“Maliyetleri düşürmek için kendi elektriğimizi üreteceğiz”

Elyaf Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Sami Bilge, artan elektrik maliyetlerini düşürmek amacıyla yenilenebilir enerji yatırımı kararı aldıklarını belirterek, “Fabrikamızın çatısına güneş enerjisi sistemi kuruyoruz. Yaklaşık beş ay içinde devreye alacağız. İhtiyacımızın bir kısmını bu şekilde karşılayacağız. Maalesef sanayicimiz, dünyanın en pahalı elektriğini, doğalgazını kullanarak üretim yapıyor” dedi.

“Maliyetleri düşürmek için kendi elektriğimizi üreteceğiz”

Elyaf Tekstil, giyimlik kumaşta Bursa’nın köklü kuruluşları arasında yer alıyor. 350 çalışanıyla, 22 bin metrekarelik fabrikasında; Zara, Mango, H&M, Marks Spencer, Tommy gibi dünya markaları için üretim yapıyor. Yüzde 85 ihracat odaklı faaliyet gösteriyor. Aynı zamanda, hem katma değeri yüksek hem de sürdürülebilir moda anlayışıyla insan haklarına saygılı, doğaya-çevreye ve insan sağlığına duyarlı üretim hedefiyle Ar-Ge projeleri yürütüyor.

Elyaf Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Sami Bilge ile sektöre yönelik konuştuk. Bilge, Kovid-19 pandemisinin etkisiyle, zor bir yıl geçirdiklerini söyledi. Devletin sıkıntıda olan üreticiye duyarsız kalmadığını ancak destekleri de yeterli bulmadıklarını anlattı. Özellikle enerji giderlerinin sanayicinin belini daha da büktüğünü belirterek, bu doğrultuda yatırıma hazırlandıklarını açıkladı.

Duayen sanayici, giyimlik kumaş sektöründe yaşanan sıkıntılardan ihracattaki son duruma, üreticinin sorunlarından beklentilerine , Elyaf Tekstil’in büyüme hedeflerinden Ar-Ge faaliyetlerine kadar birçok konuda sorumuzu yanıtladı. İşte, röportajımızın detayları…

DÜNYA MARKALARI İÇİN ÜRETİYOR

- Öncelikle Elyaf Tekstil’den bahsedebilir misiniz? Ana üretim grupları, yıllık üretim miktarı, çalışan sayısı nedir?

Sami Bilge: Elyaf Tekstil kurulalı 35 yıl oldu. Öncesinde de ortağımla birlikte kara tezgahlarda fasonculuk yapıyorduk. 15 yıl iç piyasaya eşarp kumaşı ürettik. Son 20 yıldır bluz, gömlek, pantolon, etek, ceket gibi tamamen kadın dış giyimine yönelik kumaş üretimi gerçekleştiriyoruz. Konfeksiyon yapmıyoruz. Dış piyasada Zara, Mango, H&M, Marks Spencer, Tommy; iç piyasada da LC Waikiki, Defacto, İpekyol, Sarar, Adil Işık, Lacoste gibi markalarla çalışıyoruz.

Yılda yaklaşık 10 milyon metre üretimimiz oluyor. Dokuma kapasitemiz yetmediğinden üretimin bir kısmını fason yaptırıyoruz. Diğer yandan boyahane kapasitemizi dolduramadığımız için dışarı fason yaptığımız da oluyor. 22 bin metrekare kapalı alanda, 350 çalışanımızla faaliyet gösteriyoruz.

AVRUPA’NIN TAMAMINA İHRACAT YAPIYOR

- Üretimin ne kadarını ihracata gönderiyorsunuz? Belli başlı pazar ülkelerinizi sıralayabilir misiniz?

Bilge: Normalde üretimin yüzde 80-85’i ihracata gitmesine rağmen resmi rakamlarda oran yüzde 50 civarında görünüyor. Bunun sebebi de bazı markaların kumaşı konfeksiyoncuya vermemizi istemesinden kaynaklanıyor. Bugün gelinen noktada, Avrupa’nın tamamına ihracat yapıyoruz. ABD, Rusya, Brezilya, Meksika, Japonya, Güney Kore, Çin, Hong Kong belli başlı pazar ülkelerimizin arasında yer alıyor. Amerika ve Asya kıtasındaki ülkeler her geçen gün pazarlarımız arasına ekleniyor.

“PATENT HIRSIZLIĞI HAD SAFHADA”

- Aynı zamanda Ar-Ge merkezisiniz. Yürüttüğünüz projeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Patent, faydalı model sayınız kaçtır?

Bilge: Eskiden yaptığımız desenlerin hepsine patent alıyorduk. Ancak patent hırsızlığı o kadar had safhada ki, her çıkardığın patente bir bedel ödüyorsun, buna rağmen koruyamıyorsun. Bu sebeple artık patent almaz olduk.

Ar-Ge çalışmalarımızsa devam ediyor. İki yıl önce ciddi bir yatırımla Ar-Ge merkezi kurduk ve belgemizi aldık. Şu an, 40 uzmandan oluşan Ar-Ge ekibimizle, dünyada çok az firmanın üzerinde çalıştığı kök boya ile ilgili proje yürütüyoruz. Böylece hem katma değerimizi artırmayı hem de sürdürülebilir moda anlayışıyla, insan haklarına saygılı, doğaya-çevreye ve insan sağlığına duyarlı üretim yapmak istiyoruz.

“YÜZDE 30 KAYIP BEKLİYORUZ”

- Elyaf Tekstil açısından 2020 yılını değerlendirebilir misiniz? Pandeminin üretiminize ve ihracatınıza etkileri nelerdir?

Bilge: Firmamız açısından, yılın ilk üç ayı, tarihinin en iyi ilk üç ayıydı. Önceki yıla göre, talepte yüzde 50 oranında artış sağladık. Normalde aylık 800 bin metre olan üretimimiz, 1 milyon 200 bin metrelere kadar ulaştı. Ancak pandeminin çıkmasıyla birlikte, mart ayının sonuna doğru, siparişlerin tamamı iptal oldu. Nisan, mayıs aylarında hiç çalışmadık. Tamamen kapattık. Haziranda yüzde 30 kapasite kullanım oranıyla açtık. Şu an yüzde 50’lerdeyiz. Eylülden sonra bu oranın kademeli olarak artacağını düşünüyoruz. Ancak yüzde 100’lere çıkması sanırım uzun bir zaman alacak. Firmamız bu yıl, geçen yıla göre, tahmini yüzde 30 kayıp yaşayacak.

Bu durum bizimle alakalı değil, genel tekstil piyasasıyla alakalı. Ev tekstili pandemiden çok etkilenmedi ama giyimlik kumaş çok etkilendi. İnsanlar alışveriş merkezlerinde gezerken, perdemi, koltuk kumaşımı değiştireyim, diye çok düşünmüyor. Ancak ihtiyacı olmadığı halde modelini, rengini beğenmesi sebebiyle ihtiyacından fazla giysi alıyor. Bu da sektörü hareketlendiriyor. Ev tekstilinin yazlığı, kışlığıysa pek yok. Giysilik kumaş üreticileri mevsimlik sezonları kaçırdı. Tam diğer mevsimi yakalıyoruz derken, pandemi tekrar yükselişe geçti.

AVRUPA VE AMERİKA’DA HAREKET YOK

- Şu an sektörünüzde hareketli olan markalar ya da pazar ülkeleri hangileri?

Bilge: Avrupa ve Amerika hiç hareketli değil. Ancak müşteri portföyümüzün yüzde 60’ını Zara, Mango, H&M dolduruyor. Bunun da yüzde 40’ını, Zara’nın da içinde bulunduğu, Inditex Grubu oluşturuyor. Mango ve H&M de yüzde 10’ar paya sahip. Bu markalarda da alışveriş merkezlerinde bulunmaları sebebiyle sıkıntı var. Alışveriş merkezleri açıldı ancak müşteriler gitmiyor. Giden de temel ihtiyaçlarını alıyor. Zevkine giden, mağazaları dolaşan çok az sayıda. Sezonluk giysi, ayakkabı üretimleri olan firmalar pandemiden ciddi anlamda etkilendi. Tabii ki, turizm gibi bizden daha çok etkilenen sektörler var. Bazı sektörler içinse fırsat oldu. Örneğin gıda sektörü…

“EL İLE GELEN DÜĞÜN, BAYRAM”

- Peki, pandemi sürecindeki devlet desteklerini yeterli buluyor musunuz?

Bilge: Böyle bir dönemde biraz daha teşvik verilmesini isterdim ama devletin imkanları buna yeter mi? Şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. Diğer yandan, örneğin çalışmadığımız dönemde kısa çalışma ödeneğine başvurduk. 350 işçi için 470 bin lira aldık ancak ödediğimiz maaş toplam 1 milyon 250 bin lira. Biz de şapkamızı önümüze koyup, çalışanlarımızın maaşı ne kadarsa, o şekilde ödeme yaptık. Aksi halde geçinemeyecekler. İki ay tam maaş verdik ancak on iki ay çalışmazsak bunu yapamayız. Haziran, temmuz, ağustos aylarında da belli oranlarda çalıştığımızdan maaşları yine tam ödedik. Dolayısıyla bu altı aylık dönemde kazançtan kaybettiğimiz kadar sermayeden de kaybettik. Ama bir söz var, el ile gelen düğün, bayram.

Öte yandan, şu an yüzde 50 kapasiteyle çalışmakla, para kazanmadığım gibi bir miktarda da kaybediyorum. İşçimin maaşını tam veriyorum. Ancak bu süreç örneğin iki yıl sürerse ne kadar dayanabiliriz? Dolayısıyla o zaman devletten daha fazla destek istememiz gerekir. Peki, ülkede binlerce şirket var, devletin imkanları yeter mi? Biraz perdenin bu tarafından da bakmak gerekir. Devletin de duyarsız kalmadığı fikrindeyim.

“ENERJİ FİYATLARI KORKUNÇ PAHALI”

- Sanayide uygulanan elektrik, doğalgaz gibi enerji fiyatlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilge: Enerji fiyatlarında indirim olmalı, korkunç pahalı. Sanayicimiz, dünyanın en pahalı arsalarında, dünyanın en pahalı doğalgazını ve elektriğini kullanarak, dünyanın en pahalı istihdam vergileriyle üretim yapıyor. Bugün bir işçinin maliyeti, yuvarlak hesap aldığının iki katı. İşçi çalıştırıyorum, cezalandırıyorsun. Fazla işçi çalıştırdığımda ilave doktor, avukat yükümlülüğü getiriyorsun. Tüm bunlar maliyetimi yükseltiyor. Öte yandan elektrik fiyatları akıl almaz derecede yüksek. Avrupa’da da yüksek ama onlar üç saatlik çalışmayla elektrik faturasını öderken, biz 24 saat çalışarak ödüyoruz. Sanayi için de aynı şekilde. Avrupalı örneğin cirosunun yüzde 3’üyle elektrik giderini karşılarken, ben ciromun yüzde 10’unu veriyorum.

Elektrik, doğalgaz fiyatlarında devlet indirime gitmeli. En azından pandemi döneminde yapılmalı. İhracatçının işi kolaylaştırılmalı. İhracatçı çok mal satarsa ülkeye daha çok döviz getirir, istihdam sağlar ve sanayi gelişir.

“GÜNEŞ YAKIYOR, TÜRK BAKIYOR”

- Yeni doğalgaz rezervleri bulunuyor…

Bilge: Doğalgaz bulmamıza gerek yok. Güneş yakıyor, Türk bakıyor. Rüzgar esiyor, Türk bakıyor. Yüz dönüm yere güneş enerjisi sistemi kuracağım, deyin, kurdurmuyor. Oysa güneşten ne kadar enerji üretirsek eksik döviz ödeyeceğiz. Yine rüzgar enerji santrali kuracağım, deyin. Bugün kurmaya kalksanız, üç yılda bürokrasiyi aşamazsınız.

“ÇATIYA GÜNEŞ ENERJİSİ KURUYORUZ”

Elyaf Tekstil olarak çatıya güneş enerjisi sistemi kuruyoruz. Anlaşmayı yeni yaptık. Kendi ihtiyacımızın altıda birini karşılayacak. Şu an aylık 400-450 bin TL arasında elektrik giderimiz var. 70-75 bin TL’lik elektrik üretimimiz olacak. Sistem için toplamda 750 bin dolarlık yatırım yapacağız. Mart ayı faturam 420 bin lira geldi. Elektrik ihtiyacımın bir kısmını da olsa güneş enerjisinden sağlarsam kardır. Yatırım beş ay sonra faaliyete geçecek. Kendi elektriğimizi üretmenin yanı sıra bir diğer amacımız da çevreyi korumak.

“DÖVİZ KURU TANSİYONA BENZİYOR”

- Döviz kurundaki hareketlilik ihracatçıya nasıl yansıyor?

Bilge: Döviz kurunu tansiyona benzetiyorum. Yüksek tansiyon nasıl zararlıysa, düşük tansiyon da zararlı. Dövizin ideal rakamı vardır. Ne kadar yüksek olursa, ihracatçı o kadar para kazanır. Ancak ülkenin ithalata da ihtiyacı var. Doğalgaz, petrol alıyor. Döviz yükseldikçe ülke ithalatının maliyeti de yükseliyor. İthal ürün kullanan üreticiler var. Döviz düşük olursa ihracatçı batar, çok yüksek olursa ithalata dayalı üretim yapanlar. Bu sebeple, denge olması lazım.

“FİRMAM ADINA UMUTLUYUM”

- Son olarak, 2021 yılı ile ilgili öngörülerinizi almak isteriz…

Bilge: Firmam adına, pandemi yoksa, 2021’den de gelecekten de umutluyum. Birçok rakibimize göre, altyapımız çok iyi. Geçen yıl, neredeyse her ay, makine yatırımı yaptık. Fabrikamızda yok, yok. Tabii ki, pandemi geçtikten sonra dünyada bazı taşlar yerinden oynar, kurduğumuz düzenle, yeni düzen arasında uyumsuzluk olursa o başka… Ancak pandemi ortaya çıkmasaydı, sistemi öyle bir kurmuştuk ki, 2020 büyüme yılımız olacaktı. Dünyada dengeler değişmezse, pandemi de ortadan kalkarsa, bu yıl hedeflediğimiz büyüme rakamlarına, 2021’de ulaşacağımızı düşünüyorum. Son olarak şunu da ilave etmek isterim; ticaret, kar amacıyla yapılan bir sanattır.

Güncelleme Tarihi: 24 Eylül 2020, 12:59
YORUM EKLE