Türkiye'nin raporunda kaygı, endişe ve üzüntü var

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2021 Yılı Uzmanlar Komitesi Raporu’nda 20 defa “kaygı”, 7 defa “endişe”, 4 defa da “üzüntü” vurgusu yapılması dikkat çekti. Habertürk’ten Ahmet Kıvanç yazdı...

Türkiye'nin raporunda kaygı, endişe ve üzüntü var

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi’nin 2021 Yılı Raporu yayımlandı. ILO’nun uluslararası çalışma standartlarına ilişkin sözleşmelerine Türkiye’nin uyumunun değerlendirildiği 36 sayfalık raporda “kaygı” (20),“endişe” (7) ve “üzüntü” (4) içeren ifadelerin çokluğu dikkati çekti.

Türk Ceza Kanunu’nun hem cinsel sömürü hem de emek sömürüsü amacıyla insan ticaretini yasakladığı vurgulanan raporda, bu iddiayla mahkeme karşısına çıkartılan şüphelilerin çoğunun beraat ettiği belirtildi. Raporda, “Komite, adalet karşısına çıkarılan önemli sayıda dava olmasına rağmen, insan ticaretine ilişkin mahkûmiyet kararlarının düşük sayıda olmasını kaygıyla kaydetmiştir” denildi.

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili teftişler ile teftişler sonucunda uygulanan para cezası ve işyeri faaliyetlerinin durdurulmasında yaşanan azalmanın kaygıyla gözlemlendiği belirtilen raporda, sendikaların kurulması, sendikalara katılım ve işleyişle ilgili kısıtlamalara yönelik iddiaların kaygıyla karşılandığı ifade edildi. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra sendikal özgürlüklerin kısıtlandığı, bazı sendikacıların tutuklandığı ve haklarında ceza davası açıldığı belirtilen raporda, bu konudaki kaygılar dile getirildi.

Raporda, 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerden sonra MEMUR-SEN Konfederasyonu üyesi BEM BİR SEN ile HAK-İŞ Konfederasyonu üyesi HİZMET – İŞ Sendikası üyelerine uygulanan baskı ve tacizlerin de kaygıyla kayda geçirildiği vurgulandı.

“OHAL KHK’LARINDAN KAÇ SENDİKACI ETKİLENDİ?”

Uzmanlar Komitesi raporunda, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkartılan olağanüstü hal (OHAL) kanun hükmünde kararnameleri (KHK) ile ihraç edilen kamu görevlilerinin durumuna da yer verildi. OHAL İnceleme Komisyonu’nun 80’i hakim, uzman ve raportör olarak görev yapan müfettişler olmak üzere 250 personel ile çalıştığı kaydedilen raporda, 125 bin 678 kişinin kamu hizmetlerinden çıkartıldığı, 2 Ekim 2020 tarihi itibarıyla komisyonun 110 bin 250 başvuruyu karara bağladığı, 16 bin 50 başvuruyla ilgili incelemenin devam ettiği belirtildi. Karara bağlanan 110 bin 250 başvuru arasından, 12.680’inin işe iadesinin kabul edildiği, 97.570’nin ise reddedildiği ifade edildi.

Raporda, KHK’ler ile ihraç edilen sendika üyeleri ve görevlilerinin sayısı hakkında bilgi verilmemesinin üzüntüyle karşılandığı belirtilerek, “Komite, yüksek sayıdaki (mevcut durumda yüzde 88.5) ret davalarını kaygıyla not ederken, İnceleme Komisyonu’nun sendika üyeleri ve görevlileriyle ilgili olumsuz kararlarının sayısı ve sonucuna yönelik bilgi eksikliğini de üzüntüyle karşılamaktadır” denildi.

Türk Hükümeti’nin OHAL KHK’lerinden etkilenen sendika temsilcilerinin ve mahkemelere yapılan başvuruların sayısıyla ilgili istatiksel bilgi vermediği kaydedilen raporda, işten çıkarılan işçi temsilcilerinin işten çıkarmaların ayrımcı olduğunu kanıtlamak zorunda oldukları belirtildi. Hükümetin, çalışanların, sendikal faaliyet gerekçesiyle işten çıkartıldığını kanıtlama zorunluluğundan kurtarılmasını istedi. Komite, OHAL KHK’leriyle ihraç edilen sendika temsilcileri ve bunlarca mahkemelere yapılan başvurular ile OHAL İnceleme Komisyonu kararıyla kaç sendika temsilcisinin işlerine iade edildiğine ilişkin bilgi talep etti.

Raporda, sendikal özgürlükler konusunda Türkiye’den beklentiler şöyle sıralandı:

“Komite, Hükümet’i sendika üyeliğine bakılmaksızın örgütlenme özgürlüğünün temel hakların getirdiği normal koşullar ve şiddet, baskı ve tehditlerden arınmış çevrede sürdürüldüğünü garanti edecek tüm uygun önlemleri almaya; işçi ve işveren örgütlerine ve bu örgütlerin üyelerine normal yargı ve hukuk sürecinin sağlanacağını garanti etmeye; 4688 sayılı (Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşmeleri) Kanunu ayrım gözetmeksizin, kamu sektörü işçileri de dahil olmak üzere tüm işçilerinin hem yasal olarak hem de uygulamada Sözleşme kapsamında örgütlenme özgürlüğüne sahip olmalarını sağlamak için en çok üyeye sahip işçi ve işveren örgütlerine danışarak incelemeye; 5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni işçi ve işveren örgütlerini kapsam dışı bırakacak şekilde yeniden gözden geçirmeye; sendikaların kapatılmasının yargı kararıyla yapılması ve yargı sürecindeki savunma hakkının bağımsız hakimler tarafından tümüyle garanti edilmesini sağlamaya çağırmaktadır.”

ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ ÖNLEMEYE GEÇER NOT

Hükümet, ILO’ya gönderdiği raporda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından çocuk işçiliğine dair bir anket gerçekleştirilerek 31 Mart 2020 tarihinde yayınlandığını belirtti. Ankete göre 5-14 yaş arasındaki 146.000 çocuğun, yani bu yaş grubunu oluşturanların yüzde 1.1’inin, ekonomik faaliyetlerde yer aldığını ve bu çocukların yüzde 28’inin (41.000 çocuk) okula gitmediğini bildirdi. Ayrıca, 5-11 yaş arasındaki 32.000 çocuğun ekonomik faaliyetlerde yer aldığını kaydetti. Komite, Türk Hükümeti’nin çocuk işçiliğiyle mücadelesini not etmekle birlikte, hükümeti, tüm sektörlerde çocuk işçiliğinin kademeli biçimde ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler almaya devam etmesini talep etti. Komite ayrıca hükümetin, çocuk işçiliği ile mücadele birimlerinin faaliyetleri ve elde edilen sonuçlar hakkında bilgi sunmasını istedi.

Komite, Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Uzmanlar Grubu’nun (GRETA) 10 Temmuz 2019 tarihli raporunda, bazıları refakatsiz olan, Suriyeli çocuklar da dahil olmak üzere mülteci ve göçmen çocukların, dilencilik, tarım sektörü ve zorla suç işleme dahil olmak üzere cinsel sömürü ve emek sömürüsü amacıyla insan ticaretine maruz kaldığı veya bu riskle karşı karşıya kaldığına dair tespitlerine dikkat çekti. Hükümetin, göçmen ve mülteci çocuklar da dahil olmak üzere 18 yaşın altındaki çocuk ticareti ile mücadele çalışmalarını sürdürmesini ve bu konuda alınan önlemlere dair daha fazla bilgi sunmasını talep etti.

TÜİK’in 31 Mart 2020 tarihli İstatistiklerle Çocuk, 2019 raporuna göre, 5-17 yaş aralığındaki 720.000 çocuğun, yüzde 30,8’i tarım alanında olmak üzere, ekonomik faaliyetlerde yer aldığına da dikkat çekilen Uzmanlar Komitesi raporunda, ‘Komite, Hükümet’i, 18 yaşın altındaki çocukların tarım sektörü de dahil olmak üzere tehlikeli işlerden korunmasını sağlamaya ve bu konuda kaydedilen ilerlemelere dair bilgi sunmaya bir kez daha teşvik etmektedir” denildi.

“KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIM ORANALARINDAKİ ARTIŞ YAVAŞ”

Raporda, toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesine ilişkin cesaret verici gelişmelere rağmen kadınların işgücüne katılım oranlarındaki artışın yavaş kaldığına dikkat çekildi. Hükümetin, kadınların yeterli öğrenim ve mesleki eğitime ve yüksek mevkiler dahil kayıtlı ve ücretli işlere erişimlerinin artırılması için çabalarını artırmasını özel proaktif önlemler almaya devam etmesini istedi. Raporda, “Komite, Hükümet’in, hem erkek hem de kadınların iş ve aile sorumluluklarını dengeleyebilmeleri için, çocuk bakım ve aile tesislerini geliştirilmesi ve destek sağlanması ve ayrıca Hükümet’in atıf yaptığı idari engellerin kaldırılması suretiyle, adımlar atmaya devam etmesini istemektedir” denildi. Komite, TÜRK-İŞ’in hamile kadınların hamilelik veya tam süreli doğum izni nedeniyle işten çıkarılma veya bu yönde tehdit edilmelerine ilişkin iddialarına ilişkin de Türk Hükümeti’nden bilgi talep etti.

YORUM EKLE

banner70