Kurt, puslu havayı sever!

Bugün itibariyle, ekonomi alanında önemli bir açığı kapatan ekonomigazetesi.com’da yazılarımla sizlere ulaşmaya başlayacağım.

Küresel, ulusal ve yerel açıdan ekonominin nasıl zorlu bir dönemden geçtiğine şahitlik ettiğimiz bugünlerde ekonomi dünyasına ilişkin gelişmelerin iyi analiz edilmesi daha da önemli hale geldi. İşte bu ihtiyacı karşılamak için hayata geçirilen bu portalın, yatırımcı için çok iyi bir referans olacağı düşüncesindeyim. Yıllardır aynı sektörde emek verdiğimiz Serdar Ömeroğulları ve Bülent Sezgin’le başlayan bu yolculuğun hak ettiği yere gelmesini temenni ediyor ve sıcak gündeme geçmek istiyorum.

Köşe yazarlığına dış politika ile başlamıştım. 13 yılık medya kariyerim boyunca-Uluslararası İlişkiler mezunu olmamın da etkisiyle-diplomasideki gelişmeleri mümkün mertebe yakından takip ettim. Diplomasinin ekonomiyle nasıl iç içe geçmiş olduğunu gözlemledim. Et ve tırnak nasılsa diplomasi ile ekonomi de işte öyledir.

Diplomasiyi iyi okuyamazsanız ekonomide çuvallarsınız. Bugün sebze hâlindeki limoncunun da otomotiv ihracatçısının da gelir-giderini belirleyen en büyük etken diplomasidir. Daha doğrusu diplomasiyle yoğrulan ekonomik gelişmelerdir. İki büyük süper güç ABD ve Rusya ile Türkiye arasında yakın zamanda yaşananlara baktığınızda bu gerçeklik, çok net ortaya çıkar.

ABD’nin, Donald Trump dönemiyle küresel ekonomiye yaptığı etkiyi azımsamak çok büyük bir yanlış olur. Çin başta olmak üzere küresel ticaretin ana damarlarının geçtiği birçok ülkeye ekonomik savaş açan Trump, kurmayları tarafından çoğu zaman yalnız bırakıldığı bu yolda ülkesi hesabına devasa kazanımlar elde ettiğini söylese de dengeleri alt üst ettiği için olumsuz yansımaları bugünlerde daha net görülmeye başlandı.

Trump, son aşamada Çin ile ticaret savaşını sonlandırma amaçlı daha masaya oturmadan olumsuz yöndeki açıklamalarıyla ortalığı birbirine kattı. Ateşkes için 90 günlük bir süre olduğunun altını çizen Trump, moral üstünlüğü ele geçirerek Çin’in ciddi ödünler vermesini amaçlıyor. “Benim bir tarife adamı olduğumu hatırlayın” diyerek ateşkes olmaması durumunda daha ciddi bir kaosun peşi sıra geleceği tehdidini savuruyor.

ABD yönetimi her ne kadar Ankara ile kriz dönemini geride bırakmış olsa da bir nevi damar açıcı özelliğindeki bazı adımlar hala atılmadı. İki ülke arasında özellikle ekonomi alanında acil çözüm bekleyen konular var. İçinde olduğumuz haftada ticaret savaşının görünümü puslu… Bu havanın arkasından güneş açarsa ne ala… Yok eğer yağmur, kar, fırtına gelirse küresel manada yaşanacak depremler, Türkiye ekonomisini de test edecektir. Kriz, doymak bilmeyen aç bir kurtsa onun puslu havayı sevdiğini unutmayalım.

YORUM EKLE