İMAM GÜNEŞ
Türk ihracatçısının küresel rekabet gücünü korumakta zorlandığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile PwC Türkiye’nin hazırladığı “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” raporuyla ortaya konuldu. Toplam ihracatın yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştiren dokuz sektörü kapsayan çalışma, maliyetlerin kurdan hızlı arttığını, fiyatlama kabiliyetinin zayıfladığını ve bunun pazar kayıplarına yansıdığını gösterdi. Rapora göre, 2019- 2025 döneminde Türkiye’de yıllık ortalama enflasyon yüzde 38,1 olurken, rakip ülkelerin hiçbirinde yüzde 8’e ulaşmadı. Türkiye’nin dünya ihracatındaki payı Mayıs 2024’teki yüzde 1,08’den Haziran 2026’da yüzde 0,98’e geriledi. Rekabetçiliğin güçlendirilmesi için dokuz sektöre 189 politika adımı önerildi.
Raporu açıklayan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, çalışmanın ekonomi yönetimiyle paylaşılacağını belirterek, fiyat rekabetçiliğindeki aşınmanın üretim ve ihracat açısından kritik bir noktaya ulaştığını söyledi. Gültepe, “Fiyat rekabetçiliği artık kördüğüm haline geldi. Eğer bu sorunu çözemezsek rakiplerimizle aramızdaki fark daha da açılacak. Sanayiyi bırakmamamız gerekiyor. Bizim 27 sektörümüzün tamamına ihtiyacımız var” dedi. Mustafa Gültepe, bu sektörlerin hepsinin güçlü olması gerektiğinin altını çizdi.

Üretim maliyetleri kurdan hızlı arttı
Otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir ve demir dışı metaller ile mobilyanın incelendiği raporda, 200’den fazla ürün grubu ve 20’yi aşkın rakip ülkenin verileri karşılaştırıldı. Dokuz sektörün 2025’te 166 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiği belirtilirken, dokuz çalıştayda 200’den fazla paydaşın görüşü alındı.
Rapora göre, 2019’dan Eylül 2026’ya kadar enerji fiyatları yaklaşık 15, asgari ücret 13, hammadde ve ara malı fiyatları 12 katına çıkarken, dolar/TL kuru yaklaşık 9 katına yükseldi. Bu fark, ihracatçının dolar bazındaki üretim giderlerini yukarı çekti. 2022-2026 döneminde dolar bazında üretim maliyetleri makinede yüzde 60, hazır giyimde yüzde 58, mobilyada yüzde 55 arttı. TÜFE bazlı reel efektif kur da Haziran 2023-Eylül 2026 döneminde yüzde 36,9 değerlendi.
Gültepe, “Üretim kapasitemiz hâlâ çok güçlü. Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya yakınız. Esnek üretim ve hızlı teslimat kapasitesine sahibiz. Ancak bu avantajlarımıza rağmen üretim kapasitemizi küresel rekabet gücüne dönüştüremiyoruz. Rakip ülkelerde daha istikrarlı seyreden maliyet yapısı Türkiye’de bozuldu. Fiyatlama kabiliyetimizin zayıflaması, beraberinde pazar kayıplarını getirdi” diye konuştu.
“Dış pazarların kapısını açan anahtar rekabetçi fiyat”
Fiyat rekabetçiliğinin küresel pazarlarda tercih edilmenin temel koşulu olduğunu vurgulayan Gültepe, Çin’in ihracattaki yükselişinde uygun fiyat ve kalite dengesinin belirleyici olduğunu söyledi. Gültepe, şöyle devam etti:
“Bizim kalitemiz çok iyi. Tek istediğimiz fiyatta rekabet edebilmek. Dış pazarların kapısını açan anahtar bu. Dolar bazında yüzde 60-70 pahalı hale gelirseniz tercih edilebilir bir ülke olmaktan çıkıyorsunuz. Biz yıllarca kaliteli ürünü makul fiyat ve hızlı teslimatla sunan bir ülkeydik. Şimdi bu denge bozuldu. Asya’nın düşük maliyetli üreticileri fiyatla baskı kurarken, Avrupa’daki rakiplerimiz de aynı pazarlarda bizimle yarışıyor.”
Polonya yedi sektörde rakip, diğer sektörler de risk altında
Türkiye’nin yalnızca düşük maliyetli Asya ülkeleriyle değil, Avrupa’daki üretim merkezleriyle de rekabet ettiğini gösteren raporda Polonya, dokuz sektörün yedisinde rakip olarak öne çıktı. Hindistan beş, İspanya dört sektörde rakip ülkeler arasında yer aldı.
Gültepe, “Üretim entegrasyonu açısından bizden daha küçükler. Ancak şu anda bizim pahalı olmamız onların işine geliyor. Bugün Polonya yedi sektörde bizden daha rekabetçi konumdaysa, bu koşullar devam ettiği takdirde yarın 10’dan fazla sektörde rakibimiz olabilir. Başka pazarlarımızı da alabilirler. Mesele yalnızca bugünkü ihracatımız değil, gelecekte hangi pazarlarda ne kadar güçlü kalabileceğimiz” ifadelerini kullandı.

İmalat sanayinde 480 bin kişilik istihdam kaybı
Raporda rekabetçilikteki zayıfl amanın üretim ve istihdama yansıdığı belirtildi. İmalat sanayinde sigortalı çalışan sayısı Temmuz 2022’deki 4 milyon 577 binden Temmuz 2026’da 4 milyon 98 bine geriledi. Dört yılda yaklaşık 480 bin kişilik, yüzde 10,5’lik istihdam kaybı yaşanırken, 2022’de yüzde 77,3 olan kapasite kullanım oranı 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 74’e düştü. 2026’nın ocak-temmuz döneminde ihracat miktarı yıllık yüzde 8 azaldı. İmalat sanayindeki 23 iş kolunun 19’unda kapasite kullanımının 2022 ortalamasının altında kalması, zayıflamanın geniş bir alana yayıldığını gösterdi.
Üretim ve yatırımların artırılması gerektiğini vurgulayan Gültepe, “Biz sabah, öğlen, akşam üretim ilacımızı alıyoruz. İşimiz üretim, gücümüz ihracat. Büyümenin en az yarısının üretim ve ihracattan gelmesini istiyoruz. Bunun için üretimi ve yatırımları artırmamız gerekiyor. Dışarıdaki kaynağı Türkiye’ye çekmeden başarılı olma şansımız yok. Bu tabloyu değiştirmemiz gerekiyor” dedi.
Avrupa sanayiye dönüyor, Türkiye karar bekliyor
Avrupa Birliği’nin “Made in EU” yaklaşımını değerlendiren Gültepe, geçen hafta sektör temsilcileriyle Brüksel’de temaslarda bulunduklarını söyledi. Avrupa’nın sanayi politikalarında üretimi yeniden önceliklendirdiğine dikkat çeken Gültepe, “Türkiye’yi dışarıda bırakmak temel meseleleri değil. Bugün üretim modellerine baktığımızda herkes yeniden sanayiye dönüyor. Temiz, doğaya uygun ve sanayiye dönük bir üretim anlayışı öne çıkıyor. Umuyoruz ki bu süreçte Türkiye’nin lehine bir karar çıkar. Ancak sonuçta aldıkları önlemlerin temel amacı kendi üretimlerini korumak” diye konuştu.