MERVE YİĞİTCAN
İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) temmuz ayı olağan meclis toplantısı önceki akşam gerçekleşti. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İhracatçıların uzun süredir gündeminde olan kur-enflasyon arasındaki korelasyona ilişkin tespitlerde bulunan Avdagiç, yılın ilk 6 ayında sepet kurun ortalama artışının yüzde 7,03 iken, TÜFE-ÜFE ortalamasının yüzde 16,9 olduğunu kaydetti. İlk 6 ayda kur ile enflasyon arasındaki farkın 9,9 puan olarak gerçekleştiğini bildiren Avdagiç, “İhracatçılar, dövizle iş yapanlar, turizm sektörü, hizmetlerdeki birçok sektör ve bunlara çalışanlar ilk 6 ayda oluşan bu 10 puanlık farktan olumsuz etkilendiler. Dolayısıyla bu konunun da mutlaka dikkate alınması ve bununla ilgili bir çözüm oluşturulması gerekiyor. Reel sektör olarak kur ile enflasyon arasındaki korelasyonun ne zaman sağlanacağını bilemiyoruz. Bu nedenle Türkiye’deki ihracatçıların maliyet yapma ve fiyat oluşturma konusunda önünü göremediği bir dönemle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Avdagiç, son 3 yıldır uygulanan Enflasyonla Mücadele Programı'nın önemli kırılganlıkları ortadan kaldırırken anlamlı bir dengeleme etkisi de ürettiğini vurguladı. Avdagiç, para politikasındaki sıkı duruşun iç talep kaynaklı enflasyonist baskıların hızını yavaşlattığını, fiyatlama davranışlarında kademeli bir normalleşme eğilimi oluşturduğunu kaydetti.
Avdagiç, finansal istikrar tarafında risk primindeki gerileme ve portföy akımlarındaki dengelenmenin programın dış kırılganlıkları azaltıcı etkisini güçlendirdiğini belirterek, bu kazanımların kalıcı hale gelmesinin para politikasının yanı sıra mali disiplin ve yapısal reformlarla desteklenmesine bağlı olduğunu ifade etti.
ENFLASYONDAKİ DÜŞÜŞ SEYRİ FAİZ İNDİRİMİ İÇİN MB'YE ALAN AÇIYOR
Şekib Avdagiç, Merkez Bankası'nın sıkı duruşunu korumaya devam ettiğini belirterek “Dünyada enflasyon risklerinin yeniden yukarı yönlü hareket etmesi, küresel finansal koşulların uzun süre sıkı kalma ihtimali ve kur üzerindeki baskı, para politikasında erken gevşeme alanını sınırlıyor. Enflasyondaki düşüş seyri ise TCMB'ye faiz indirimi konusunda alan açıyor" diye konuştu.
"AB sürecine yeni perspektif gerekiyor"
Avdagiç, konuşmasında Avrupa Birliği ile ilişkilere dikkati çekti. Avdagiç, Türkiye ve AB arasında atılması gereken adımlara ilişkin, "Başlangıç olarak Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde, ekonomik ve ticari entegrasyonun derinleştirilmesinde, vize serbestliği sürecinde kalan kriterlerin tamamlanmasında ivedi adımlar atılmasını, mevcut adımların da hızlandırılmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine yeni bir perspektif kazandırılması gerektiğini belirten Avdagiç, "Türkiye’nin AB’ye tam üye olarak katılım müzakerelerinin ‘uzatım’ müzakerelerine dönüşmemesi gerekiyor. Üyelik müzakereleri yeniden canlandırılmalı ve Türkiye'nin katılım sürecine somut ve yeni bir perspektif kazandırılmalı. Bu perspektif AB yapısında öğütülen ülke anlayışından AB kimliğine kendi varlığıyla değer katan ülke anlayışına’ geçilmesi olmalıdır" dedi.
Küresel ekonomide kalıcı belirsizlik
Dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri de değerlendiren Avdagiç, “Küresel ekonomi yılın ikinci yarısına girerken artık tekil krizlerin açıklayamadığı, daha kalıcı ve katmanlı bir belirsizlik rejiminin içine yerleşmiş görünüm sergiliyor. Artık mesele krizlerin olup olmaması değil, krizlerin ekonomik sistemin doğal bir bileşeni haline gelmiş olmasıdır” dedi. Enerji piyasalarının bu dönüşümün merkezinde yer aldığını belirten Avdagiç, Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik risklerin petrol ve doğalgaz fiyatlarını arz-talep dengesinin ötesinde doğrudan risk primi üzerinden belirlenen bir yapıya taşıdığını, bunun enerji fiyatlarında yeni bir taban oluşmasına yol açtığını kaydetti.