İşçisin sen işçi kal!

Alman Spiegel Online’da yayımlanan bir yazıda işçilere Covid-19 salgınıyla ilgili grev çağrısı yapıldı. Yorumda, sözün özünü söylemek gerekirse, “Onlar kapatmıyorsa, kendi kapatmalarınızı uygulayın” denildi.

Bu çağrı neden önemli?

Çünkü Covid-19 tedbirleri, test ve aşı konusunda yaşanan tutarsızlıklar tüm dünyada hükümetlere olan güveni azalttı ve azaltmaya da devam ediyor.

Güven kaybı yaşayanların başında da işçiler yani emekçiler geliyor.

Haksız da sayılmazlar!

Salgının başından bu yana Covid-19’a karşı önlemler alınıyor ancak fabrikalar kapanmıyor. İşçiler kısıtlamaların uygulandığı ve virüsün pik yaptığı dönemlerde bile üretimin her kademesinde ara vermeden çalışıyor.

Liderler de her fırsatta fabrikalarda üretime devam edildiğini yineliyor.

Nitekim işçiler çalışıyor, ekonominin çarkları dönüyor.

Peki, aşılama programı “öncelikli risk gruplarına” göre oluşturulurken, sağlık görevlileri hariç, çalışması zorunlu olan işçiler buna dahil edildi mi?

Hayır!

Bu konuda işçi sendikaları hariç açıklama yapıp talepte bulunan herhangi bir sivil toplum kuruluşu da olmadı.

İş insanları dernekleri ve patronlar sessiz kaldı.

Oysa Covid-19’un en fazla ve en hızlı yayıldığı yerlerin başında fabrikalar geliyor. Ve bugün Türkiye’de sanayi kapasite raporuna sahip tesislerde çalışan sayısı yaklaşık 3,5 milyon.

Gelelim salgının birinci yılına…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre, ülkemizde salgının ilk yılında, 11 Mart 2020 ile 10 Mart 2021 arasında, Covid-19 sebebiyle en az 861 işçi can verdi. Üstelik bu sayının içerisinde çiftçiler ve göçmenler bulunmuyor.

Devletin virüs kaynaklı ölen işçi verilerini paylaşmadığı ve tespit edilenden çok daha fazla ölüm yaşandığına da işaret ediliyor.

Rapora göre;

- Yaşamını yitirenlerin 724’ü işçi ve memur, 137’si kendi adına çalışıyordu.

- 367’si sağlık; 228’i hizmet; 71’i belediye; 45’i güvenlik; 29’u metal; 28’i tekstil; 20’si taşımacılık; 15’i konaklama sektöründe istihdam ediliyordu.

- 178’i İstanbul’da, 42’si Ankara’da, 41’i İzmir’de, 38’i Kocaeli’de, 33’ü Bursa’da öldü.

Veriler her şeyi ortaya koyuyor. Ancak altını bir kere daha çizelim; metal ve tekstil gibi lokomotif sektörlerde çalışanlar salgından en fazla etkilenenler arasında.

Öte yandan, Sağlık Bakanlığı’nın aşı takvimine baktığımızda öncelikli gruplar arasında işçi ölümlerinin yüksek olduğu sektörleri görmek mümkün değil. Listede sanayi üretimi açısından sadece gıda sektörü var ama son sıralarda...

Ve bugün işçiler içinde bulundukları riskli duruma rağmen ekonominin çarklarını döndürmeye devam ediyor.

Üstelik Covid-19 meslek hastalığı olarak da kabul edilmiş değil…

Dillerin lal olduğu yerde son sözü usta sanatçı Cem Karaca’ya bırakalım:

İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları
İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları”
...

YORUM EKLE

banner70