Erdem Kaya: “Bursa patent konusunda olması gereken yerde değil”

Uluslararası Patent Birliği Başkanı Erdem Kaya, sanayi üssü Bursa’nın patent konusunda beklenilen seviyede olmadığını belirterek, “Patent başvurusunda üç ve dördüncü sıralarda gidip geliyor. Oysa ikinci olması gerekir. Son beş yılda patent sayısı sadece yüzde 20 arttı. Medikal cihazlar, elektronik, yüksek teknoloji gibi alanlarda başvurusu çok az. Sanayicinin mutlaka vizyon değişimine ihtiyacı var. Kabuğunu kırması gerekiyor” dedi.

Erdem Kaya: “Bursa patent konusunda olması gereken yerde değil”

Türkiye’de 2019 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 10,57 oranında artışla, 8 bin 126 yerli patent başvurusu yapıldı. İstanbul ve Ankara’nın ardından üçüncü sırada yer alan Bursa’da 526 patent başvurusu gerçekleştirilirken, Bursa’nın 1995-2019 arasındaki toplam patent başvurusu 4 bin 645’e ulaştı. Diğer yandan, 2019’da faydalı model başvuru sayısı 229 olan Bursa’nın, 1995-2019 arasındaki toplam başvuru sayısı 4 bin 76’yı gördü. Bursa’da marka ve tasarım başvurusunda da artış kaydedildi. Bursa’nın 2018 yılında 4 bin 815 olan marka başvuru sayısı 2019 yılında 5 bin 627’ye; 2018 yılında 3 bin 146 olan tasarım sayısı 4 bin 70’e yükseldi.

Bursa, 17 organize sanayi bölgesi ile ülke ekonomisine ciddi oranlarda katkı sağlayan bir kent. Ülkemizde faaliyette olan 1.238 Ar-Ge merkezinden 130’u; 371 tasarım merkezinden 29’u Bursa’da yer alıyor. Peki, sanayi üssü Bursa üretimdeki ve Ar-Ge’deki gücünü ne kadar katma değerli hale getirebiliyor? Patent, faydalı model, marka gibi geleceğin kavramlarına bakış açısı ne? Hak ettiği noktada mı? Ortaya koyduğu değerleri ne derece ticarileştirebiliyor? Sanayiciler nasıl bir vizyona sahip? Yanıtını aradığımız soruları Uluslararası Patent Birliği (UPB) Başkanı ve Erdem Kaya Patent Danışmanlık Genel Müdürü Erdem Kaya’ya yönelttik. Bursa’nın patent, faydalı model, marka gibi fikri haklar konusunda mevcut durumundan noksanlarına ve atılması gereken adımlara kadar bir yol haritası çizmeye çalıştık. İşte, röportajımızın detayları…

İLK YURTDIŞI TEMSİLCİLİĞİNİ LONDRA’DA AÇTI

- Öncelikle Erdem Kaya Patent hakkında bilgi verebilir misiniz?

Erdem Kaya: 2004’te faaliyetlerine başlayan firmamız bugün yaklaşık 40 kişilik ekibiyle yoluna devam ediyor. Bursa merkez olmak üzere İstanbul, Ankara ve İzmir’de ofisimiz var. Yaklaşık bir yıldır Londra’da da temsilcimiz bulunuyor. Burada global iş geliştirme faaliyetlerimizi yürütüyor. Amacımız yurt dışındaki şirketlerin ya da patent firmalarının Türkiye’deki işlerine talip olmak. Beş yıllık stratejik planımızda Almanya’nın Münih kentinde ve Asya’da Çin ya da Kore gibi bir bölgede kesinlikle yeni temsilcilikler düşünüyoruz. Avrupa patent vekili olduğum için Türkiye dışına da hizmet veren bir şirketiz. Örneğin Koreli bir üniversitenin Avrupa’daki patent işlerini yürütüyoruz. Avrupa büyük bir pazar olduğu için orada da yer almak istiyoruz. Zorlu ama bu yetkinliğe sahibiz.

“ALANIMIZDA TÜRKİYE’DE İLK 5’TEYİZ”

Türkiye’de toplam 2 bine yakın patent firması var. Bursa’da 25’i aşmış durumda. Üstelik bu firmalara her gün yenileri ekleniyor. Erdem Kaya Patent olarak ülke genelinde ilk beşte yer alan bir ekibiz. Hem büyüklük hem de bilgi derinliği olarak. 40’a yakın Ar-Ge merkezine ve 25’ten fazla üniversiteye hizmet veriyoruz. Birçok köklü üniversitenin fikri mülkiyet, marka, patent gibi işlerini yürütüyoruz. Bosch Grubu, Şişecam, Anadolu Isuzu gibi Türkiye’de en çok patent alan en aktif şirketlere danışmanlık yapıyoruz.

HER GÜN YENİ BİR ŞİRKET AÇILIYOR

- Türkiye’de her gün yeni bir patent firması açıldığından bahsettiniz. Sektörünüze olan bu talebin belli başlı sebepleri nelerdir?

Kaya: Sermaye gerektirmediği düşüncesiyle danışmanlık şirketleri kolayca açılabiliyor. Türkiye’de hizmet sektörü bu şekilde görülüyor. Diğer yandan potansiyel var. Ülkemizdeki patent trendlerine baktığımızda pandemi sürecinde bile artış söz konusu. Çünkü hem işin başındayız hem de pazar yükselme aşamasında. İş potansiyeli var. Türkiye bu alanda daha yeni yeni kendini buluyor. Amerika’da 200 yıldır olan süreçler bunlar. Ülkemizde özellikle son 10 yıldır olmak üzere geçmişi yaklaşık 30 yıl kadar. O yüzden insanlar buna merak salıyor.

“2019’DA CİROMUZ YÜZDE 37 ARTTI”

- 2019 yılı firmanız açısından nasıl geçti? Hedeflerinize ulaşabildiniz mi?

Kaya: Çok başarılı bir 2019 geçirdik. Büyüme trendimiz artarak devam etti. Ciro olarak, 2018’e göre, yüzde 37 büyüdük. Hacimsel olarak da benzer büyüme sağladık. Birçok köklü firma referanslarımız arasına katıldı. Sabancı Holding şirketleri Kordsa ve Brisa müvekkilimiz oldu. Sütaş ile çalışmaya başladık.

Türkiye Kalite Derneği’nden (KalDer) iki ödül alan bir şirketiz. Ekibimiz çok güçlü. Bunda dört yıl önce başlattığımız eğitim faaliyetleri çok etkili oldu. Patent niş bir sektör. Türkiye’nin geleceği, diyebiliriz. Ancak anlatmakta bazen zorluk çekebiliyorsunuz. Bu doğrultuda eğitim planlaması yaparak üç modül çıkardık. Sadece geçen yıl 140 yere fiziksel eğitim verdik. Bu sayede ciddi bir insan kaynağı portföyümüz oluştu. Ekibimizde yetişmiş insan kaynağını sürekli besler hale geldik. Şu an sektörde insan kaynağı ihtiyacı çok fazla. Yetişmiş patent vekili bulmak çok zor. Bu arada geçen yılın sonunda bin 200 metrekare büyüklüğe sahip yeni yerimize taşındık.

İLK YARIDA YÜZDE 33 BÜYÜDÜ

- 2020 yılına malum pandemi damgasını vurdu. Siz bu süreçten nasıl etkileniyorsunuz? İş akışlarınızdan, stratejilerinizden ve yılsonu öngörülerinizden bahsedebilir misiniz?

Kaya: 2020 birçok sürprizi içinde barındırıyor. Buna rağmen, ilk altı ayı değerlendirecek olursak, geçen yılın aynı dönemine göre, yaklaşık yüzde 33 büyüdük. Karlılık oranımız arttı. Pandemi ortamında bu oran çok büyük başarı. Hep diyoruz. Günü kurtarmayın, stratejik hareket edin, Ar-Ge’ye yatırım yapın, yoksa her krizde kan kaybedersiniz. Kendimiz bunu uygulamaya çalışıyoruz. Başkalarının delice bulduğu şeyleri yaptık. Şimdi onların faydasını görüyoruz. İlk üç ayımız çok çok iyiydi. Uçuşa geçmiştik. Pandemi bunu kırdı ama diğer taraftan masraflar düştü. Devletimizin bazı desteklerinden faydalandık.

“KARLILIKTA POZİTİF ETKİ BEKLİYORUM”

Normalde son çeyrek yılın kalanı kadar iş yapıyoruz. O yüzden bu yılın son üç ayını öngörmek kolay değil. Müvekkillerimizin genelde büyük firmalar olması ise bizim için bir artı. Büyük bir kayıp yaşayacağımızı düşünmüyorum. Ciromuz geçen yılın son çeyreğine göre tahmini yüzde 15-20 yükselecektir. Karlılığımızın da artacağını düşünüyorum. Çünkü pandemi sebebiyle ağırlıklı uzaktan çalıştığımız için masraflarımız azaldı. Şirketimiz açısından cirodan ziyade karlılıkta pozitif etki bekliyorum.

- Peki, pandemi kısıtlamalarının olduğu dönemi nasıl yönettiniz? Dijital altyapınız buna hazır mıydı?

Kaya: Firma olarak yaklaşık beş yıldır bulutta çalışıyoruz. Personelimiz bilgisayar, tablet ya da mobil telefon gibi cihazlardan sisteme bağlanıp iş süreçlerini yönetebiliyor. Bu doğrultuda kendimize komplike bir yazılım geliştirdik. Pandemi çıktığı anda risk almayıp mart ayında uzaktan çalışmaya geçtik. Bu zaten uyguladığımız bir modeldi. Normalleşme süreciyle birlikte ofislerimizi temmuz itibarıyla açtık. Ancak ofiste çalışmayı isteğe bağladık. Şu an bazı personelimiz hala uzaktan çalışmaya devam ediyor.

KORONA BİRÇOK BULUŞ GETİRDİ

- 2020 yılını sektörünüz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kaya: İnovasyon acıyı hissetmektir, diye bir söz vardır. İnsanlar aslında zor zamanlarda daha aktif olur. Hayatta kalmak için de aktif olmak zorundalar. Ekonomi de böyledir. Zorluklar olduğu zaman şirketler işlerin eski yöntemlerle yürümediğini görürler. Biz hep söylüyoruz ama şimdi idrak ediyorlar. Daha yenilikçi ne yapabilirim, nasıl bir buluş/icat gerçekleştirebilirim, nasıl bir katma değer yaratıp daha karlı hale gelebilirim, diye düşünüyorlar. Krizler doğru yaklaşan işletmeler için büyük birer fırsattır. Herkesin geri adım attığı yerde sen öne çıkarsın. Böyle şirketler olduğu için sektörümüz genelde krizlerden pozitif etkilenir. Avrupa’da da dünyada da bu böyledir. Krizler insanı inovatif olmaya iter. O zaman da bize gelirler. Özellikle pandemi sürecinde korona ile ilgili birçok buluş geldi. Maskeler, uyarı sistemleri, virüs barındırmayan özel kaplama teknolojileri, yazılımlar… Sağlıkla ilgili girişim çok arttı.

PATENT ALMAK İŞİN YÜZDE 10’U

- Özellikle kriz anlarında buluşların arttığını söylediniz. Sizce bu buluşların ne kadarı ticarileşme aşamasına gelecek niteliktedir?

Kaya: Dünyadaki oranlara baktığımızda, ilaç sektöründeki fikirlerin binde 3’ü, elektronik sektöründeki fikirlerin yüzde 5’i ticarileşiyor. Kolay bir şey değil. Patent almak ya da fikir üretmek ticarileşme sürecinin yüzde 10’unu oluşturuyor. Bunun birçok farklı parametresi var. Firmamız fikirlerin ticarileşmesi konusunda son iki yıldır ciddi çalışmalar yürütüyor. Bir ekip kurduk ve hızla genişletiyoruz. Fikirleri analiz edip değerlendiriyor ve alıcıyla buluşması noktasında destek veriyoruz. Pandemi bu çalışmayı biraz daha hızlandırdı. Daha çok fikir gelmeye başladı.

Diğer yandan, TÜBİTAK geçen aylarda Patent Tabanlı Teknoloji Transferi çağrısı yayınlandı. Bu çağrı çok önemli. Üniversiteler son yıllarda çok patent alıyor. TÜBİTAK şirketlere üniversite patentlerini alıp ticarileştirmeleri halinde 2 milyon liraya kadar destek veriyor. Bu çağrı da pandemi sürecinde işlerimizi çok hareketlendirdi.

EN BÜYÜK SORUN HAKSIZ REKABET

- Türkiye’yi fikri haklar açısından dünyada nasıl konumlandırıyorsunuz? Talep ve beklentilerinizi sıralayabilir misiniz? Sektörün ihtiyacı olan yasal düzenlemeler var mıdır?

Kaya: 2017 yılında çıkan Sınai Mülkiyet Kanunu ile mevzuatımız birçok düzenlemeye kavuştu. Ancak bunun uygulamasında sıkıntılar var. Sistemimizin daha çok gelişmesi gerekiyor. Diğer yandan, Türk Patent ve Marka Kurumu hızla büyüyor ancak yeni gelen uzmanlar işin derinliğine henüz hakim değil. Bu da süreçte kırılganlıklar yaratıyor. Kararlar tam uygun gelmiyor, süreçler yavaşlıyor, insan kaynağı yetmiyor. Sektörün en büyük sorunu ise haksız rekabet. Türkiye’de herkes her işi yapıyor. Birbirimizi aşağı çekmeyi çok seviyoruz. Bu da devletle değil, mesleki etikle alakalı. Dolandırıcılığa varacak şekilde patent hizmeti veren şirketler var.

“HİZMET SEKTÖRÜ DESTEKLENMELİ”

- Peki, sektör olarak devlet desteklerini yeterli buluyor musunuz?

Kaya: Devletimiz özellikle sanayi şirketlerine çok ciddi destekler veriyor. Hizmet sektörü için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Pandemi sürecinde bankacılık, turizm gibi alanlara normal olarak ekstra destek sağlandı. Oysa Türkiye’de en çok istihdamı sağlayan hizmet sektörüdür. Pandemi sürecindeki kısa çalışma ödeneği dışında kayda değer ciddi bir destek yok. Ancak baktığınızda şirketimizde 15 mühendis çalışıyor. Bursa’da bu kadar mühendis çalıştıran kaç Ar-Ge şirketi var? Hizmet sektörüne desteğin artırılması lazım. Buluşçular bir tarafta para sahipleri bir tarafta. Arada bunları konuşturacak olanlar bizleriz. Bu sağlanabilse Türkiye bambaşka bir yer olur. Dünya böyle büyüyor zaten. Birçok gelişmiş ülkeye baktığınızda, fikir sahiplerinin para sahipleriyle doğru bir şekilde buluşturularak, değerlerin ortaya çıkarıldığını görürsünüz. Bir kişilik şirket bir bakıyorsunuz yüz kişilik şirket oluyor.

“GİRİŞİMCİYE YATIRIM YAPMALIYIZ”

Geçenlerde Türk oyun şirketlerinden biri milyar dolarlara satıldı. Gelecek budur. Dünyadaki son durum gösteriyor ki, şirketlerin gayri maddi varlıklarının yani markasının, patentinin, know how’ının değeri maddi değerinin yüzlerce katı. Bunu idrak etmemiz gerekiyor. Teknolojiye, girişimcilere yatırım yapmalıyız ki ülkemiz kurtulsun. Ben de aynı zamanda melek yatırımcıyım. Küçük teknoloji şirketlerine yatırımlar yapıyorum.

“GÜÇLÜ EKONOMİ KATMA DEĞERLE SAĞLANIR”

- Pandeminin yanında döviz kuru ve altın fiyatları da bir hayli hareketli. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kaya: Çözümler bellidir ama zor görünür. Yangın mı söndürmek istiyorsunuz yoksa gerçekten bir şeyleri çözmek mi? Bunun cevabını yönetenlerin vermesi gerekir. Ne yazık ki, siyasi politikalarla, popülist yaklaşımlarla Türkiye uzun zamandır yangın söndürüyor. Son dört yılda 10 binden fazla insana eğitim vermiş biriyim. Her eğitimde çok rahat söylediğim bir şey var. Türkiye orta gelir tuzağında duvarı tosladı ve geri gidiyoruz. Tek çıkış yolu var. Katma değerli ürün, hizmet üretmek ve doğru şekilde ticarileştirmek. Bu olmadığı sürece krizler ve kırılganlıklar devam edecek. Güçlü ekonomi katma değerle sağlanır. Bir patentin değeri bazen bir plazadan daha fazladır. Tabii ki bu konuda destekler var. Türkiye, Ar-Ge konusunda en çok destek veren ülkelerden biri. Ancak burada bizim de biraz ahlaki sorunlarımız var. Proje bahanesiyle gayri ahlaki destekler alınıyor. Ticarileşmesi yüksek projelere destek verilmesi lazım.

“ANKARA’YI GEÇMESİ GEREKİYOR”

- Bursa; marka, patent, tasarım konusunda ülkemizde nasıl bir konumda? Mevcut durumu yeterli mi? Eksiklikler ve yapılması gerekenler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kaya: Türkiye’de en çok patent alan sektörlere baktığımızda beyaz eşya, makine, otomotiv ve otomotiv yan sanayi ön planda. Güzel bir gelişme olarak, yüksek teknoloji alanında medikal cihazlar, ilaç, elektronik ve yazılımda patent sayıları giderek artıyor. Türkiye’nin sanayide lokomotif şehirlerinden biri olan Bursa, aynı zamanda moral ve motivasyon noktasıdır. İyi ya da kötü yaptığımız her şey diğer şehirleri etkiliyor. Önemli sorumluluğumuz var. Bursa, ülke genelinde patent sayısıyla, üç ve dördüncü sıralarda gidip gelir. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi. Yıllardır bu böyle. Oysa Bursa ikinci sırada yer alması gereken bir şehir. Burası bir sanayi kenti. Ankara’dan daha ön planda. Dolayısıyla patentte tam olması gereken yerde değil. Ankara’yı geçmemiz gerekiyor.

“YÜZDE 20’YLE HEDEFE ULAŞAMAYIZ”

Bursa’nın biraz da zihniyet değişimine ihtiyacı var. Değişikliğe çok açık olmayan gelenekçi bir kurguya sahip. Özellikle ilk nesillerde gelenekçilik var. Yeniliklere daha kapalılar. Bursa o yüzden potansiyelini tam yansıtamıyor. Durumu kötü değil ama yeterli de değil. 2015’ten bu yana Bursa’da patent sayısı yüzde 20 arttı. Çok düşük bir oran. Şu an Türkiye’de yılda 8 bin civarında yerli patent başvurusu yapılıyor. 2023 hedefi ise 23 bin. Yani bugünün üç katı. Bursa eski performansıyla giderse bu trendi yakalayamaz. Yüzde 20 büyümekle o hedefe ulaşamayız.

YENİ TEKNOLOJİ BÖLGELERİ LAZIM

- Bursa’nın tek teknoloji geliştirme bölgesi ULUTEK. Bursa Teknik Üniversitesi de kısa bir süre önce TÜBİTAK’tan Teknoloji Transfer Ofisleri desteği aldığı. Bursa gibi bir sanayi üssüne bu sayı az değil mi?

Kaya: Bursa Teknik Üniversitesi açılana kadar şehrimizde ikinci bir üniversite de yoktu. Bu kadar önemli bir şehirde durum niye böyle bilemiyorum. Zaten Uludağ Üniversitesi uzun yıllar kan kaybetti. Oysa burası sanayi şehri ve üniversiteler en üst düzeyde olmalı. Uludağ Üniversitesi’nin geçmiş yıllarına baktığımızda Bursa’nın trendini yakalayamadı. Örneğin birçok müşterimiz, Ar-Ge merkezleri bile başka üniversitelerle iş birliği yapıyor. Ancak son rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz’un üniversitemize eski ivmesini yeniden kazandıracağına inanıyorum. Bu arada TEKNOSAB inşa ediliyor. Ama yine de Bursa’da sayı kesinlikle artırılmalı.

“VİZYON DEĞİŞİMİNE İHTİYACI VAR”

Diğer yandan, sanayicinin vizyon değişimine ihtiyacı bulunuyor. Marka, patent, tasarım gibi fikri hakları Bursalı firmalara anlatmakta zorlanıyoruz. Kabuğun kırılması lazım. Yeniliklere açık olmak, riske girmek gerekiyor. ABD’de örneğin basketbolcuların tamamı yatırımlarını teknoloji şirketlerine yapıyor. Kimse arsaya, inşaata bakmıyor. Orada o kültür oturmuş. Bursa henüz bu noktada değil.

“GELECEĞİ AÇISINDAN TEHLİKELİ”

- Bursa’da daha çok hangi sektörlerden patent, tasarım, faydalı model vb. başvuruları geliyor?

Kaya: Bursa’da patent yoğunluğuna baktığımızda makine ve otomotiv ön planda. Tekstil ve mobilya gibi sektörlerde daha çok tasarım var. Bursa’nın sağlık cihazları, elektronik, yüksek teknoloji, yazılım gibi alanlarda patent sayısı çok az. Bu durum geleceği açısından çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Bursa’nın geleceği şekillendirilmelidir. Tüm sanayi kuruluşları üretimlerini doğuya ve güneydoğuya taşımalı. Burada sadece yüksek teknoloji merkezleri kalmalı. Bursa üretimi bitirmiş, oturtmuş, sindirmiş bir şehir. Bunu artık bırakmalı. Sadece Ar-Ge merkezleri burada olmalı. Örneğin TEKNOSAB bu hedefle kuruluyor. Bu olmazsa çıkış yok. Bursa kan kaybediyor.

OKULLARDA BULUŞ BİLİNCİ ARTIRILIYOR

- Son olarak, Uluslararası Patent Birliği’nin çalışmalarından kısaca bahsedebilir misiniz?

Kaya: 1999 yılında kurulan Uluslararası Patent Birliği’nin (UPB) bugün gelinen noktada yaklaşık 50 üyesi var. Üyelerimizin çoğu Bursa’nın köklü kuruluşları. Bugüne kadar farkındalık yaratan birçok proje hayata geçirdik. Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzaladık. Orta okul ve lise öğrencilerinin buluş ve patent bilincini artırmak amacıyla proje ürettik. Bu kapsamda şimdiye kadar üç okulda eğitim çalışması yaptık. Pandemi sebebiyle ara verdik ancak şartlar uygun olduğunda kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Güncelleme Tarihi: 24 Ağustos 2020, 00:18
YORUM EKLE

banner69

banner75