URTEB Başkanı Özenalp: Kurallara uyanlar haksız rekabetle uğraşıyor

URTEB Genel Başkanı Ahmet Özenalp, Türkiye’de kuralına göre faaliyet gösteren sanayicilerin ve iş insanlarının haksız rekabetle mücadele ettiğini belirterek, “İş dünyası, adil rekabet düzeninin sağlanmasını bekliyor. Düzgün bir iş ve sanayi kanunu, teşvik sistemi istiyor. Kurallara uyunca, merdiven altı firmalar rekabette öne geçiyor ve siz zararlı çıkıyorsunuz. Namuslu olanlar, her şeyi dört dörtlük yapanlar haksız rekabetle uğraşıyor” diyor.

URTEB Başkanı Özenalp: Kurallara uyanlar haksız rekabetle uğraşıyor

Bursa merkezli Uluslararası Rekabet ve Teknoloji Birliği (URTEB), alanında Türkiye’nin ilk sivil toplum kuruluşu özelliğini taşıyor. Son yıllarda odağına gençleri aldığı projelerle adından sıkça söz ettiriyor. Genel kurulda güven tazeleyen URTEB Genel Başkanı Ahmet Özenalp ile bir araya geldik. Başkan Özenalp, 15 Temmuz hain darbe girişiminin milli rekabet gücüne etkilerinden iş dünyasının ‘haksız rekabet’ konusundaki beklentilerine, Çin’den yayılan koronavirüsün ekonomik dengeleri alt üst etmesinden Türkiye’nin bu doğrultuda yapması gerekenlere kadar birçok konuda sorumuzu açık yüreklilikle yanıtladı. İşte, URTEB Başkanı Özenalp ile yaptığımız röportajın detayları…

* İsterseniz sohbetimize güncel bir konuyla başlayalım. Koronavirüs, global rekabet açısından Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

URTEB Genel Başkanı Ahmet Özenalp: Koronavirüs sebebiyle tüm dünyada ekonomik dengeler değişiyor. Türkiye’de de bu durumdan bir taraf olumlu, bir taraf olumsuz etkilenecek. Örneğin sanayi olumlu, turizm olumsuz etkileniyor. Bildiğim kadarıyla, tekstilde makineler durmuyor. Diğer yandan Kapadokya’da çok sayıda rezervasyon iptali var. Aynı şekilde Nevruz ayında İran’dan beklenilen binlerce turist gelmeyecek. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Türkiye’nin turizm geliri, geçen yıl, 34.5 milyar doları aşmıştı. Bu yıl 40 milyar doların üzerine çıkılması hedefleniyordu. Ne var ki, bu olmayacak. Salgının yarattığı etkilerin mayıs ayı itibarıyla düzeleceğini öngörüyorum.

“Türkiye’de demokratik sistemin tam manasıyla oturması lazım.”

Diğer yandan, Avrupa artık Çin’e fabrika kurmak istemiyor. Bu kararda, hem 10-15 yıl önce 30 dolar seviyesinde olan işçilik maliyetlerinin 600-650 dolarlara yükselmesinin hem de koronavirüsün etkisi bulunuyor. Tüm bu yatırımların Türkiye’ye kayabilmesi ve global arenada rekabet gücümüzün artması için ihtiyacımız olan şeyler var. Öncelikle, Türkiye’de demokratik sistemin tam manasıyla oturması gerekiyor. Hukuk sisteminin de eleştiri kabul etmeyecek şekilde oturması lazım. Yabancı yatırımcılar hukuka aykırı olaylar gördüğünde endişeye kapılıp gelmiyor. Ayrıca kültürel gelişimimizi de gerçekleştirmeliyiz.

“Eğitim sisteminin yeniden elden geçirilmesi gerekiyor.”

İkincisi, eğitim sistemi çok önemli ve yeniden elden geçirilmesi lazım. Çin, yılda 1,5 milyon mühendis mezun ederken, bizde bu sayı 85 bin civarında. Arada böyle bir fark var. Mutlaka mühendislik fakültelerini yeniden canlandırmamız gerekiyor. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün yaptığı gibi sanayicimize destek vererek bu sorunları aşmalıyız. Sanayisi olmayan bir milletin geleceğinin olması mümkün değil. Onun için bizler de “URTEB, Türk milletinin rekabet gücüdür” diyoruz.

* Peki, Türkiye ile Çin arasındaki ticareti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özenalp: Çin, en büyük haksız rekabet kaynağı. Türkiye’nin en büyük rakibi, çünkü işçilik ücretleri ucuz ve taklit ürün yapıyor. Bu da rekabeti olumsuz etkiliyor. Ülkemiz geç de olsa bir şeyleri anladı. Devletimiz artık Çin’den gelen mallara ek vergi koyuyor. Bazen ticaret odalarında Çin’le ticaretin artırılmasına yönelik enteresan programlar da yapılmıyor değil! Çin’le ticaret geliştirilmeli ama denge zaten aleyhimize. İthalat yapıyoruz ancak ihracat söz konusu değil. Dış ticaret dengeler üzerine kuruludur. Sanayiyi korumak amacıyla tedbir alınması gerekiyor.

* Sanayicilerin ve iş insanlarının ‘rekabet’ anlamında beklentileri nelerdir?

Özenalp: İş dünyası, adil rekabet düzeninin sağlanmasını bekliyor. Düzgün bir iş kanunu, düzgün bir sanayi kanunu, teşvik sistemi istiyor. Bugün sadece sanayi arsasının metrekaresi 600 dolar. Sanayicinin arkasında durulmuyor. Birçok düzenleme var ancak ifrat ve tefrit birbirine karıştırılmamalıdır. İfrat derecesine gelindiğinde sanayicinin rekabet gücü kırılıyor. Her alanda, özellikle de sanayide aklı başında, yetişmiş, samimi, namuslu insanlarla yönetilmek zorundayız. Bunu sağlayamazsak hapı yuttuk. Maalesef kurallara uyunca zararlı çıkıyorsunuz, merdiven altı firmalar rekabette öne geçiyor. Namuslu, her şeyi dört dörtlük yapanlar, haksız rekabetle uğraşıyorlar. Mücadele etmemiz gereken şey budur.

* Türk Ticaret Kanunu’nu ‘haksız rekabet’ açısından nasıl buluyorsunuz?

Özenalp: Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan haksız rekabet hükümlerine, İsviçre’nin haksız rekabete ilişkin federal kanunu kaynaklık ediyor. İsviçre’de iş şartları; asgari ücret, çalışma ve izin süresi, sigorta gibi iş hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerle sınırlandırılmış. Buna karşılık, aynı kavram Türk hukukunda, iş hukuku yükümlülükleriyle sınırlı olmaksızın, ticaret hayatının tamamını kapsayan ve rakipler için de geçerli olan tüm hukuki düzenlemeler olarak ele alınıyor. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, haksız rekabet, 54. ve 63. maddeler arasında düzenlenmiştir.

“Haksız rekabet kanunlarında İsviçre’den öndeyiz.”

Haksız rekabette kanunlarımıza İsviçre kaynaklık etse bile bugün bu konuda onlardan öndeyiz. Çünkü Türk Ticaret Kanunu’nun çalışan, üreten, sanayici, rakip gibi her türlü maddesi haksız rekabete karşıdır. Böyle bir avantajımız var.

* Bu iş şartları nelerdir ve hangi ticari uygulamalar iş şartlarına aykırıdır?

Özenalp: Yol gösterici olması açısından Yargıtay’ın birkaç kararını sizlerle paylaşmak istiyorum. Örneğin, izin veya ruhsata tabi bir faaliyetin söz konusu gereklilik yerine getirilmeden yürütülmesi, iş şartlarına aykırı olan ve dolayısıyla haksız rekabet teşkil eden bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Yargıtay’a göre, çay bahçesi olarak işletilen bir alanın, aynı zamanda yapı izni ve ruhsatı olmadan düğün salonu olarak işletilmesi, iş şartlarına aykırı bir uygulamadır. Düğün salonu açmak için aranan soyunma odası, vestiyer, oyun pisti gibi kriterler çay bahçeleri için geçerli değildir. Ayrıca, bu iki işletmenin ödediği KDV oranları da farklıdır. Bazı Yargıtay kararları ışığında, gerçeğe uygun düşmeyen beyanla daha az vergi ödemenin haksız rekabet teşkil ettiği söylenebilir.

Yargıtay’ın aynı konudaki benzer kararlarında, yetki belgesi olmadan yolcu taşımacılığı yapan işletmeler gibi yetki belgesinin elverdiği güzergah dışında sefer gerçekleştirilmesini ve ruhsatsız ekmek üretilmesini, iş şartlarına uymamak suretiyle haksız rekabete dahil ettiğini görüyoruz. Hatta belirli bir madde, gıda içerisinde izin verilen azami miktarın üzerindeyse, gıdanın üretimini haksız rekabet olarak değerlendiriyor. Bir yasal yükümlülüğü ihlal eden işletmelerin, bunun yaptırımının ne olduğunu daha kapsamlı şekilde analiz etmeleri gerekiyor.

“Rekabet ihlallerini OSB’lerde sıkça görüyoruz.”

Rekabet ihlallerinin daha büyüğünü maalesef organize sanayi bölgelerinde (OSB) sıkça görüyoruz. OSB’lerde birçok işletmenin işletme ruhsatı yok. Adam almıyor ama işletme ruhsatı var olan gibi üretiyor, satıyor. Yangın yeterlilik belgesi yok, inşaat ruhsatı yok, yapı yapıyor. İşletmesine getirmiş Suriyeli, Hintli çalıştırıyor. Bunların hepsinde haksız rekabet var. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bunlardan biri de kentimizde Bursa OSB dışında birçok OSB’de kömür yakıtının serbest olmasıdır. Bursa OSB’de yasak. Yasak da olmalı. Bir itirazımız yok ama diğer OSB’lerde yakıt ucuzken, Bursa OSB’de pahalı. Bu haksız rekabet değil mi? Yine, Bursa OSB’deki firmalar suyu pahalıya kullanıyor. Arıtmaya daha çok kaynak ayırmak zorundalar, çünkü diğer yerlerden Nilüfer deresine arıtılmadan salınan atık sular Bursa OSB’ye geliyor.

“Ar-Ge merkezini, ‘arakla-geliştir’ sananlar var.”

URTEB, çocukları bu sebeple eğitiyor. Haksız rekabete karşı bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor. Şimdiki sanayicilerin yüzde 90’ı haksız rekabetin içerisinde yetişmiş. Maalesef Ar-Ge merkezini, “arakla-geliştir merkezi” olarak görenler var. Sen oturup plan, program yapıyorsun; bir başkası gelip fikrini çalıyor. Böyle bir anlayışın içerisinden geliyoruz.

“15 Temmuz süreci milli rekabet gücümüzü etkiledi.”

15 Temmuz hain darbe girişimi ülkemizin milli rekabet gücünden çok ciddi şeyler götürdü. Devlet bir terör örgütü tarafından ele geçirilmeye çalışıldı. Dolayısıyla, devlet kurumlarının uluslararası rekabet gücünde kayıplar yaşandı. URTEB olarak, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüyle, ülkemizin kaybetmiş olduğu rekabet gücünün yeniden kazandırılması amacıyla çalışmalar yaptık. Rekabet kavramının sadece sanayi ve ticaret alanında değil, toplumun tüm kesimlerince doğru şekilde anlaşılması gerekliliğine inanarak, Bursa Uludağ Üniversitesi başta olmak üzere 20 farklı üniversitenin hukuk, iktisat ve işletme fakülteleri ve rektörlüklerine mektup gönderdik. Rekabet toplulukları ya da kulüplerinin kurulmasının teşvik edilmesini öneren bir çağrıda bulunduk. Bu önerimizi YÖK ile de paylaştık. Çünkü uluslararası rekabeti ve uluslararası rekabetin hukuki temellerini bilen yeni bir nesle ihtiyacımız var. Çağrımıza birçok üniversiteden olumlu yanıt aldık. Bu vesileyle, Uludağ Üniversitesi’nde Türkiye’nin ilk Uluslararası Rekabet ve Teknoloji Topluluğu’nu (URTET) kurduk.

* URTEB, alanında Türkiye’nin ilk sivil toplum kuruluşu. Yola çıkış hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

Özenalp: URTEB, 12 Mart 2002'de, rekabet ve teknoloji üzerine çalışmalar yürütmek üzere, Bakanlar Kurulu kararıyla faaliyetlerine başladı. Kuruluşu, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne üyeliğinin başladığı tarihe denk gelmektedir. Sanayicimiz, Çin’in üyeliğiyle birlikte rekabetle ilgili sorunlar olacağını öngörerek, birlik kurma kararı almıştır. Aynı yıl, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen toplantıda, dünya ticaretinin serbestleştirilmesine yönelik kararlar da URTEB’in kurulmasında etkili olmuştur.

URTEB, Türkiye’de rekabet alanında kurulan ilk birliktir. Merkez ofisini 2014 yılında Bursa OSB’ye taşımıştır ve o tarihten bu yana çalışmalarını sanayiciler ve iş insanları ile iç içe sürdürmektedir. Başta sanayiciler ve iş insanları, akademisyenler, avukatlar, danışmanlar, sigortacılar ve ekonomistler olmak üzere tüm sektörlerden 63 üyeye sahiptir. Zorlu, Özdilek gibi büyük firmalar üyeleri arasında yer almaktadır.

* URTEB’in hedeflerinden bahsedebilir misiniz?

Özenalp: URTEB'in temel amacı bireylerin ve toplulukların rekabet gücünü artırmak, toplumu rekabet alanında aydınlatmak ve adil rekabet kültürünün her alanda yayılmasını sağlamaktır. Her şey çok hızlı değişiyor. Dünyayla rekabet edebilmenin şartı değişim hızına ayak uydurabilmekten geçiyor. URTEB olarak, bu değişimin ve beraberinde gelen rekabet rüzgârının etkilerini ve önemini anlatmak için çalışıyoruz. 2019 Global Rekabet Endeksi sonuçlarına göre, Türkiye, 141 ülke içerisinde 61’inci sırada yer alıyor. Bu sıralama içerisinde ülkemizi hak ettiği yere taşımayı amaçlıyoruz. URTEB'in kuruluş itibariyle misyonu da bunu öngörüyor. Ayrıca çalışmalarımız arasında adil rekabet konusu da aynı derecede önem arz ediyor. Yürüttüğümüz tüm çalışmalarda bu iki hassasiyeti mutlak suretle vurguluyoruz.

“Rekabet, günlük hayatın her noktasında var.”

Öncelikli hedefimiz sanayici ve iş dünyası olmasına karşın rekabet gelinen noktada günlük hayatın her noktasında var. Bu sebeple zamanla kapsam alanımız genişledi. Rekabet Kurumu’nun bu doğrultuda yaptığı birçok çalışma bulunuyor. Örneğin akaryakıt istasyonlarından kömüre, yemek kartlarından ekmek fiyatlarına, sağlıktan ulaşıma hatta ekmek mayasına kadar birçok konuda kararlar veriyor. Bunların hepsi vatandaşları ilgilendiren kararlar. Rekabet Kurumu’nun çalışmalarıyla birlikte URTEB’in de hedef kitlesi genişliyor.

* Özellikle gençlere yönelik projelerinizle dikkati çekiyorsunuz. Bunun sebebini öğrenebilir miyiz?

Özenalp: URTEB olarak son yıllarda çalışmalarımızın merkezine gençlerimizi koyduk. Çünkü ülkemizin rekabet gücünü etkileyen en önemli aktörler olan gençlerimiz, bir yandan eğitim sistemindeki hata ve eksiklikler nedeniyle önlerine çıkan engelleri aşmaya çalışırken, diğer yandan gelecek kaygısı yaşıyor. Özellikle üniversite sayısının artmasıyla beraber sadece yüksek eğitim almanın yetersiz kaldığı bu ortamda, ülkemizin uluslararası rekabette yarışı sürdürebilmesi için gençlerin her alanda gelişim göstermesi, mesleki açıdan çok yönlü ve donanımlı yetişmesi elzemdir.

Başlattığımız Rekabet Merkezi projesi ile birlikte gençliğin bilimi ve teknolojiyi kendine rehber edinerek, ülkemizin hem bugününü hem de yarınlarını daha müreffeh hale getirmesinin yolunu açıyoruz. Bunun için de onlara yürüttüğümüz proje kapsamında ihtiyaç duyabilecekleri birçok desteği sağlıyoruz. Biliyoruz ki, uluslararası rekabet ortamında bizi zafere; rekabet bilinci olan, iyi yetişmiş, ideal sahibi ve mesleki ahlaka sahip bir gençlik taşıyacaktır. Bize düşen de böyle bir gençlik idealine ulaşmak için çaba sarf etmektir. Bu hedef doğrultusunda var gücümüzle çalışıyoruz. Ülkemize ve mensubu olduğumuz aziz milletimize yeniden rekabet etme gücünü kazandırmayı amaçlıyoruz.

* Rekabet Merkezi’nin yürüttüğü faaliyetler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Özenalp: URTEB olarak, Bursa OSB’de gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yanına, geçen yıl başlattığımız ‘Rekabet Merkezi’ projesini ekledik. Bu kapsamda Uludağ Üniversitesi ile URTEB arasında, 25 Şubat 2019 tarihinde imzalanan işbirliğiyle, tarafımıza İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde bir salon tahsisi sağlandı. Daha önce depo olarak kullanılan bu alanı sanayicilerimizin ve iş insanlarımızın desteğiyle tefriş ettik. Öğrencilerimizin ihtiyaç duyabileceği araç-gereçler ve yüksek teknolojili bilgisayarlar ile donatarak, eğitim salonu haline getirdik.

“Uludağ Üniversitesi’nin kararını üzüntüyle karşıladık.”

URTEB Rekabet Merkezi Eğitim Salonu’nda bugüne kadar öğrencilerimize, çağın niteliklerine sahip bireyler olarak yetişmeleri amacıyla, özel eğitim programları verildi. Bu eğitimlerden 300’ün üzerinde gencimiz istifade etti. Ne var ki, geçen ocak ayında, Uludağ Üniversitesi tarafından “URTEB Rekabet Merkezi Eğitim Salonu’nun dekanlığa devriyle, burada yürütülen faaliyetlere son verilmesi kararı” alındı. Bu kararı üzüntü ve hayretle karşıladık. Üniversiteyle, 5 yıllık kontratımız vardı.

“Gerçek sebep, URTEB’in siyasetten ari oluşudur.”

Üniversite yönetiminin almış olduğu bu karar, Rekabet Merkezi projesini duraklatmayacağının ve sonlandırmayacağının altını çizmek isterim. Rekabet Merkezi, ülkemiz ve dünya için ‘nitelikli, etik değerlere sadık, çok yönlü gelişen ve evrensel’ bir neslin inşası idealini sürdürmeye devam edecek. Üniversitenin yerimizi almasının gerçek sebebi URTEB’in siyasetten ari oluşudur. URTEB yıllardır sözde kalmış sanayici-üniversite işbirliğini gerçek manada hayata geçirmiş bir sivil toplum kuruluşudur. URTEB’in üniversite faaliyetlerine Rekabet Merkezi ile vurulmak istenen dizginin altında gerçek manada yatan sebep üniversite-sanayici işbirliğini istemeyenlerdir. URTEB olarak aldığımız kararla, değerli gençlerimizi mağdur etmemek amacıyla, eğitimlerde ihtiyaç duyulan fiziki alanları da bizzat kendimiz sağlayacağız. Bursa OSB’deki mevcut yerimizi bu kapsamda hazırladık. Rekabet Merkezi projesi faaliyetlerini artırarak devam edecektir.

Rekabet Merkezi, üniversite öğrencilerine yönelik faaliyet gösteriyor. Üniversite-sanayi işbirliğine destek niteliğinde çalışmalar yaparken, proje kapsamında gönüllü öğrencilerin yeteneklerini keşfedebileceği imkanları sunuyor. Başta rekabet, teknoloji, girişimcilik ve daha birçok alanda kazanım elde etmelerini sağlıyor. Alanında yetkin kişilerle gerçekleştirdiği eğitimler, seminerler, mentorluk buluşmaları, yetiştirme programları, yurtiçi ve yurtdışı staj imkanları ile gönüllü gençleri buluşturarak daha nitelikli bir nesil inşasına katkı sunuyor.

* URTEB olarak 2020 yılı hedefleriniz nelerdir?

Özenalp: URTEB olarak 2020/2021 döneminde beş ana grupta çok sayıda proje ve çalışma ortaya koymayı hedefliyoruz. İlk olarak, hem ulusal hem de uluslararası bir manifesto yayınlayacağız. Akademik manada hazırlanan bu manifestoyu kamuoyuna deklare edeceğiz. Bu konu bizim için çok önemli. Örnek vermek gerekirse, serbest piyasada varlıklarını sürdürmek isteyen işletmeler, kar etme amaçlarını gerçekleştirmek ve rakiplerinin önüne geçmek amacıyla, çeşitli uygulamalara başvuruyor. Bu uygulamalar hukuka uygun olabildiği gibi haksız rekabet içeren uygulamalar da olabiliyor. Özetle birçok işletme, faaliyetlerinde yasal düzenlemeleri göz ardı ediyor. Yasal yükümlülüklerini ihlal eden işletmeler, faaliyetlerini söz konusu yükümlülüklere uygun şekilde yürüten işletmeler karşısında piyasada daha avantajlı bir konum elde edebiliyor. Çoğu zaman göz ardı edilse de “iş şartlarına uygun” rekabet etmenin bir mecburiyet olduğu unutulmamalıdır.

“Manifesto yayınlayıp haksız rekabetle mücadele başlatacağız.”

Türk hukukunda, iş şartlarına uymamak haksız rekabet olarak nitelendiriliyor ve bu uygulamalar meşru sayılmıyor. Manifesto kapsamında meslekler arasında ciddi bir çalışma yapacağız. Haksız rekabetle ilgili maddeleri tespit ederek, bunlarla mücadele başlatacağız. Yaptığımız çalışmalarda gördük ki, firmaların rekabete uyum konusunda sıkıntıları var. Oysa rekabet yasalarına uymaları gerekiyor. Bunun için departmanının olması lazım ama yok! Bu da sıkıntı! Dolayısıyla, sanayiciye ve iş dünyasına, Rekabet Hukuku ve Türk Ticaret Kanunu’ndaki rekabet maddeleriyle ilgili danışmanlık yapacağız.

“URTEB’in etkinliğini artırmayı amaçlıyoruz.”

İkinci olarak, 2018 yılında başlatılan URTEB Gençlik Hamlesi ve akabinde ortaya çıkan Rekabet Merkezi projesi, üniversite ve gençlere yönelik faaliyetlerine devam edecek olup, yeni programlarla kapsamı genişletilecek. Üçüncü olarak, özellikle Bursa OSB’de yer alan sanayi kuruluşları için planlanacak, yerel ve ulusal projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Bu projeler aracılığıyla URTEB’in kentteki etkisi artacak, çeşitli firma ve sivil toplum kuruluşlarıyla, ortak çalışma yolu açılacak.

“AB projeleri, uluslararası boyutta en somut adım olacak.”

URTEB’in 2020 itibarıyla dahil olduğu Avrupa Birliği çalışmaları, birliğimizin isminde de yer alan ‘uluslararası’ olma yolundaki en somut adımı olacak. Bizzat yürüteceğimiz projelerin yanı sıra yurtdışında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının projelerinde de ortaklık anlaşmaları sağlanacak. Birliğimizin global vizyon edinmesi için önemli olan bu AB projeleri, aynı zamanda kurumsal destek hibeleriyle, URTEB’e finansal açıdan katkı sağlayacak.

Birliğimizin bir diğer misyonu olan ‘aydınlatma’ dahilindeki çalışmalar da yeni dönemde artırılacak. Özellikle üyelerimiz arasında yer alan firmalara ‘rekabet’ konusunda bilgilendirme ve isteyenlere danışmanlık desteği sağlanacak. Oluşturulacak akademik bültenlerle ‘rekabet’ konusundaki önem, dijital kanallar aracılığıyla, kamuoyuna aktarılacak.

* Son olarak, döviz kuruyla ilgili yılsonu beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Özenalp: Altın ve döviz kurundaki yükselişin düzeleceğine inanıyorum. Bu yükseliş koronavirüsün yanı sıra komşu ülkelerde yaşanan olaylarla da ilgili. İyi bakmaya çalışıyorum ama çok da kestiremiyorum açıkçası... Bu konuda iş dünyası olarak sıkıntımız var, üzülüyoruz.

Güncelleme Tarihi: 16 Mart 2020, 15:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER