Sanayiciye her ay sürpriz elektrik faturası

NOSAB Başkanı Erol Gülmez, Nisan 2018’de yüksek tüketim yapan sanayilerde kullanılan elektrikte uygulanmaya başlanan yeni tarife modeli ile her ay farklı elektrik faturası ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Sanayiciye her ay sürpriz elektrik faturası

Enerji maliyetleri, sanayicinin üretim yapabilmesi ve rekabet edebilmesi için en önemli etkenlerin başında geliyor. Son dönemde doğalgaz ve elektriğe yapılan zamlar büyük tepki ve sıkıntıya yol açarken, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Başkanı Erol Gülmez, özellikle elektrik faturaları ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Gülmez, Nisan 2018’den itibaren büyük sanayicilere verilen elektrikte farklı bir fiyat tarifesine geçildiğini belirterek, “Yeni tarife ile elektrik faturalarımız 3 kriter ile belirleniyor. Birincisi şirketin karı. Bu şirketlerle yapılan pazarlıkla belirleniyor ve buna hiç itirazımız yok. İkincisi Piyasa Takas Fiyatı (PTF). Enerji borsasında firmalar birbirlerine enerji alıp satıyorlar ve buna göre bir fiyat oluşuyor. Üçüncü olarak da Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) fiyatı var. Bildiğiniz gibi, yenilenebilir enerji üreten firmalara devlet alım ve fiyat garantisi desteği veriyor. Bu da bizim faturalarımıza yansıtılıyor. Burada da bir şeffaflık olmadığını düşünüyoruz. Çok önemli bir iklim olayı olmamasına rağmen bazı aylar bu payın yüzde 40 arttığını görüyoruz” dedi.

FATURAMIZI BİLMEK İSTİYORUZ

Haziran ayında elektrik faturalarının yüzde 38.6 arttığını, temmuzda biraz geri geldiğini anlatan Gülmez, şöyle devam etti:

“Biz OSBÜK yönetimi olarak Ankara’da temaslarda bulunduk ve bu durumu anlattık. Biz enerjide oluşan maliyetin o ay faturalarımıza yansımasını istiyoruz. Fatura bana gelince görüyorum. Böyle iş yapılmıyor. Bu en büyük problemimiz. Bölgemizdeki bir Alman firmanın CEO’su ‘yüzde 40 zam yapmışsınız ben bu ürünü eski maliyetle sattım benim zararımı kim ödeyecek. Bir dahaki faturam ne olacak ben bilmiyorum’ diye bana geldi. Durumu anlatamıyoruz. Herkese yansıyor zaten. Çünkü benim rekabet etmem lazım. Avrupa’da elektrik 0.7 sent. Bizim 0.90’lara yaklaştı.”

2020 ÇIKIŞ YILI OLACAK

Ekonomik gelişmelerle ilgili de konuşan Gülmez, ekonomide düzelme için kişisel olarak umudu olduğunu belirterek, “Ülkemiz büyük bir ülke. Ciddi bir iş gücümüz, üretim potansiyelimiz var. Ülke olarak ne yıllar atlattık. Alıştık da sanki. Bir Avrupa ülkesinde bu denli inişler çıkışlar olsa ciddi sıkıntılar olur. Bize artık rutin geliyor. Dibe geldik. 2020 çıkış yılı olacak. Bu durum daha fazla devam ederse bedeli çok ağır olur. Bu kriz biraz farklı ve uzun sürdü. 2008de para vardı iş yoktu şimdi para yok daha fazla hissediyoruz. Firmalar çok borçlu. Teknoloji sürekli değişiyor yatırım yapıyorsun. Bu ülkede üretici olmak zor. İşin bütün riskini biz üreticiler yükleniyoruz. Dolar çok baskılanıyor. Bu bizi korkutuyor. Bizim ham maddemiz dövize endeksli. Aldığımız ham maddeyi yerine koyamıyoruz. Dövizin hızlı çıkışlarında zarar ediyoruz. Müşterilerimle kur farkı anlaşması yaptım. Dövizin dalgalanması üreticinin yönetemeyeceği bir durum. Bir müddet homojen gitmesi gerek. Ekonomik kuralların dışında başka etkenlerle indirilip çıkarılması iyi bir şey değil. Bu durumdan dolayı, ocaktan itibaren iç piyasaya mal vermeyi kestim ve cirom yüzde 50 düştü” dedi.

Gülmez, şöyle devam etti:

“Tekstil uzun yıllardır ölü zaten. Rekabetle baş edemiyor. İnşaat sektörü yoğun bakımda. Bir sektör çöktüğünde çok sayıda sektör etkileniyor. Bizim sektörün satışları etkileniyor insanlar araç almıyor. Krizler böyle oluyor. Zayıf sektörden halka kırılıyor ve diğer halkalara sıçrıyor. Adının konulmasından çekinilen ciddi bir kriz yaşıyoruz. Bu krizde dövizin dalgalanmasının da çok payı var. Hiçbir sanayici yüksek faiz istemez. Ancak, faizin ekonomik gerekçe olmadan düşürülmesi de doğru değil. Bu tip indirimler dışarıda Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığı algısını güçlendiriyor ve sermayenin buraya gelmesini zorlaştırıyor. Bir de ihracatta sürekli rekor kırıyoruz deniliyor. Bir aile bütçesi düşünün her yıl artar ve rekor kırar. Bu bir başarı değil. Başka ülkelerdeki artışlarla karşılaştırmak lazım. 500 milyar dolara hedefe yaklaşabilsek rekor olur. Rutin bir artış bu.”

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2019, 15:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER