banner39

Yeşilova: "İnşaat yerine otomotive yatırım yapmak gerekiyor"

Yeşilova Holding, Bursa sanayisinin temel direklerinden. Yıllardır, üretiyor ve ekonomiye değer katıyor. Sıkıntılı geçen 2018’de bile yatırımlarına hız kesmeden devam eden Yeşilova Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Yeşilova ile Türkiye ekonomisinin durumunu, öngörülerini ve Yeşilova Holding’i konuştuk. Türkiye ekonomisinin sıkıntılı günleri geride bırakma aşamasına geldiğini kaydeden Yeşilova, “Ben Türk ekonomisinin geleceğinden de otomotiv ve diğer sektörlerinin geleceğinden de son derece umutluyum. Türk iş insanı neyi nasıl yapacağını çok iyi biliyor artık” dedi.

Yeşilova: "İnşaat yerine otomotive yatırım yapmak gerekiyor"

Otomotiv sektörüne ayrı bir parantez açan ve Türkiye’nin 22 yıldır otomotiv ana sanayi yatırımı almamasının düşünülmesi gereken bir durum olduğuna vurgu yapan Yeşilova, “Yeni yatırıma ihtiyacımız var. Hem ülke ekonomisi için hem de yan sanayilerin gelişmesi, işsizliğin azalması için inşaat gibi değil otomotiv gibi sektörlere yatırım çekmek gerekiyor” diye konuştu.

Yeşilova Holding’in yeni yatırımlarla büyümeye devam edeceğini de dile getiren Ali İhsan Yeşilova, ekonomigazetesi.com’a şunları anlattı…

-Türkiye ekonomisinin bugünkü durumunu değerlendirir misiniz?

2018 çok istisnai bir yıldı. Çalkantılı, çok büyük sürprizlerin olduğu, zaman zaman ciddi kaygılar duyduğumuz bir yıl olarak tarihte yerini aldı. 2019 ile beraber beklentiler yavaş yavaş ekonominin düzeleceği yönündeydi. Şu an Türk ekonomisi sıkıntılı günlerini geride bırakma aşamasına gelmiştir. Bütün dünyanın ilgilendiği, odak noktası olan bir coğrafi konumumuz var. Bu bizim dünyadaki ekonomilerden de fazlasıyla etkilenmemize sebep oluyor. Sıkıntıların, sıcak ve soğuk savaşların yaşandığı bir bölgede bulunuyoruz. Doğal olarak bunlar da ekonomimizi etkiliyor. Bugün Güney Asya’nın haricindeki tüm bölgelerde ciddi sıkıntılar söz konusu. Ülkemiz de ekonomik darboğazı, sıkıntıyı yavaş yavaş aşacaktır. Bu yıl güzel gelişmeler oluyor. Turizm çok iyi. Ciddi anlamda döviz geliyor. İhracatımız her şeye rağmen olumlu yönde ilerliyor. İhracatçımız artık hem dünyayı tanıdı, ihracatın nasıl yapılabileceğini öğrendi hem de Türk sanayisi artık ürettiği malları dünyada kabul edilebilir kalite seviyesine ulaştırdı. Eskisi gibi Türk mallarına düşük kaliteli, ucuz, kötü mal olarak bakılmıyor. Bu ürünleri bütün dünya, Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri ve sanayi ülkeleri Türk ürünlerini artık gönül rahatlığıyla alır hale geldi. Bu da ihracatımızın sürekli olarak belli seviyede artmasını sağlıyor. Tüm bunları üst üste koyduğumuzda ben ekonominin zor günleri geride bıraktığını, yıl sonuna doğru yavaş yavaş daha iyi bir konuma gelerek bu sıkıntılı günlerden sıyrılacağını düşünüyorum. Ancak öncelikle güven ve terör sorunlarının aşılması gerekir.

OTOMOTİV ENDÜSTRİSİNİN OLDUĞU ÜLKELER ÇOK ŞANSLI

-Otomotiv endüstrisinde yaşanan daralma sizi nasıl etkiledi?

Bu konuya önce otomotiv sanayinin genelinden bahsederek bakmak lazım. Bana göre otomotiv endüstrisi, savunma sanayii ile birlikte dünyanın en önemli sektörü. Otomotiv endüstrisinin olduğu ülkeler bugün çok şanslı. Doğru yatırımları zamanında yapmış olan ülkeler… Bizim ihracat yaptığımız ülkelerde zaman zaman yaptığımız sohbetlerde; ki bu ülkeler genellikle otomotiv endüstrisinin olmadığı ülkeler, örneğin Yunanistan’da bir müşterimizle konuştuğumuzda bize şunu çok açık ifade ediyor: “Çok şanslınız çünkü sizde otomotiv endüstrisi var.” Otomotiv sanayii çok hızlı gelişen, dünyadaki teknolojiyi çok yakından takip eden, ciddi bir rekabetin yaşandığı ve büyük yatırımların yapıldığı bir alan. Dolayısıyla yan sanayisi ile birlikte bulunduğu ülkelerde ekonomiye büyük katkılar sağlayan bir endüstri. Zamanında otomotiv endüstrisine Türkiye’nin girmiş olması, bu konuda yatırımlar yapmış olması şu anda bizim ekonomimiz için büyük bir katkı sağlıyor.

Bursa’ya geldiğimizde ise, Bursa sanayicileri olarak bizler çok şanslıyız. Çünkü otomotiv endüstrisinin kalbindeyiz. Bu endüstri bize iş imkanının dışında iyi bir endüstriyle iş yapma disiplini, yönetim disiplini getirdi. Biz işin içinde olduğumuz için çok fark etmiyoruz ama Bursa’nın dışına çıktığımızda çok şey öğrendiğimizin farkına varıyoruz. Bunu otomotiv endüstrisine borçluyuz.

Bursa Türkiye’nin; endüstriyel disiplini, yönetsel disiplini, yönetsel gelişmişliği, endüstri gelişmişliği en iyi olan şehridir. Bunu tamamen Bursa’daki 3 ana sanayiye borçluyuz. Biz yan sanayileri de kendileriyle beraber geliştiriyorlar.

Son dönemde Türkiye otomotiv pazarında ciddi bir daralma oldu. Bu da hem ana sanayiye hem de yan sanayiye yansıdı. Fakat ihracatın artması şansımız oldu. Şu anda Türkiye’de otomobil üreten firmaların hemen hemen tamamı, yüzde 80 seviyesinde, özellikle binek otomobillerde ihracat gerçekleştiriyor. İhracatı bu kadar güçlü olan bu firmaları durağanlık çok fazla etkilemedi. Bazı firmalar biraz daha fazla etkilense de belirli firmalar neredeyse hiç etkilenmedi denilebilir. Dolayısıyla yan sanayi de iç pazardaki bu düşüşten kısıtlı oranda etkilendi diye düşünüyorum. Çünkü üretim devam etti. Fakat işin ticari tarafı biraz daha sıkıntılı. Kamyon, otobüs, minibüste çok daha büyük, yüzde 55-60’lara varan daralmalar oldu. Bu alanda üretim yapan firmalar daha büyük sıkıntı çektiler. Onların yan sanayileri çok daha fazla etkilendi. Ama ben bunun da yavaş yavaş kırıldığını, enflasyon ve faizlerdeki düşüşün, hafif hafif de olsa olumlu yönde etkileyeceğini umuyorum. Tatil ve durağan ayı olan ağustos geçtikten sonra eylülle beraber yeni bir heyecanla yolumuza devam edeceğimizi düşünüyorum.

Ben Türk ekonomisinin geleceğinden de otomotiv ve diğer sektörlerinin geleceğinden de son derece umutluyum. Türk iş insanı neyi nasıl yapacağını çok iyi biliyor artık. Tabii bu işlerde de 4 mevsim var. Sürekli yaz ya da sürekli kış olmaz. Biliyoruz ki her kışın arkası bahar, bahardan sonra da yaz gelir. Sabretmek gerekiyor. Ufacık bir olay olduğunda da çok fazla karamsarlığa kapılmamak lazım.

-Sona eren vergi indirimlerinin tekrar getirilmesi sektörü canlandırır mı?

Bu durum otomotivin en büyük yaralarından biridir. Fiyatın neredeyse ortalama yarısı vergi. Bu çok yüksek bir oran ama devletin de çok önemli bir gelir kapısı. Ana sanayiler, üreticiler, bizler her görüşmemizde bunları gündeme getirmiş olmamıza rağmen siyasi irade bu konuda bir adım atmıyor. Bu da tabii fiyatları çok yükseltiyor. Fakat faizlerin düşüşü mutlaka etkileyecektir. Çünkü satışların çok büyük bir bölümü kredi ile gerçekleşiyor. Tabii ufak da olsa bir etki Avrupa tarafından geldi. Çünkü maalesef Avrupa’da da işler çok iyi değil. Orada da ekonomilerde durağan bir rüzgar esmeye başladı. Geçen ay Avrupa’da otomotiv satışlarında yüzde 7-8 oranında daralma yaşanıyor. Avrupa pazarı için yüzde 7-8 çok büyük bir oran. Bunun sebebi de Avrupa’daki belirsizlik diye düşünüyorum. İngiltere ve Brexit olayı kafaları karıştırdı. Yöneticiler değişiyor, farklı farklı sesler çıkıyor. Avrupa Birliği’nin problemleri var, ülkelerin gelişmişlik seviyeleri çok farklı. Kısacası Avrupa’nın da kendilerine göre sıkıntıları var.

VOLKSWAGEN YATIRIMI ÇOK ÖNEMLİ

-Volkswagen’in Türkiye’ye yatırımı konuşuluyor ve Manisa’nın adı geçiyor. Ne düşünüyorsunuz?

Volkswagen’in yatırımı çok gündemde ve sanıyorum bugünlerde karar verilecek. Kesin açıklanmasa da Bulgaristan ve Türkiye’nin isimleri öne çıkıyor. Tabii ki Türkiye’de sosyo ekonomik sorunlar olmasa böyle bir tartışmaya bile gerek olmaz. Otomotiv endüstrisi yönünden Bulgaristan ve Türkiye’yi mukayese etmek bile anlamsız. Sadece AB üyesi olmasının avantajı var. Ancak Türkiye çok güçlü bir aday ve bu iş bana göre Türkiye’ye gelir.

-Bu yatırım neler katar?

Türkiye son 25 yılda çok şey kaybetti. Biliyorsunuz 2023’te 500 milyar dolar ihracat hedefi ve çeşitli programlar yapıldı. Ve tüm sektörlere dendi ki ‘Herkes 2023’e kadar ne kadar ihracat yapabilir, otursun çalışsın’. O zaman da Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu olarak oturduk otomotiv ihracatçıları olarak çalıştık ve 2023’te 75 milyar dolar ihracat rakamına ulaşılabileceğimizi hesapladık. Fakat bunun şartları var; özel sektörün yapması gerekenler, devletin yapması gerekenler… Bunlar toparlanarak bir çalışma planı haline getirildi. Maalesef devlet şu ana kadar yapılması gerekenlerden hiçbirini yerine getiremedi. Bunların içinde devlete düşen en önemli görev, iki tane otomotiv ana sanayiini Türkiye’ye çekmekti. Bunu yapmazsanız bizim 75 milyar dolara ulaşmamız mümkün değil. Şu anda üretim kapasiteleri yüzde 90-95 aralığında ve ihracatta baktığınızda 32 milyar dolar yapıyoruz. Bunu zorlayarak 35-40 milyar dolara taşıdık diyelim. 75 milyar olması için 2 tane OEM’in Türkiye’ye çekilmesi gerektiğini söyledik ve devlet de tamam dedi. Fakat son yatırım 1997 yılında Hyundai ile gerçekleşti. Geride kalan 22 senede Türkiye’ye hiçbir ana sanayi yatırımı yapılmadı. Üstüne Honda da çıkma kararı aldı. Bu 22 yıl içinde bölgemizde neler oldu diye kısaca bakarsak; tam 11 ana sanayi yatırımı yapılmış. Bunlar nerelere olmuş; Macaristan, Romanya, Polonya, Slovakya gibi hep bizim rakibimiz olan ülkelere. Zaman zaman bu yatırımlar Bursa’da da konuşuldu ama hepsi rakip ülkelere gitti. Biz bunları kaçırdık. Neden? Tamamen az önce bahsettiğimiz sosyoekonomik sebepler yüzünden. Bunlar olmayınca da sektörün 75, Türkiye’nin de 500 milyar dolarlık ihracat hedefi hayal oldu. Ve şu anda bu rakamlar revize edildi. Bu yatırımlar Türkiye’ye gelmeyince, otomotiv artık yan sanayi ihracatını artırıyor. Otomotivin gittiği yer hemen hemen sona doğru yaklaşıyor. Kısacası yeni yatırıma ihtiyacımız var. Ülke ekonomisi için, yan sanayilerin gelişmesi için, işsizliğin azalması için inşaat gibi değil otomotiv gibi sektörlere yatırım yapmak gerekiyor.

Volkswagen gibi bir dünya markasının Türkiye’ye gelmesiyle ülkemize yeni bir heyecan ve canlılık gelecektir. Yan sanayiler için de yeni ve büyük bir kapasite doğacaktır. İşsizliğin azalmasına da çok ciddi katkısı olacaktır bu yatırımın. Sanayiciler olarak bu yatırımın gelmesini çok büyük bir heyecanla bekliyoruz. Tabii ki gönlümüz Bursa’ya gelsin, yakınımızda olsun ama Bursa’nın da durumu çok rahat değil. Bursa’da olmasa da Manisa’ya gelsin. Yeni yapılan yol yatırımlarıyla birlikte Manisa da artık çok uzak değil. Önemli olan ülkemize gelsin ve Türk ekonomisine katkısı olsun.

HASANAĞA’DA YENİ YATIRIMIN TEMELİNİ ATIYORUZ

-2018 sizin için nasıl bir yıl olarak geride kaldı? 2019 yılında gündeminizde ne tür proje ve yatırım planları bulunuyor?

Yeşilova Holding olarak bugün 8 şirketimiz var. Rusya’daki şirketi geçen hafta ortağımıza devrettik. 2018 gerçekten Türk ekonomisi için yönetilmesi zor, çok büyük sürprizlerin yaşandığı bir yıl oldu. Ama bizim Yeşilova Holding olarak bu krizden daha az etkilendiğimizi söyleyebilirim. Çünkü belirli oranda ihracatımız olduğu için dövizdeki sıçramaların çok büyük bir bölümünü ihracattaki döviz gelirlerimizle karşılamış olduk. 2018’de ciddi yatırımlar da yaptık. Can Metal firmamızı büyüttük. Hem binasını büyüttük hem de içine makine yatırımları yaptık. Bunların hepsi bu yılın başında faaliyete geçti, şu anda çalışıyor. Can Alüminyum, sanayiye daha yakın olma hedefiyle NOSAB’da kendine bir şube oluşturdu. Oradaki müşterilerine biraz daha işlenmiş malzeme üretme noktasında hizmet vermeye başladı. Kısacası endüstrinin beklentilerine göre pozisyon almaya çalıştık. Alman müşterilerimizde olan ilişkilerimizi yakınlaştırmak için Duesseldorf’ta bir şirket kurduk. Orada bir ofisimiz var. 2018’deki bu sıkıntılı dönemde tüm bunları çok şükür hayata geçirdik. Çok daha önemlisi Canray ismiyle yeni bir firma daha kurduk. Canray, tamamen raylı sistemlere yüzde 100 ihracat yapıyor. Çok hızlı da büyütüyoruz. Şu anda Fransız Alstom firması burada, Tüvasaş ile anlaşmalar yaptı. Alstom’a ciddi anlamda ihracat yapıyor. Biz de Tüvasaş’ın trenlerinin iç giydirmelerini yapmaya başlıyoruz. Tabii Canray çok hızlı doğdu, onun için Kayapa’da kiralık bir yer bulmuştuk, fakat kiralık bir yerde büyümek ve gelişmek çok sağlıklı olmuyor. Bulduğumuz yer küçük de gelmeye başlamıştı. Bu yüzden yakın bir zamanda Hasanağa’da yeni bir yatırımın temelini atacağız. Büyük bir yatırım yapıp Canray’ı da oraya taşıyacağız. 13 bin metrekareden çift kat yapıyoruz. Toplam 30 bin metrekare dolayında kullanım alanı olacak. Her türlü hazırlığımızı yaptık. Sahada çalışma başladı. Allah mahcup etmesin…

Türk insanına, ekonomiye, memleketimize olan güvencimiz sonsuz. Biz zaten yapı, kültür olarak parayı dışarıya çekelim, kaçıralım düşüncesinde olan insanlar değiliz. Kazandığımızı yine kendi işimize, sektörümüze yatırım yaparak devam ediyoruz.

  

-Otomotiv sektörü elektrikli araçlar başta olmak üzere bir dönüşüm içinde. Bu süreç alüminyumu nasıl etkiliyor, etkileyecek?

Alüminyum çok özellikleri olan bir metal. Çok şükür ki biz de bu metali seçmişiz. Allah rahmet eylesin, babam iyi ki beni alüminyum satan küçük bir mağazaya çırak olarak vermiş. Tabii ki ne bilerek, ne de plan yaparak. Evimizin hemen yanında kasap dükkanı vardı. Kasabın yanına çırak verseydi şimdi biz neler yapardık diye düşünmeden edemiyorum. Alüminyum çok iyi bir metal, pek çok özellikleri var. En önemli özelliği de kolay işlenebiliyor ve kolay şekillendiriliyor olması. Bunun yanı sıra uzun ömürlü oluşu, sonsuz dönüştürülüşü, korozyona karşı dayanıklılığı, hafifliği vs. pek çok özelliği var. Kolay işlenebilir oluşu ve hafifliği, otomotiv endüstrisindeki bu dönüşümde çok önemli etken. Kullanılmaya da başlandı. Özellikle elektrikli araçlarda hafiflik çok önemli. Çünkü ne kadar hafif olursa o kadar az enerji tüketecek. Bu bakımdan alüminyum özellikle yeni trend araçlarda tercih edilir hale geldi. Ve önceden sadece aksesuar olarak kullanılan alüminyum artık ana komponent oldu. Yani şasi, motor alt bağlantıları, bloklar, gövdeler, yavaş yavaş kaporta, üst saclar alüminyuma döndü. Şimdi Audi’nin bir modeli ve Range Rover’in yeni bir modelini yüzde 100 alüminyumdan yapmaya başladılar. Bu tabii ciddi anlamda alüminyum endüstrisine bir dönüşüm getirdi. Önceden biz sadece bir çeşit alüminyum bilirken, bugün içinde çok küçük oranda ki yüzde yarım, 1’ler oranında çeşitli metallerin katkılarıyla çok fazla alüminyum çeşidi, değişik dış mukavemetlere, etkenlere karşı, farklı özellikleri olan alüminyum çeşitleri de bu arada üretilmiş ve endüstriye sunulmuş oldu. Biz de tabii bu değişim paralelinde özellikle Canel Otomotiv’de ve Cansan’da müşteri talepleri doğrultusunda ve AR-GE merkezimizde önceden aksesuar ağırlıklı olan üretimlerimizi şimdi ana komponentler tarafına döndürdük. Son 3-4 yıldır biz de emniyet parçaları, ana komponentler üretmeye başlıyoruz. Bunların bir bölümünü de Avrupa’ya ihraç ediyoruz.

YERLİ OTOMOBİL İÇİN ÇALIŞIYORUZ

-Yerli otomobil konusunda ne düşünüyorsunuz? Bursa bu yatırımı tek başına gerçekleştirebilir mi?

Yerli otomobille ilgili alüminyum parçalar konusunda karşılıklı olarak çalışıyoruz. Hem bizden bilgi alıyorlar hem de bazı parçaların tasarımlarını yapıyoruz şu anda. Tabii yerli otomobil çok kolay hayata geçecek bir proje değil. Hükümet burada ısrarcı. Umuyorum ki başarılı olunur. Türkiye bunu yapabilir, Bursa da yapabilir. Yeşilova olarak biz de yapabiliriz. Otomobil yapmak artık bilinmeyen, sır olan bir şey değil. Ama esas bunu satmak, ayakta tutmak, kurduğun şirketi yaşatmak, dünyaya yaymak çok zor. Dünya devlerinin bile birleşerek ayakta durmaya çalıştığı bir sektör artık otomotiv. Dünyadaki otomobil fabrikalarının büyük bir bölümü ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Bir asrı devirmelerine rağmen onlar bile zor ayakta duruyorlar. Çok yatırım gerektiren, rekabetin çok çetin olduğu bir sektör. Dünyaya satmak artık çok zor. Bunun için servisinizin, satış-pazarlama-dağıtım ağınızın olması lazım ki bunlar hemen olan şeyler değil. Markalara baktığınızda hepsi bunları 50-100 yılda bu hale getirmişler. Yerli otomobil çok kolay değil. Güzel bir proje, ben de isterim Türk markası ama bu doğru yol mu? Bu yolla mı gidilmeliydi? Baktığınızda Tofaş’ın Egea serisi de Türk otomobili. Tamamı burada tasarlandı, Türk mühendisler yaptı. Belirli parçaların dışında yüzde 80 oranında Türk malı. Yerli otomobilde gönlümüz başarılı olunmasından yana ama satış-dağıtım, süreklilik, sürdürülebilirliği sağlamak çok kolay değil. Umuyorum başarılı oluruz.

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2019, 13:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER