
Japonya’nın yenini savunmak için attığı adım, artık yalnızca Tokyo’nun para politikası meselesi olmaktan çıktı. Washington’un desteğiyle döviz piyasasında başlayan operasyon, küresel sermaye hareketlerinin yönüne ilişkin yeni bir riske dönüştü. Yenin dolar karşısında yaklaşık 40 yılın en düşük seviyesine, 164 seviyesine yaklaşmasının ardından Japonya’nın yaklaşık 53 milyar dolarlık müdahalede bulunduğu tahmin edilirken, ABD’nin de yen alımına katılması piyasalarda soru işaretleri doğurdu.
ABD, Tokyo’nun tahvil satışından ürktü
Washington’un müdahalesinin arkasında yalnızca Japonya’ya destek verme isteğinin bulunmadığı düşünülüyor. Analistlere göre ABD’nin asıl kaygılarından biri, Japonya’nın yeni desteklemek için büyük miktarda ABD Hazine tahvili satmak zorunda kalması ve bunun Amerikan tahvil piyasasında yeni bir satış dalgası yaratması. Japonya dünyanın en büyük yabancı ABD tahvili sahiplerinden biri olduğu için böyle bir hareket, Washington’un borçlanma maliyetlerini ve küresel faizleri doğrudan etkileyebilir.
Asıl korku Japon sermayesinin eve dönüşü
Piyasaların asıl korkusu müdahalenin kendisinden çok, yenin kalıcı biçimde güçlenmesi halinde Japon sermayesinin rotasını değiştirmesi. Japonya yıllarca dünyanın en ucuz fonlama merkezlerinden biri oldu.
Japon tahvil getirisi rekor seviyede
Bugün ise denklem tersine dönmeye başlıyor. Japonya Merkez Bankası politika faizini yüzde 1’e çıkarmış durumda; ABD’de faizler yüzde 3,50-3,75 aralığında olsa da Japonya’daki uzun vadeli tahvil getirileri hızla yükseliyor. Üstelik Japonya’nın 40 yıllık tahvil getirisi yüzde 3,689 ile rekor kırarken, 30 yıllık tahvil getirisi de yüzde 2,9 seviyelerine çıktı.
Bu tablo, Japon yatırımcı açısından yurtdışına para göndermenin cazibesini azaltıyor. Daha yüksek Japon tahvil getirileri ve güçlenen yen, bir yandan yeni yatırımların Japonya’ya dönmesini teşvik ederken diğer yandan geçmişte yen üzerinden kurulmuş pozisyonların kapatılmasını beraberinde getirebilir.
9,5 milyar dolarlık pozisyon alarmı
Piyasanın neden bu kadar hassas olduğunun en çarpıcı göstergelerinden biri hedge fonlarının pozisyonları. Bloomberg verilerine göre, 28 Temmuz itibarıyla küresel hedge fonları yenin zayıflaması yönünde 124.575 kontrat, yaklaşık 9,5 milyar dolarlık pozisyon taşıyordu. Bu rakam haziran ayındaki rekor seviyeye yakın ve 2007’den bu yana görülen en yüksek seviyelerden biri. Dolayısıyla müdahale yenin güçlenmesini hızlandırırsa yatırımcılar yalnızca yeni pozisyon açmak zorunda kalmayacak; mevcut kısa yen pozisyonlarını da kapatmak zorunda kalacak.
155 seviyesindeki yen yeni savaş alanı
Yen müdahalenin ardından 157 seviyelerine kadar güçlenirken, piyasanın yeni kritik eşiği 155 yen/dolar olarak öne çıkıyor. Nikkei’nin değerlendirmesine göre yenin 200 günlük hareketli ortalaması olan 158 seviyesinin üzerine çıkması, teknik görünümü de değiştirdi. Yetkililerin yeni müdahaleleri özellikle 155 seviyesi çevresinde yoğunlaştırıp yoğunlaştırmayacağı izleniyor.
Müdahale devam edebilir
BOJ Başkanı Kazuo Ueda’nın faiz artırımlarını hızlandırabileceği mesajı ve piyasaların ekim toplantısında 25 baz puanlık faiz artışına yaklaşık yüzde 90 olasılık vermesi, döviz müdahalesi ile para politikasının artık aynı hedefe yöneldiğini gösteriyor.
Washington tahvil piyasasını korumak istiyor
ABD’nin operasyona katılması bu açıdan kritik. Japonya’nın yen alımını finanse etmek için ABD tahvili satması halinde, tahvil fi yatları düşerken getiriler yükselebilir. ABD 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi yıl başından bu yana yaklaşık 57 baz puan yükselmiş durumda. Küresel borçlanma maliyetlerinin zaten yüksek olduğu bir dönemde yeni bir Japon satış dalgası, ABD tahvil piyasasındaki baskıyı artırabilir. Bu nedenle Tokyo’nun gelecekteki müdahalelerde Fed’in FIMA repo mekanizmasını kullanarak dolar likiditesi sağlaması özellikle dikkat çekiyor. Bu yöntem Japonya’nın doğrudan Hazine tahvili satmadan müdahale için dolar elde etmesine olanak tanıyor.
3 trilyon dolarlık Japon sermayesi kritik önemde
Japonya’nın net dış varlıkları 2024’te 533,05 trilyon yen, yaklaşık 3,7 trilyon dolar ile rekor seviyeye çıktı. Japon yatırımcıların ABD Hazine tahvilleri, Avrupa devlet tahvilleri, şirket tahvilleri ve küresel hisse senetlerinde devasa pozisyonları bulunuyor. Bu nedenle Japonya’da faizlerin yükselmesi yalnızca Tokyo piyasasını değil, küresel sermayenin maliyetini ve yönünü değiştirebilecek kapasiteye sahip.
Carry trade çözülebilir endişesi
Yıllarca düşük faizli yenle borçlanıp daha yüksek getirili varlıklara yatırım yapan küresel yatırımcıların pozisyonlarını kapatması, yen talebini artırırken riskli varlıklardan çıkışı hızlandırabilir. Özellikle ABD teknoloji hisseleri, gelişmekte olan piyasalar ve yüksek borçluluk taşıyan varlıklar baskı altında kalabilir. 2024’teki carry trade çözülmesinin Asya borsalarında yarattığı sert satış, piyasanın halen hafızasında.