Türkiye-Venezuela Denklemi Nasıl Çözülür?

Diplomasinin ekonomiyi, ekonominin de diplomasiyi etkilediğini uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Güncel örnekleriyle bunu geçen yaz, fazlasıyla gördük.

ABD ile tarihinin belki de en kötü dönemini yaşadığımız günlerde döviz kurlarındaki aşırı hareketliliğin etkileri, ekonomi üzerinde bir hayli belirleyici oldu. Ekonominin etkilenmesiyle birlikte neredeyse etkilenmeyen hiçbir alan kalmadı. Bugün itibariyle verilen mücadele sürerken halen daha ABD ile ikili ilişkilerin istenen seviyede olmadığının da altını çizmek gerek.

Ankara-Vaşington hattında görüşme trafiği bugünlerde daha da yoğunlaştı. Erdoğan-Trump arasındaki peş peşe görüşmeler sonrası Ankara artık çok ciddi somut adımların atılmasını bekliyor. Trump, her ne kadar normalleşme konusunda pozitif mesajlar verse de ticaret ve savunma alanlarındaki engellerin kaldırılması net bir şekilde dile getiriliyor.

Liderlerin çizdiği çerçevede yapılan görüşmeler sonrası atılacak adımlar diplomaside güven ortamı sağlayacağı gibi finans çevrelerinde de ‘İşler iyiye gidiyor’ mesajının algılanmasını sağlayacaktır. Suriye’deki ‘terör’ açmazı ve Patriot hava savunma sistemlerinin satışı, ikili ilişkilerin yanı sıra hem Ortadoğu’da hem de NATO’da dengeleri değiştirebilecek potansiyeldeki başlıklar. Özellikle bu iki başlıkta uzlaşma sağlanırsa diğer alt başlıklarda kısa vadede beklenenden daha hızlı yol alınabilir.

Diplomasi-ekonomi sarmalının çok yoğunlaştığı bir diğer nokta da Venezuela krizi… Türkiye ile çok iyi ilişkileri olan mevcut Başkan Maduro’ya karşı ABD liderliğinde düğmeye basılan ‘devirme planı’ hızlı işliyor. Venezuela konusunda daha önceki bir yazımda büyük bir uluslararası firmanın bu ülkede faaliyetlerine son verme kararı alıp çalışanlara tazminat olarak para yerine lastik vereceğini kaleme almıştım. Belki de sonun başlangıcıydı o karar…

Venezuela’da Devlet Başkanı Maduro olsa da Meclis’te çoğunluk, muhalefetin elinde. Bu güçle ortaya çıkan Meclis Başkanı Guaido, çok sayıda ülke tarafından ‘Geçici Başkan’ olarak ilan edildi. Türkiye, Rusya ve Çin öncülüğünde daha az sayıdaki ülke ise Maduro’ya açık destek veriyor. Başta Venezuela’daki devlet petrol şirketine yaptırım uygulayarak iktidarı köşeye sıkıştıran ABD, peş peşe darbelerle gardını düşürüp nakavt etmenin peşinde.

tek bir asker bile kullanmadan en büyük gücü yani ekonomiyi kullanarak zaten çok kötü durumda olan Venezuela’yı şekillendirmek istiyor. Bunu başarmada büyük avantajları olsa da Türkiye, Rusya, Çin gibi ülkelerin başını çektiği grubun da kolay lokma olmadığı bilinmeli.

Venezuela özelindeki denklem, Latin Amerika’da kartların yeniden karılmasına ve ekonomik sınırların yeniden çizilmesine yol açacak bir potansiyelde. Darbe gerçekleşir, iç savaş çıkarsa bu ateş sadece Venezuela’yı yakmaz. Latin Amerika kıtasını saracak alevler, birçok alanda olduğu gibi küresel ekonomi açısından da çok ciddi travmaları beraberinde getirecektir.

YORUM EKLE