İMAM GÜNEŞ
Hafta başında AK Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu torba yasa teklifinde kurumlar vergisi oranlarında önemli indirimler öngörülmüştü. Ancak iş dünyası temsilcileri, mevcut ekonomik konjonktürde temel sorunun vergi oranlarından çok; yüksek finansman maliyetleri, enerji ve işçilik giderleri ile kur baskısı nedeniyle zayıflayan rekabet gücü olduğuna dikkat çekti.
Süreçte yaşanan yeni gelişmeyle birlikte, ilk düzenlemede ihracatçılara yönelik planlanan vergi indirimi modeli komisyon aşamasında verilen önergeyle değiştirildi. İlk teklifte imalatçı-ihracatçıların ihracat gelirlerine yüzde 9, diğer ihracatçı kurumların kazançlarına ise yüzde 14 oranında kurumlar vergisi uygulanması öngörülüyordu. Ancak komisyonda kabul edilen önergeyle bu modelden vazgeçildi. Yeni düzenlemeye göre yalnızca sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim faaliyeti yürüten kurumların üretimden elde ettiği kazançları ile zirai üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yüzde 12,5 oranında kurumlar vergisi uygulanacak.
EKONOMİ’ye konuşan iş dünyası temsilcileri, birçok ihracatçı firmanın bugün kârlılık üretmekte zorlandığını, bu nedenle vergi avantajlarının sahada beklenen etkiyi oluşturmasının kolay olmadığını ifade etti. İş dünyası, üretim ve ihracatta sürdürülebilir büyüme için maliyetleri azaltacak, finansmana erişimi kolaylaştıracak ve sanayinin rekabetçiliğini artıracak daha kapsamlı yapısal reformların öncelikli ihtiyaç olduğunu vurguladı.
“Rekabet gücünü artıracak destekler devreye alınmalı”
Devletin ihracatı destekleme yönünde bir iradesinin olduğunu aktaran İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Vefa İbrahim Aracı, gündeme gelen kurumlar vergisi indiriminin de erken hayata geçirilmesinin daha güçlü bir etki yaratabileceğine dikkat çekti. Bugün birçok firmanın finansal açıdan zorlandığını ve kârlılığın ciddi şekilde baskı altında olduğunu vurgulayan Aracı, “Vergi indiriminin gündem olmasının ihracatçıya moral ve motivasyon sağlama açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bu dönemde firmaların ihracata yönelimi artıyor. Bu süreçte ilave destekler de önemli. Rekabet gücünü artıracak desteklerin devreye alınması daha güçlü bir etki oluşturacaktır.”
“İthalat baskısı artıyor, sanayicinin rekabet gücü desteklenmeli”
Sanayicinin önceliğinin kâr değil, rekabetçi ve sürdürülebilir bir yatırım ortamı olduğunun altını çizen Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Bu nedenle ek adımlar gereklidir. İthalatın cazip hale gelmesi ve kurun enflasyonun altında kalması, ihracatçının gücünü zayıflatmaktadır. Düzenlemenin kalıcı etkisi için finansal piyasalardaki tıkanıklıkların giderilmesi şarttır. Özellikle YP kredi kısıtları ve yüksek komisyonlar doğal hedge imkânını sınırlarken, YP kredilerdeki dar istisnalar finansmana erişimi zorlaştırmaktadır. Artan ithalat baskısına karşı tüm araçların sanayicinin rekabet gücünü destekleyecek şekilde bütüncül kurgulanmasını bekliyoruz” diye konuştu.
“En az 2-3 yıl vadeli işletme kredilerine erişim sağlanmalı”
Vergi indirimi çalışmasının devletin ihracatçıya destek verme iradesini ortaya koyduğunu söyleyen İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçı Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, devletin burada alacağı vergiden bir ölçüde feragat ederek ihracatçıya katkı sağlamaya çalıştığını kaydetti. Ancak mevcut tabloda ihracatçının temel sorununun vergi yükü değil, kârlılık eksikliği olduğuna dikkat çeken Taycı, şu ifadeleri kullandı:
“Keşke firmalar yeterli kâr elde edebilse de vergi planlamasını konuşabilseydik. Bugün birçok firma bırakın kâr etmeyi, zararına üretim yapıyor. Firmalar bugün çeklerini, senetlerini ve çalışan maaşlarını ödemekte zorlanıyor. Artık kâr etmekten ziyade yükümlülüklerini zamanında yerine getirebilme kaygısı öne çıkmış durumda. Böyle bir ortamda vergi indiriminin kısa vadede somut etkisi sınırlı kalıyor. İhracatçının asıl ihtiyacı sürdürülebilir nakit akışı, güçlü finansman yapısı ve rekabet gücünü koruyacak desteklerdir. Bu çerçevede uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkanlarına acil ihtiyaç duyuyoruz. Üretici ihracatçıların en az 2-3 yıl vadeli işletme kredilerine erişimi sağlanmalı. Bunun yanı sıra SGK primlerinde kolaylıklar, döviz bazlı finansman imkanları, iç ve dış navlun destekleri ile yabancı işçi istihdamına yönelik esneklikler büyük önem taşıyor.”
“İhracatçının ihtiyacı yapısal ve makro düzeyde çözümlerdir”
İstanbul Mobilya Kağıt ve Ağaç Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Özkan ise, “Bu düzenlemenin gündeme gelmesini zamanlama açısından geç kalınmış bir adım olarak değerlendiriyorum. Bugün firmalar kâr etmeyi bırakmış, ciddi şekilde zarar eden bir yapıya sürüklenmiş durumda. Böyle bir dönemde vergi indiriminin etkisi doğal olarak sınırlı kalacaktır. Çünkü ortada vergilendirilecek bir kazanç yok. Kârın olmadığı bir yerde vergi oranının yüzde 9 ya da yüzde 25 olması pratikte bir fark yaratmıyor. Zamanında devreye alınmış olsaydı çok daha güçlü bir etki oluşturabilirdi. Döviz kazandırmak giderek zorlaşıyor. Bu nedenle mevcut desteklerin de etkisi sınırlı kalıyor. İhracatçının ihtiyacı kısa vadeli düzenlemelerden ziyade daha kapsamlı, yapısal ve makro düzeyde çözümlerdir” dedi.
‘İstihdam desteği 5 bin TL’ye çıkarılsın’ önerisi
Vergi indirimi konusunun olumlu ancak mevcut koşullar için yeterli olmadığını dile getiren İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkan Yardımcısı Ahmet Öksüz, “İçinde bulunduğumuz dönemde temel sorun kârlılık değil, maliyet baskısı. Bu nedenle öncelik, ihracatçının maliyetlerini aşağı çekecek uygulamalara verilmeli. Özellikle istihdam destekleri bu açıdan kritik önem taşıyor. Halihazırda uygulanan desteklerin artırılması, örneğin 3 bin 500 TL olan mevcut tutarın en azından 5 bin TL’ye çekilmesi ihracatçıya doğrudan katkı sağlayacaktır. Kur ve maliyet dengesi gözetilerek ihracatçının gelir yaratması sağlanabilirse, vergi yükümlülüklerini yerine getirmek zaten mümkün olacaktır” diye konuştu.
“Kâr edemeyen firmalara desteklerde öncelik verilmeli”
Mevcut koşullarda vergi indiriminin etkisinin sınırlı olacağını vurgulayan Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, şöyle devam etti: “Bugün ihracatçı kesimi ciddi bir kârlılık sorunu yaşıyor. Kârın olmadığı bir ortamda vergi de doğal olarak oluşmuyor. Dolayısıyla vergi indirimi ancak kazanç elde eden firmalar için anlam ifade eder. Esas odak noktası, karlılık yaratamayan ve zorlanan ihracatçıların desteklenmesi olmalıdır. Kar edemeyen firmalara güçlü ve doğrudan destek mekanizmaları sağlanması çok daha kritik bir ihtiyaçtır.”