VEYSEL AĞDAR
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2024 yılında Katma Değer Vergisi (KDV) uygulamasında yaptığı düzenleme, hem perakende satış hem de yeme-içme hizmeti sunan işletmelerde yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı. Son dönemde yapay zekâ destekli denetimlerin yaygınlaşmasıyla birlikte birçok işletme, geriye dönük KDV incelemeleri nedeniyle geriye dönük yüksek tutarlı vergi farkları ve cezalarla karşı karşıya kalmaya başladı.
"Yüzlerce işletme incelemede"
Bakanlık, temel gıda ürünlerinde uygulanan düşük KDV oranının kötüye kullanılmasının önüne geçmek amacıyla 27 Nisan 2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 51 seri numaralı KDV Genel Tebliği ile yeme-içme sektöründe yeni bir ayrım getirmişti. Buna göre, işletmelerde masaya servis edilen ürünler yüzde 10 KDV’ye tabi tutulurken, müşterinin ürünü satın alıp götürdüğü perakende satışlarda yüzde 1 KDV uygulanmaya devam ediyor. 1 Mayıs 2024’te yürürlüğe giren düzenleme kapsamında hem perakende satış hem de restoran hizmeti sunan işletmelerin faaliyetlerini birbirinden ayırması gerekiyor. Ayrı ruhsat, ayrı vergi kaydı ve ayrı kasa sistemi bulunmayan işletmeler ise denetimlerde riskli grupta değerlendiriliyor.
İstanbul Beykoz’da faaliyet gösteren Prestij Kasap’ın işletmecisi Samed Burultay da denetimler sonrasında yüksek tutarlı vergi farkıyla karşılaşan esnaflardan biri. Benzer durumdaki işletme sayısının oldukça yüksek olduğunu savunan Burultay, özellikle İstanbul’un bazı bölgelerinde yüzlerce dosyanın inceleme altında bulunduğunu ileri sürdü.
"Uzlaşmayı kabul etmediler"
Halen Ümraniye bölgesinde 300- 400 civarında benzer dosyanın incelendiği ifade eden Burultay, aynı işi yapan çok sayıda esnafın tedirgin olduğunu kaydetti. Mahalle kasabı olarak faaliyet gösterdiklerini, bunun yanında müşterilere yemek hizmeti de sunduklarını belirten Burultay, yaklaşık 6 milyon liralık KDV farkı talebiyle karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. Aylık yaklaşık 3 milyon lira ciro yaptıklarını ifade eden Burultay, bunun yaklaşık 2 milyon lirasının yüzde 1 KDV kapsamında perakende satışlardan, 1 milyon lirasının ise yüzde 10 KDV uygulanan restoran faaliyetlerinden oluştuğunu belirterek şunları söyledi:
"Zaten beyannamelerimizi buna göre ayrı ayrı veriyoruz. Ancak şimdi bizden 2024 Nisan ayından bugüne kadar olan tüm yüzde 1 KDV’li satışların yüzde 10 KDV’ye çevrilmesi isteniyor. Geriye dönük düzeltme yapıldığında yaklaşık 6 milyon liralık bir fark ortaya çıkıyor. Bu rakamı karşılamak mümkün değil. Uzlaşmaya gitmek istedim, onu da kabul etmediler. Ya siz düzeltme verin ya da biz re’sen düzenleriz denildi."
“Aynı mekânda iki faaliyet varsa iki ayrı sistem kurulmalı”
EKONOMİ’ye konuşan Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu Başkanı Sayit Karabağlı’ya göre, aynı mekânda iki farklı ticari faaliyet yürütülüyorsa, kasap ve restoran bölümlerinin ayrı ruhsatlara, ayrı vergi kayıtlarına ve ayrı kasa sistemlerine sahip olması gerekiyor. Kasap ve restoran faaliyetlerinin aynı işletme içerisinde yürütülebildiğini belirten Karabağlı, bunun belirli kurallara bağlı olduğunu söyledi. Sorunun çoğunlukla ruhsat, vergi kaydı ve kasa ayrımının yapılmamasından kaynaklandığını ifade eden Karabağlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mevzuat yeni değil ve sektörün içindeki işletmeler bu kuralları büyük ölçüde biliyor. Ancak sonradan sektöre giren veya yeterli mali danışmanlık almayan işletmeler detayları gözden kaçırabiliyor. Yaşanan mağduriyetlerin önemli bir kısmı da buradan kaynaklanıyor. Masaya servis yapılan bölümde KDV oranı yüzde 10’dur. Buna karşılık müşterinin kasap reyonundan etini alıp çıktığı satışlar yüzde 1 KDV kapsamındadır. Ancak bu iki faaliyetin birbirinden bağımsız şekilde yürütüldüğünün resmi olarak gösterilmesi gerekir. İki farklı faaliyetin tek kasa üzerinden takip edilmesi ciddi sorunlara yol açabilir.”