuyor hem de taksicilere daha fazla kazanç fırsatı yaratıyor.
Uber ve taksi sektörünün birlikte hareket etmesinin güvenlik standartlarını da daha ileri taşıdığını vurguladı:
- Güvenlik bizim için en öncelikli konulardan biri. Güvenlik bizde yolculuk başlamadan önce devreye giriyor. Taksiciler platforma başvurdukları andan itibaren, kayıt sürecinde talep ettiğimiz birçok belge ve gerçekleştirdiğimiz kontroller var.
Güvenliğin yolculuk sırasında da devam ettiğine dikkat çekti:
- Örneğin PIN özelliği ile doğru araç ve sürücüyle eşleştiğinizi doğrulayabiliyor ya da yolculuğunuzu sevdiklerinizle paylaşabiliyorsunuz. Burada sadece yolcuların değil, sürücülerin güvenliği de bizim için çok önemli.
Türkiye’de daha yolun başında sayılırız
UBER’in Operasyondan Sorumlu Başkanı Andrew Macdonald’tan Türkiye’nin Uber için dünyadaki yerini sordum, diğer pazarlarla karşılaştırmasını istedim, şöyle yanıtladı:
- Türkiye’nin nüfusu, turizme yapılan yatırımlar, genç nüfus ve pazarın dinamizmi açısından müthiş bir potansiyel görüyoruz. Aslında burada daha yolun başındayız. Yaptığımız ve yapacağımız yatırımlar gördüğümüz potansiyelin sonucu.
Önlerinde hayata geçirecekleri çok şey olduğunu belirtti:
- Özellikle perakende sektörünün potansiyelini de düşündüğümüzde, Türkiye’de bizim için oldukça heyecan verici bir dönemdeyiz.
