Şimdi de ruhları doyuruyor...

Bursa’nın marka yeme-içme ve eğlence mekanlarının işletmecisi Yusuf Sabahyıldızı, hayata geçirdiği Nilüfer Sahne projesi ile kentin kültür sanat yaşamına ayrı bir soluk getirdi.

Şimdi de ruhları doyuruyor...

Yusuf Sabahyıldızı, Bursa’ya kazandırdığı mekanlarla yeme-içme ve eğlence sektörünün çok önemli bir oyuncusu ve markası. Sabahyıldızı İçecek ve Pazarlama A.Ş. ile meşrubat sektöründe önemli markaların Türkiye’deki en büyük distribütörlerinden biri olan Yusuf Sabahyıldızı, yeme-içme sektöründe de Kat 3, Suare gibi markalarla hizmet veriyor. İnşaat sektöründe de faaliyet gösteren ve son olarak Bulgaristan’da konutlar yapan Sabahyıldızı, tüm bunların yanı sıra Bursa’nın kültür-sanat yaşamına katkı sunmak adına kafa yoruyor ve kar amacı gütmeden projeler gerçekleştiriyor. Bu amaçla geçtiğimiz yıl Nilüfer Sahne’yi Bursa’nın hizmetine sunan ve önemli sanatçıları Bursalılarla buluşturan Sabahyıldızı, şimdi de Nilüfer Sanat Akademi ile sanatla ilgilenen herkese yönelik eğitim vermeye başlıyor. Yusuf Sabahyıldızı, yeme-içme sektörünü, yeni projelerini ve nasıl bir Bursa hayal ettiğini ekonomigazetesi.com’a anlattı…

-Kat 3, Suare gibi mekanlarla Bursa’ya önemli mekanlar kazandırdınız. Şimdi de Nilüfer Sahne projesini hayata geçirdiniz. Bu proje nasıl ortaya çıktı?

Ticari kurumların toplumun geliştirilmesi ve yönlendirilmesi ile ilgili sorumluluklarının olduğunu düşünüyorum. Nilüfer Sahne de bu amaçla oluştu. Ticari bir proje değil. Kentlilik bilinci kente faydalı olan eylemler geliştirmekle olur. Biz bunları düşünerek yatırımlarımızı yapıyoruz. ‘İnsanlar iş sonrası ne ister, ne arar’ bunu düşünüyoruz. Nilüfer Sahnesi böyle oluştu. Bu faaliyetleri genellikle devlet kurumları, belediyeler yönetirler. Çok karlı bir iş olsaydı onlara kalmazdı. Biz bunu bir sosyal sorumluluk projesi olarak düşünüyoruz. Gerçi Nilüfer’de bu konuda belediyenin ciddi çalışmaları var, öncülük yapıyor. Biz de bu şemsiyenin altında böyle bir imkanı bulduğumuz için faydalı olmak için girdik. Çok mutluyuz. Geçen sezon sahnemizi açtık bütün oyunlarımız kapalı gişe oynadı. Kapasitemiz 350 kişi. İlk oyunumuzda biletler bitti matine de açmak zorunda kaldık. Bursa için çok güzel gelişmeler. Bir bilet bedeli olmasına rağmen dolu. Bu şehir için sevindirici. Çok değerli bir sosyal sorumluluk projesi. Bu heyecanla şimdi de Nilüfer Sanat Akademi’yi kurduk. Sanatla ilgilenen herkese yönelik eğitim faaliyetlerine başlıyoruz. Bunu da aynı amaçla yani faydalı olmak adına yapıyoruz. Türkiye’de kültür sanat ile ilgili bir problem olduğunu, hassasiyetlerin azaldığını, kalitenin düştüğünü, bir yozlaşmanın yaşandığını düşünüyorum.

MUDANYA YOLUNDA YENİ PROJE GELİYOR

-Yeme-içme ile ilgili yeni projeler var mı?

3.5 milyonluk bir kentin daha çok işletmeye ihtiyacı var. Bu paralelde yeni yeme içme ve eğlence mekanları gibi projelerimiz var. Şehrimizde yaratılmış markaların desteklenmesi ve büyütülmesi taraftarıyız. Aynı zamanda yeni markalar da kazandırmalıyız. Bu anlayışla Mudanya yolunda bir kompleks kurma çalışmalamız sürüyor. İçinde, yakın zamanda ortaklık kurduğumuz Erol Balık, Hatay mutfağı ve Bursa et mangal ile birlikte Bomonti Bahçe gibi eğlence mekanları olacak. İnşaat çalışmaları sürüyor. En kısa zamanda Bursa’ya kazandırmayı planlıyoruz.

-İnşaat sektöründe de faaliyetleriniz var. O konuda neler yapıyorsunuz?

Bursa’da küçük projeler yaptık. Tam bu sektörde büyümeyi düşündüğümüz dönemde sektörde kriz yaşandı. Bu nedenle temkinli gidiyoruz. Lokomotif bir sektör. Bu sektörde var olma heyecanıyla birlikte ülkenin genel koşullarını da izliyoruz. Üretim maliyet ile satışta elde edilen rakamları düşündüğümüzde Bulgaristan’da inşaat yatırımının karlı olduğunu görünce başkent Sofya’nın en önemli bölgesinde konutlar yapıyoruz. Aslında yatırım yapılacak yer Türkiye. Karlı olduğu için ve ülkemize döviz getirme amacıyla Bulgaristan’da yaptık. İyi ki de yapmışız. Bulgaristan’da inşaatlarımız devam edecek.

BURSA’YI TURİSTTEN MAHRUM BIRAKAN ANLAYIŞ TERKEDİLMELİ

-Tekrar kültür sanata dönersek. Bursa festivalini yeterli buluyor musunuz? Bursa iş dünyası bu etkinliklere sahip çıkıyor mu? Bursa’da etkinlik mekanlar yeterli mi?

Kültür sanat ile ilgili yapılan tüm çalışmaları değerli buluyorum. Belediyeler yıllardır bu konuların içinde olmasa kültür sanattan bahsedemezdik. Eksikler olabilir ama çok önemli. Yeterlilik biraz idarenin kapasitesi ile ilgili. Bu kadar büyük bir organizasyon için yapacak çok şey var. İyi niyetli ve gayretli buluyorum belediyeleri. Ama yapılabilecek çok şey var. Fırsat buldukça dünyayı gezmeye çalışıyorum. Çalışma saatleri dışında yapılan şeyler insanlar için çok değerli. İşimiz her şeyimiz ama çalışma saatleri dışında bir amacımız olmalı. Biz toplumun tercihlerini yönlendirecek bir metot geliştirmeliyiz. Dünyanın her yeri festivallerle turistler için cazip hale getiriliyor. Turizm için çok cazip bir kent olan Bursa’yı turistten mahrum bırakan anlayışın terkedilmesi gerekiyor. Bursa’daki bütün kültürel, sanatsal, yeme-içme etkinlikleri turizme göre şekillendirilmeli. Siyasi bakış açıları devre dışı kalmalı. Şehri geliştirmek için farklı girişim kafalarını cesaretlendirmeliyiz. Bundan korkmamalıyız. Yasaklarla turizm gelişmez. Dünyada turizmin siyaseti yok.

HAYALİMDEKİ BURSA…

-Bursa için hayalinde ne var?

Bursa’da gerçek meydanlar, gerçek halka ait caddeler görmek istiyorum. Bu caddelerde meydanlarda halkla buluşan sanat faaliyetleri görmek istiyorum. Dünyanın büyük kentlerinde olduğu gibi sokak sanatçıları, müzisyenler görmek istiyorum. Caddelerde festivalleri görmek istiyorum. Toplumun iş dışında dahil olduğu, bu kente ait olmaktan mutlu edecek, sahiplenmesi sağlayacak yaşamını renklendirecek faaliyetler istiyorum. Bunları yapmak çok zor değil. İnisiyatif alıp cesur almak gerekiyor.

-Son olarak, ekonomik krizin yeme-içme sektörüne yansıması ne oldu. Alışkanlıklar değişti mi?

Diğer bütün sektörlere olduğu gibi bizim sektöre de olumsuz yansıyor diyebiliriz ama bizim yaşam biçimimiz yeme içme sektörünü destekleyen bir yaşam biçimi değil. Biz evimizde, dolapları dolu olan bir toplumuz. Batı toplumları dışarıda yemek yemeyi sosyal faaliyet gibi gerçekleştiriyorlar. Biz ‘bugün de doyduk’ kavramıyla yetişmiş bir toplumuz. Yani ekonomik zorlukların yaşandığı bir süreçte işletmelerin müşteri portföylerini büyütebilme şansı var. Nüfusumuza oranla yeme, içme ve eğlence ihtiyaçlarını hizmet satın alarak gerçekleştirenlerin sayısı çok az. Bu durum tüm koşullarda sektörümüzde fırsatların devam ettiğini gösteriyor. Alışkanlıkları değiştirmek işletmecilerin görevi. Daha çok insanımızı dışarı çıkartabilmeliyiz.

Ayrıca ekonomide olumsuzluklar yaşansa da belli bir kesimin yaşam biçimi değişmiyor. Yeme içme kültürü olan ve yeterli satın alma gücü olan bir hedef kitleniz varsa işleriniz fazla etkilenmeyebilir. Neticede bizler temel ihtiyaçların giderilmesine yönelik işler yapıyoruz. Ama artık gelir seviyesi yüksek kitlelerinde fiyata karşı duyarlılıklarını göz ardı etmemek gerekiyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER