Kademeli normalleşmeye 21 Haziran ayarı! Yeni takvim oluşturulacak

Türkiye, 1 Haziran itibarıyla kontrollü normalleşmede ikinci adıma geçmişti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, partisinin MKYK toplantısında normalleşmeye ilişkin bilgi verirken, 21 Haziran’dan sonra yeni takvim oluşturulacağını söyledi.

Kademeli normalleşmeye 21 Haziran ayarı! Yeni takvim oluşturulacak

AK Parti Genel Merkezi’nde önceki gün düzenlenen MKYK toplantısında, Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, AK Parti Dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, AK Parti Sosyal Politikalardan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sunum yaptı. Toplantıya Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık da katıldı.

Edinilen bilgiye göre, Sarıeroğlu aşılanma ile birlikte vakaların daha da düşmesinin beklendiğini ifade etti. Vaka sayılarındaki azalma ve aşı hızına bağlı olarak, 21 Haziran’ın ardından bazı rahatlamaların olabileceği de değerlendirildi. Temmuz ayında ise tedbirlerle ilgili kararların tekrar gözden geçirileceği konuşuldu.

Erdoğan’ın, “Aşılanma hızlanacak, bununla birlikte 21 Haziran sonrası yapacağımız toplantıda Sağlık Bakanımız, Bilim Kurulumuz ve ilgili bakanlıklarımızla tedbirleri tekrar gözden geçireceğiz. Temmuz ayı inşallah daha iyi olacak” dediği öğrenildi. Yerli ve milli aşı çalışmalarının da gündeme geldiği toplantıda, ekim, kasım aylarında yerli aşı ile aşılanma için ekiplerin çalıştığı aktarıldı.

ERDOĞAN’IN MÜSİLAJ YORUMU: BÜYÜKŞEHİRE BIRAKAMAYIZ

Toplantıda Marmara Denizi’ndeki müsilaj (deniz salyası) konusunun da gündeme geldiği öğrenildi. Erdoğan’ın, “Arkadaşlar epeydir çalışıyor. Komisyonlar da çalışacak. Bunu Büyükşehire bırakamayız, bizim de üzerinde durmamız lazım. Bunun çözülmesi lazım” değerlendirmesini yaptığı öğrenildi.

AŞIDA EN ÇOK SORULAN 3 SORU 3 CEVAP

Koronavirüsle savaşta en önemli silah olarak değerlendirilen aşılama devam ederken Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan en çok merak edilen soruların yanıtını verdi.

1) AŞININ HASTALIĞA VEYA ÖLÜME YOL AÇABİLECEK YAN ETKİSİ VAR MI?

Geliştirilen tüm aşıların, uygulanan bölgede kızarıklık, sertleşme, şişme, vücutta ateş reaksiyonu, kırgınlık, kas ağrısı gibi en fazla 2-3 gün sürecek yan etkilerinin gözlemlenebildiğini aktaran Prof. Dr. Ceyhan, bunun dışında uzun süreli yan etkisinin olmasının mümkün olmadığını, çok küçük bir ihtimal dahi olsa bu durumda aşının insanlara uygulanamayacağını söyledi.

Prof. Dr. Ceyhan, ilaçlardaki yan etkilerin belli ölçüde kabul edilebilir olduğunu ancak aşılarda, ilaçlardan farklı bir yaklaşımın benimsendiğini belirterek şöyle konuştu: "İlacı hastaya veriyorsunuz. Yani kişi zaten hasta ve o hastalıktan belli oranda zarar görecek. Dolayısıyla ilacın bazı zararlarını göze alıp, kişinin hastalığından daha az zararlıysa hastaya verebiliyorsunuz ancak aşıyı sağlıklı insanlara yapıyorsunuz.

Hastalığı olmayan birini hasta edebilecek ufak bir yan etki ya da ölüme, kansere veya kısırlığa yol açabilecek bir yan etki aşılarda asla kabul edilemez. En küçük bir ihtimal dahi olsa bu aşının geliştirilip insanlara uygulanması mümkün değil."

Tüm ülkelerin aşıların uygulanmasına karar veren danışma kurulları olduğunu ve aşıların bu kurullardan geçerek, çeşitli değerlendirmeler sonucunda vatandaşlara uygulandığını anlatan Prof. Dr. Ceyhan, "Özellikle Sağlık Bakanlığı’nda çok ciddi bir yan etki izleme sistemi vardır. Bunda en ufak bir yan etki gözlemlense bildirilir, değerlendirilir, onu takip eden bir de bilimsel kurul vardır. O kurul da aşıyla ilgili olabilecek yan etkiler neyse onu takip eder. Yani bu dinamik bir süreçtir" dedi.

2) MRNA AŞILARI DNA’YI DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Ceyhan, mRNA aşılarının uzun süreli yan etkileri olabileceği ve "DNA'yı değiştirebileceği" yönünde bazı iddiaların gündeme geldiğini ancak bunun mümkün olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bu RNA, çekirdeğin dışına çıkıyor. Sonra, şu anda aşıda kullanılan mRNA'ya dönüyor ve hücrenin içerisindeki protein sentez bölgesini uyarıyor. Daha sonra onun yapısına uygun şekilde protein sentezleniyor.

Bu yeni bir teknoloji değil, yıllardan beri uygulanıyor. Zaten o yüzden aşı bu kadar kısa şekilde geliştirildi. Bu RNA, vücutta en fazla 3 gün kalabiliyor, daha sonra vücuttan atılıyor. Hatta bu yüzden kansere karşı geliştirilen aşıda başarılı olunamadı, vücutta çok kısa süre kalabildiği için o süre, o proteini geliştirmek için yetmedi. Şimdi burada bir virüs, enfeksiyon söz konusu olduğu için uygulanabiliyor. Ayrıca hücrenin içine girmediği için gidip DNA'yı değiştirme şansı yok. Yani uzun süreli yan etkisi olacağı yönündeki iddialar tamamen bilimsel dayanaktan uzak." Sinovac'ın ise ölü bir aşı olduğuna işaret eden Pro. Dr. Ceyhan, bu nedenle kısa süreli yan etkilerinin daha az gözlemlenebildiğine ve etkisinin de daha düşük olduğuna dikkat çekti.

3) AŞI KISIRLIK YAPAR MI?

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, kamuoyunda aşının kısırlık yapabileceği yönünde de bazı iddialar dolaştığına, yine bunun da bilimsel dayanaktan tamamen yoksun olduğuna dikkat çekerek, "Bir kişiyi aşıyla kısır yapabilseydiniz, çok yoğun doğum kontrolü uygulamak isteyen ülkeler var. Bu ülkeler, çocukluk dönemi aşılarına bunu verirdi ve çok rahat nüfus kontrolü sağlardı. Böyle bir şey hiçbir aşıda mümkün değil, o kadar kolay da değil" diye konuştu.

Aşı olmakta kararsız kalan kişilere aşı olmalarını tavsiye eden Ceyhan, sözlerini şöyle tamamladı: "Vaka sayılarımız hâlâ yüksek. Herkesin kendisini koruması lazım. Bir de yüzde 70-75 aşılamaya ulaşırsak salgın bitecek zaten.

BioNTech biraz daha bağışıklığı arttırıyor deniliyor ama çok da uzun süre korunmamız gerekmeyebilir. Yani üçüncü dozdan falan bahsediliyor ama onun gerekip gerekmediği daha belli değil. Bunu, birkaç ay sonra daha rahat konuşuruz. Onun için herkes hangi aşıyı buluyorsa bir an önce onu olsun." (Hürriyet)

YORUM EKLE

banner69