EKONOMİ/ANKARA
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile ABD Ticaret Odası (USCC) Yuvarlak Masa Toplantısına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, iki ülkenin ilişkilerinin gelecek dönemde kritik önem taşıdığını vurguladı.
Ankara’daki TOBB Genel Merkezinde yapılan toplantıda konuşan Yılmaz, savaş sonrası ortamdaki belirsizliklere işaret etti ve ABD’li iş insanlarına seslenerek, “Savaş sonrası yeni bir bölgesel ortam, yeni şartlar bekliyor bizi. Yeni dinamikler devreye girecek. Bu ortamda istikrarını, güvenli liman vasfını koruyan, önemli değerleri olan bir ülke olarak çok önemli fırsatlarımız, imkanlarımız olduğuna inanıyoruz. Bu yaşananlar kısa vadede olumsuz etkiler yapsa da orta vadede Türkiye için önemli bir perspektif, önemli imkanlar getirmektedir. İstanbul Finans Merkezi başta olmak üzere oluşan bu yeni imkanları değerlendirmek için de hükümet olarak hazırlık içindeyiz. Önümüzdeki günlerde sizleri de şaşırtacak bazı yeni açılımlar yapabiliriz. Türkiye'nin bu yeni ortamdan faydalanmasına dönük bazı önemli adımlar, yine yatırımcı dostu adımlar atmayı planlıyoruz. Bunun hazırlıklarını yapıyoruz." dedi.
Dengeli ticaret, CAATSA yaptırımları
İki ülke arasındaki ticaret hacminin 39 milyar Dolara yaklaştığını ancak 100 milyar dolarlık hedef olduğunu belirten Cevdet Yılmaz, mevcut eğilimin ilerleme yönünde olduğunu ancak Türkiye aleyhine gelişen bir yapı gözlendiğini, daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına önem verdiklerini söyledi. Çözüm olarak çeşitlendirme ve katma değeri yüksek alanlara yönelmeyi hedeflediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye ile ABD arasında enerji, savunma, yapay zeka, uydu, iletişim, finansal teknolojiler, dijital ekonomi ve siber güvenlik gibi birçok alanda güçlü bir işbirliği potansiyeli olduğuna inanıyoruz. Özellikle enerji alanında, LNG ithalatının yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması işbirliğimizin çeşitlenmesi açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Savunma sanayisinde geliştirilecek işbirliklerinin mevcut potansiyeli çok daha ileri bir noktaya taşıyacağına inanıyoruz. Bu noktada iki dost müttefik ülke olarak CAATSA yaptırımları konusunda ilerlemeler beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Bu konularda iş dünyasının sonuç odaklı yaklaşımının da büyük katkılar sunacağına inanıyorum. Halkbank konusunda son derece memnuniyet verici ilerlemeler sağlandı. Aynı şekilde diğer konularda da ilerlemeler sağlanmasını gönülden temenni ediyoruz. Bu yönde birlikte çalışmaya devam etmeliyiz. Savunma sanayisinde daha güçlü bir işbirliği zemininin oluşması, ihracat kontrollerine ilişkin süreçlerin daha yapıcı bir anlayışla ele alınmasıyla birlikte gelecektir.”
Cevdet Yılmaz, Türk firmalarının ABD’ye yaptığı doğrudan yatırımların başarılarını vurgularken, ABD’nin küresel çapta 8 trilyon dolara ulaşan doğrudan yatırımlarından Türkiye’nin aldığı payın potansiyelinin altında olduğunu kaydetti.
ABD’den ticaret alanında hakkaniyetli adım bekleniyor
Cevdet Yılmaz, ABD’ye yönelik ticaret politikalarında olumlu adımlar attığını hatırlatarak, ABD tarafından, özellikle Türkiye’nin ikili ticarette açık verildiği göz önünde bulundurularak, hakkaniyetli bir yaklaşım beklediklerini, ilave tarifelerin gözden geçirilmesi, makul seviyelere çekilmesinin beklendiğini söyledi.
"Savaş bütçeye biraz yük gelecek, aslolan program"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin ortaya koyduğu ekonomik programın kararlılıkla uygulanmaya devam ettiğini söylediği konuşmasında, bölgedeki savaşların etkisine değindi. “Orta Vadeli Programımız var. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesiyle ve etkin bir koordinasyonla kararlı bir şekilde hayata geçirmeye devam ediyoruz. Küresel ve bölgesel şartların çok elverişli olduğunu söyleyemem” diyen Cevdet Yılmaz, programın doğru istikamette olduğunu, dış faktörlerin geçici etkilerinin olabileceğini ancak hedeflere er veya geç ulaşılacağını söyledi. Yılmaz, “Enerji üzerinden, lojistikte, gübre gibi kritik ham maddelerde önemli etkileri var. Türkiye olarak bu konularda bir arz sıkıntısı yaşamıyoruz. Tedarik sistemleri çeşitlendirilmiş bir ülke olarak hiçbir konuda bir arz sıkıntımız yok. Ama fiyatlardan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de etkileniyor. Fiyat etkilerini de sınırlamak için gayret ediyoruz. Bütçemize biraz yük alma pahasına enflasyon üzerinde bu etkileri sınırlamaya dönük bir çaba içinde olduğumuzu söyleyebilirim. Kısa vadede tüm dünya gibi biz de elbette bu savaştan olumsuz etkileniyoruz” diye konuştu.
Hisarcıklıoğlu: Küresel tedarikte yakın kıyı ve dost desteği zorunlu hale geldi
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da etkinlikteki konuşmasında, küresel tedarik zincirlerinin yeniden kurulduğunu hatırlatarak, near-shoring (yakın kıyı desteği) ve friend-shoring (dost desteği) kavramlarının zorunlu hale geldiğini söyledi. Türkiye ve ABD’nin ticaretinin cesaret verici olmakla birlikte, ticaretin ötesine geçmesi gerektiğini işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Türkiye, coğrafyası, sanayi altyapısı ve insan kaynağıyla bu yeni paradigmanın merkezinde yer almaktadır. ABD ile daha güçlü ekonomik ortaklık kurmak istiyoruz ama bu ortaklık sadece ticaret rakamlarından ibaret olmamalı. Bugün ulaştığımız ticaret hacmi, bizleri cesaretlendirmektedir. 100 milyar dolarlık ticaret hedefimize ulaşmak için güçlü bir ivme yakaladık ancak bu büyümeyi sürdürülebilir kılmak, daha dengeli bir yapıya kavuşturmak zorundayız” dedi.
Birlikte üretme, teknoloji geliştirme, büyümeye odaklı bir işbirliği çerçevesi sunan Rifat Hisarcıklıoğlu, sayısal teknolojilerde işbirliği, LNG ticaretinin yenilenebilir enerji alanına taşınması, savunma sanayii, sayısal teknolojilerdeki mevcut ulaşılan seviyenin ABD ile birlikte daha ileri taşınabileceğini vurguladı.
Rifat Hisarcıklıoğlu da ABD’nin CAATSA yaptırımlarından duyulan rahatsızlığı vurgularken, ABD’nin tek taraflı ticari engellere dikkat çekerek, “Eğer gerçekten daha büyük bir ortaklık hedefliyorsak, bu engelleri birlikte aşmalıyız” diye konuştu.
USCC Bünyesindeki Türkiye İş Konseyi Başkanı, ABD’de yatırımları bulunan Chobani Üst Yöneticisi (CEO) Hamdi Ulukaya da “Sadece Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen Amerikan şirketleri değiliz biz. Aynı zamanda ABD'de yatırım yapan Türk şirketleriyiz. ..ABD-Türkiye ilişkisinin iyi gitmesi bölge ve dünya için iyi, ben rolüm gereği elimden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğim, bu ilişkileri daha iyiye taşımaya çalışacağım, 'Belki Türkiye'de bir yatırım yapmalıyım' diye de düşünmeye başladım” dedi.