KalDer Bursa Şubesi Başkanı Emin Direkçi: Kalitede otomotiv açık ara önde

Bursa’da kalite bilincinin yerleştirilmesi amacıyla 22 yıldır projeler geliştirdiklerini söyleyen KalDer Bursa Şubesi Başkanı Direkçi, bugüne kadar 57 kurumu ödüllendirdiklerini ve 20 bini aşkın kişiye eğitim verdiklerini belirtiyor. Direkçi, “Kalite standartlarında otomotiv sektörü ilk günden bu yana lider konumda, çünkü ana sanayi tedarikçisinden bunu istedi. Kaliteye yönelik yaklaşım diğer sektörlerde bu kadar olmadı” diyor.

KalDer Bursa Şubesi Başkanı Emin Direkçi: Kalitede otomotiv açık ara önde

Türkiye Kalite Derneği’nin (KalDer) 1991 yılında resmi olarak kurulmasıyla birlikte ülkemizde ‘kalite hareketi’ gelişmeye başladı. Bugün “Türkiye Mükemmellik Ödülü” olarak adlandırılan “Ulusal Kalite Ödülü” süreciyle önce büyük ölçekli özel sektör kuruluşlarına ve daha sonra KOBİ’lere yayıldı. 1998’de başlatılan Ulusal Kalite Hareketi’ne, 1999’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın katılımıyla, kalite bilinci, kamu ve sivil toplum kuruluşlarına da sıçradı. Çağdaş kalite felsefesinin ülkemizde etkinlik kazanması ve yaygınlaştırılmasında, kalite bilincinin yerleştirilmesinde etkin görev üstlenen KalDer Türkiye’nin üye sayısı bugün 2 bine ulaşmış durumda. İstanbul merkezli KalDer’in ülke genelinde dört şubesi var. Ayrıca dört de temsilciliğe sahip...

Üye sayısı ve etki alanı itibarıyla, başarılı şubeler arasında yer alan KalDer Bursa, 1998 yılında faaliyetlerine başladı. Bugün 340 üyesi bulunuyor. İki dönemin ardından yeniden, Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Emin Direkçi’yle, KalDer Bursa Şubesi’nin geldiği noktaya ve hedeflerine yönelik keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Direkçi, Bursa’da ve Türkiye’de, kalite standartlarında geçen sürece bakıldığında, otomotiv sektörünün öncülük ettiğini söylüyor. Bunun sebebini de ana sanayilerin tedarikçilerden istediği kalite standartlarına bağlıyor. Genel olarak, bugüne kadar “Bursa Mükemmellik Ödülü”ne başvuran 75 kurumdan 57’sinin ödül aldığına değinen Direkçi, 20 binin üzerinde kişiye eğitim verdiklerini, Kalite ve Başarı Sempozyumu’na katılanların ise yaklaşık 19 bini bulduğunu anlatıyor. Yeni dönemde, öncelikle mevcut projeleri daha da iyileştirmeye odaklanacaklarını belirten Direkçi, “Tabii ki, yeni projeler de olacak. Ben özellikle yaşam kalitesinin yukarı çıkmasını istiyorum. Öğrencisinden emeklisine her insana dokunabileceğimiz projeler hedefliyorum” şeklinde konuşuyor. İşte, KalDer Bursa Şubesi Başkanı Emin Direkçi ile yaptığımız röportajın detayları…

- KalDer'le daha çok kimler işbirliği yapmak istiyor? Öncelikle biraz bundan bahsedebilir misiniz?

- KalDer Bursa Şubesi Başkanı Emin Direkçi: Öncelikle performanslarını daha iyiye götürmek isteyen kuruluşlar bizimle işbirliği yapmak istiyor. Eğitimlerimize katılıyor ve mükemmellik modelini uyguluyorlar. Çözüm arayan ya da yol haritası çizmek isteyen kurumlar da kapımızı çalıyor. Başvuruları değerlendirip, etki alanı çok olan ve rol model oluşturan kurumları seçerek, bünyemize katmaya çalışıyoruz. Faaliyete başladığımız günden bu yana tempomuzda değişiklik yok. Hedeflerimizi her yıl gerçekleştirerek yola devam ediyoruz.

- Peki, KalDer Bursa’nın üye sayısı kaça ulaştı? Diğer şubeler arasında Bursa’yı nasıl konumlandırıyorsunuz?

- Direkçi: KalDer Bursa Şubesi’nin toplam 340 üyesi var. Bu sayının yüzde 88’ini özel, yüzde 9’unu kamu, yüzde 3’ünü sivil toplum kuruluşları oluşturuyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer Belediyesi, Mudanya Belediyesi ve Balıkesir-Bandırma Belediyesi üyelerimiz arasında yer alıyor. Bireysel üye sayımız ise 59... Diğer yandan, İstanbul merkezli KalDer Türkiye’nin toplam üye sayısı 2 bine ulaşmış durumda. Merkezin dışında Bursa, Ankara, İzmir ve Eskişehir olmak üzere 4 şubesi bulunuyor. 4 adet de temsilciliğe sahip. Şubesinin ya da temsilciliğinin olmadığı şehirlerde de üyesi var. KalDer Bursa hem üye sayısı hem de etki alanı itibarıyla başarılı bir şube...

- KalDer’in üye portföyünde ağırlıklı hangi sektörler yer alıyor?

- Direkçi: Bursa’da ve Türkiye’de, kalite standartlarına baktığınızda, otomotiv sektörü geçen dönemlerde öncülük yaptı. Ana sanayiler, çıtalarını yukarıda tutmak amacıyla, tedarikçilerinden belli standartlara uymalarını istedi. Bunlar, başta TSE ve ISO standartlarıydı. Kurumları hem kendileri eğitip iyileştirdiler hem de onlara hedefler gösterdiler. Bu yaklaşım başka sektörlerde bu kadar olmadı. Böylece, otomotiv ana ve yan sanayisi, kalite standartlarında daha erken yol almaya başladı. Kamu dahil, başka sektörlerde bu süreçte benzer ilerlemeleri yapmaya başlasa da otomotiv sektörü öncülüğünü sürdürüyor.

“Kalite sürecinde özellikle eğitimi çok önemsiyoruz.”

Süreçte, otomotivin dışında tekstil, makine tasarım ve hizmet gibi sektörlerle, yerel yönetimler de yer alıyor. Özellikle eğitimi çok önemsiyoruz. Eğitim, denildiğinde akla okullar geliyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’yle geçmişten gelen ciddi bir işbirliğimiz var. Bu işbirliği artarak devam ediyor. İlköğretimden üniversiteye kadar eğitimin her aşamasını kapsıyor. Örneğin, Uludağ Üniversitesi Gemlik Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu hem Türkiye’de büyük ödülü aldı hem de Avrupa’da finalist olma başarısını gösterdi.

- KalDer olarak kurum ve kuruluşlara ne tür katkılar sağlıyorsunuz?

- Direkçi: KalDer, kurumların ulusal ve uluslararası rekabetçiliğini, iş yapış tarzını ve performansını artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda Amerika, Uzakdoğu ve Avrupa’da olmak üzere dünyada toplam üç ödül var. KalDer, Avrupa’daki sürece dahil. Bu kapsamda, Avrupa Kalite Yönetim Vakfı (EFQM) Mükemmellik Modeli’nin eğitimlerini veriyoruz. KalDer, bu modelin Türkiye’deki tek temsilcisidir. Kurumlar, mevcut durumlarını iyileştirmek, geliştirmek ve geleceğe daha iyi hazırlanabilmek amacıyla, yol haritası arayışındalar. İşte, EFQM Mükemmellik Modeli, bu doğrultuda hem sorular soruyor hem de kurumlara iş yapış tarzları hakkında yapıcı sorular yöneltiyor.

KalDer olarak, bu modeli kurumlarla tanıştırıp, kendi içlerinde yaşam tarzına dönüştürmelerini sağlıyoruz. Böylece süreçlerine olumlu bir dokunuş yapıyoruz. Bu yolculuk aslında hiç bitmiyor. Kurumları, Ulusal Kalite Hareketi’ne katıyoruz. İlk olarak çekirdek kadrolarını eğitiyoruz. Bu süreçte yürümeleri amacıyla, rehberlik ve eğitim desteği veriyoruz.

- EFQM Mükemmellik Modeli’nde günün şartlarına göre güncellemeler yapılıyor mu?

- Direkçi: EFQM Mükemmellik Modeli yoluna kendisini güncelleyerek devam ediyor. İhtiyaç halinde, gelişmeleri göz önüne alarak, olumlu bir şekilde gelişiyor ve değişiyor. Örneğin iki ay önce kendisini tekrar güncelledi. Ana ruhu aynı kalmakla beraber, iki önemli süreç modelin içerisine girdi. Bunlardan birincisi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’yle ilgili. Birleşmiş Milletler ülke liderleri, 2015 yılında bir araya gelerek, 2030’a kadar dünyada yoksulluğun tüm boyutlarıyla ortadan kaldırılması ve insanlığın ortak refahının sağlanması amacıyla, 17 hedef ve 169 alt başlıktan oluşan hedefleri kabul etti. Avrupa Mükemmellik Modeli, yaptığı güncellemeyle, sürece katılmak isteyen kuruluşlardan bu hedeflerin en az birinde faaliyet göstermesi şartını getirdi.

Modeldeki bir diğer güncellemeyse, Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin 10 İlke’sine dayanıyor. Bu ilkelerde; insan hakları, çalışma standartları, çevre, yolsuzlukla mücadele gibi iş dünyasının temel sorumlulukları ele alınıyor. Bu ilkeleri stratejilerine, politikalarına ve prosedürlerine dahil eden şirketler sadece insanlar ve gezegen için temel sorumluluklarını korumakla kalmıyor. Aynı zamanda, uzun vadeli başarı için zemin hazırlıyor. Avrupa Mükemmellik Modeli, son yaptığı güncellemeyle, bu ilkelerden de en az birinde faaliyet gösterilmesini istiyor.

- KalDer Bursa’nın hali hazırda devam eden birçok projesi var. Yeni yönetim olarak, bu projelere yenilerini eklemeyi düşünüyor musunuz?

- Direkçi: Öncelikle bugüne kadar yaptığımız projeleri daha iyi nasıl yapabileceğimiz konusuna yoğunlaşacağız. Yine, mevcut paydaşlarımızın yanında, başka kimlerle işbirliğine gidebileceğimizi, paydaş olabileceğimizi, hangi projeleri hayata geçirebileceğimizi planlayacağız. Tabii ki, yeni projeler de olacak. Ben özellikle yaşam kalitesinin yukarı çıkmasını istiyorum. Öğrencisinden emeklisine her insana dokunabileceğimiz projeler hedefliyorum.

KalDer olarak, ürün ve hizmet kalitesinin yanı sıra düşünce ve yaşam kalitesini iyileştirilmeye çalışıyoruz. Bu yolculuğun içerisinde, hayatta neler olursa olsun, kalite çıtasının ve zihniyetin yukarı çıkması, ülkemize mutlaka pozitif yansıyacaktır.

“Katma değer yaratabilecek projeler için ortam oluşturabiliriz.”

Diğer yandan hayatın gidişatına baktığımızda, dijitalleşme ve teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızla ilerlediğini görüyoruz. Herkes kendi köşesinde projeler üretmeye çalışıyor. Örneğin, ilerleyen zamanlarda katma değer, verimlilik ve farkındalık yaratabilecek projeleri, kurumlarla birleştirmek amacıyla, ortam oluşturabiliriz. İlerleyen süreçte bu tarz projeler gündeme gelecektir.

Şunu da belirtmekte fayda var. Yeni dönemde tüm toplantılarımızı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştiriyoruz. Böylece daha paylaşımcı bir yönetim süreci oluşturuyoruz.

- KalDer Bursa olarak toplam kaç kişiye eğitim verdiniz?

- Direkçi: Bugüne kadar 20 binin üzerinde kişi eğitimlerimize katıldı. Eğitimler, kurum içi ve genel katılıma açık olmak üzere, iki şekilde yapılıyor. Bu eğitimlerin sayısını artırmak da istiyoruz. Modelimizle ilgili günceli yakalamak amacıyla, yaptığımız araştırmalar ve kurumlardan gelen talepler doğrultusunda, eğitim portföyümüzü revize ediyoruz.

- Peki, bugüne kadar Bursa’da kaç kurum ödül sürecine dahil oldu?

Direkçi: Bursa Mükemmellik Ödülü’ne, 1998’den bu yana, 75 kurum başvurdu. Bu kurumlardan, 2019 başvuruları dahil, 57’si ödül aldı. 13 adet Bursa Mükemmellik Büyük Ödülü, 31 adet Bursa Mükemmellik Başarı Ödülü, 13 adet de Bursa Mükemmellik Jüri Teşvik Ödülü verildi. 2003’ten bugüne kadar, 155 kurum, Ulusal Kalite Hareketi’ne (UKH) katıldı ve üye oldu. 1993-2020 yılları arasında, Bursa’dan üye ve UKH’de olan kurumlardan, mükemmellik aşamaları ve ödül başvuruları; Kararlılık, 19; 3* Yıldız Yetkinlik, 6; 4* Yıldız Yetkinlik, 22; 5* Yetkinlik, 12; Başarı Ödülü, 5; Türkiye Mükemmellik, 2; Süreklilik Ödülü, 1 (2 kez) şeklinde gerçekleşti. İki kurum finalist oldu. Bursagaz aynı yıl Avrupa’da Büyük Ödül’ü, Aktaş ise yetkinlik belgesi aldı. Türkiye Mükemmellik, Süreklilik ödülü alan 8 kurum ve kuruluş, yerelde ödül almış olup, ulusala taşındı. Bosch, Bursagaz, Nilüfer Belediyesi ve Coca Cola Bursa İçecek olmak üzere 4 kurum, Avrupa Büyük ve Başarı Ödülü’nün sahibi oldu.

Bu yıl Bursa Mükemmellik Ödülü sürecinde, özel kurumlar kategorisinde Limak Uludağ Enerji, kamu kurumlar kategorisinde Tübitak Butal ve Uluslararası İmam Hatip Anadolu Lisesi yer alıyor.

- Bursa Kalite ve Başarı Sempozyumu’nun bu yıl teması ne olacak? Program içeriği hakkında bilgi aktarabilir misiniz?

Direkçi: 18. Kalite ve Başarı Sempozyumu, 17-18 Nisan tarihlerinde, “Değişim Özünde” temasıyla, BUSİAD işbirliğinde gerçekleşecek. Bu yıl da 2 binin üzerinde katılımcıyı ağırlayacağız. Kalite ve Başarı Fuarı da iki gün boyunca açık olacak. Karikatür Yarışması’nın ilk sergisini sempozyumda açacağız. Sempozyumda, bu yıl, nostaljik bir şeyler yapmak istedik. 8 yıl önce birlikte konuk ettiğimiz, Faruk Eczacıbaşı ve Nihat Özdemir, yine ana oturumda konuklarımız olacak. Davet ettiğimiz diğer konuklarla görüşmelerimiz devam ediyor. Sempozyumda bugüne kadar toplam katılımcı sayısı 18 bin 935’e ulaştı.

“Karikatür Yarışması için dünyanın dört bir yanından başvurular geliyor”

Uluslararası Karikatür Yarışması’nı, karikatür sanatına destek vermek amacıyla, Anadolu Karikatürcüleri Derneği işbirliğinde 7 yıldır düzenliyoruz. Dünyanın dört bir yanından başvurular geliyor. Bursa’nın ve ülkemizin adını sanatla dünyaya duyurmaktan gurur duyuyoruz. Şubat ayında sonuçları açıklanan, 7. KalDer Bursa Uluslararası Karikatür Yarışması’nın Birincilik Ödülü’nün sahibi, Polonya’dan Marcin Bondarowicz oldu. Sempozyumun ana teması aynı zamanda karikatür yarışmasının konusunu oluşturuyor. Bu yıl 932 eser değerlendirildi.

“15 binin üzerinde hediyeyi, farklı bölgelerde, çocuklarla buluşturduk.”

Eğitime destek vermek amacıyla başlattığımız, “Saklamıyorum, Paylaşıyorum” Oyuncak ve Kitap Kumbarası kampanyası, gördüğü ilgi ve gelen talepler doğrultusunda, 8. yılında devam ediyor. İyi durumdaki kitap, oyuncak, kırtasiye malzemesi, zeka oyunları gibi ürünleri ihtiyacı olan çocuklara ulaştırıyoruz. “Evinizde saklamayın, bize getirin. Başka çocuklara ulaştıralım” diyoruz. Şu ana kadar 15 binin üzerinde hediyeyi, farklı bölgelerde, çocuklarla buluşturduk. Üyelerimiz de firmalarında duyuru yaparak, çalışanlarının katılımıyla, kampanyaya destek veriyor. Bu projemiz, Bursa’dan KalDer’in tüm şubelerine yayıldı.

“Sürdürülebilir Gelişim ve Yönetim Sistemleri Programı’ndan 506 öğrenci mezun oldu.”

Sürdürülebilir Gelişim ve Yönetim Sistemleri Programı’nın bu yıl 15’incisini ekim ayında gerçekleştireceğiz. 2006’dan bu yana her yıl bir defa düzenliyoruz. Üniversite son sınıf öğrencileri ya da yeni mezunlar programa katılıyor. Toplamda 506 öğrenci mezun oldu. Program, öğrencileri TKY konusunda eğiterek, iş yaşamına donanımlı olarak hazırlanmalarını amaçlıyor.

Mükemmellik İçin Sürekli İyileştirme Konferansı’nı da iki yılda bir, BTSO işbirliğinde, düzenliyoruz. Bu yıl 8’incisini gerçekleştireceğiz. Yaklaşık 750 kişinin izlediği konferansta firmalar en iyi uygulamalarını paylaşıyor.

- Türkiye ekonomisiyle ilgili düşüncelerinizi de öğrenmek isteriz. Sizce 2020 yılı nasıl geçecek?

Direkçi: Bununla ilgili farklı görüşler ve yaklaşımlar var. Gönlümüzden geçen daha iyi olmasıdır. İşsizliğin azalmasını, ülke milli gelirinin ve kişi başına düşen milli gelirin artmasını istiyoruz. Diğer yandan, başka ülkelerle rekabet ediyoruz. Bu konuda, son birkaç yıldır hem dünya konjonktürü hem de bölgesel konjonktürden kaynaklanan bir değişim içerisindeyiz. Komşularımızda yaşananlar ve komşularımızın dünyayla yaşadıkları bizleri bazen olumlu bazen de olumsuz etkiliyor. Ancak, son yıllarda olumsuz yöndeler. Bu süreçte komşu ülkelerden gelen göçler var. Bu duruma insancıl bakmak gerekiyor ama aldığımız göç 4-5 milyona ulaştı. Bunun için kaynak ayrılıyor. Doğal olarak, konulara akılcıl bakmak da lazım. Diğer yandan, sınırlarımızla ve terörle ilgili endişelerimiz var. Bunların da bertaraf edilmesi gerekiyor.

“Türkiye, virüs sebebiyle, kazandığı payın bir kısmını muhafaza edecektir”

Bildiğiniz gibi dünyanın gözünün üstünde olduğu ve bir an önce bertaraf edilmesini istediği bir virüs salgını var. Bugün gelişmiş veya gelişmekte olan tüm ülkeler Çin’de ya üretim yapıyor ya da oraya ihracat gerçekleştiriyor. Dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan bir ülkede sorun yaşanıyor. Bu durum küresel ekonomiyi ve dolayısıyla bizi de olumsuz etkiliyor. Sorunun bir an önce çözülmesini istiyoruz. Bu durum üretim ve hizmet kabiliyeti açısından Türkiye’ye fırsat da yaratıyor. İnanıyorum ki, Türkiye bu süreçte kazandığı payın bir kısmını virüs bertaraf edildikten sonra da muhafaza etme kabiliyetini gösterecektir.

Diğer yandan, ekonomiye ve ülke yönetimine baktığınızda, ötekileştirme dilinin terk edilmesi lazım. Herkesin herkesi kucaklaması gerektiği inancındayım. Hayatı böyle yaşamalıyız.

- Endüstri 4.0 gibi kavramlar kalite yönetim sistemlerini etkiliyor mu? Bununla ilgili çalışmalarınız var mıdır?

Direkçi: Teknolojik dönüşümden doğan ihtiyaçlara göre modelimiz ya da eğitimlerimiz güncelleniyor. Endüstri 4.0 gibi dönüşümlerin gereksinimlerini gördüğümüz ölçüde, üyelerimizden ve KalDer’den hizmet almak isteyenlerden gelen talepler doğrultusunda hareket ediyoruz. Örneğin Endüstri 4.0 gündeme geldiğinde, Türkiye’nin, Endüstri 2.5 seviyesinde olduğu söylenmişti. İnsansız üretimin işsizliği artıracağı da bir gerçek…

“Teknolojik dönüşümle üretimde gri yakalar oluşacak.”

Teknolojik dönüşüm, kalite yönetim süreçlerini etkileyecektir. Makinelerin arıza ya da bakım gibi ihtiyaçları olacak. Bu da işgücü ihtiyacı anlamına geliyor. Tabii ki, çalışan sayısı düşecek. Diğer yandan, beyaz ve mavi yaka arasında, gri yaka oluşacak. Gri yaka, diğer iki gruptan rol çalarak, ara kadro oluşturacak. Tekniker ve teknisyenlerden meydana gelecek. Mavi yaka eğitilip, gri yaka yapılmazsa, işini kaybedecek. Aynı şey, beyaz yakada da geçerli olacak. Çünkü gri yaka, onun bazı işlerini alacak.

Teknolojik dönüşümle birlikte hizmet sektörü de gelişecektir. Örneğin yazılım personeline ya da bu alanda faaliyet gösteren firmalara ihtiyaç artacak. Yine, robot teknisyenlerine daha fazla ihtiyaç duyulacaktır. Bu dönüşümde doğru pozisyon alırsak ve doğru rol modeller çıkarabilirsek ilerleyebiliriz. Bugün teknolojik dönüşümleri, ülke olarak değil, kurumlar olarak yakalayabiliyoruz.

Güncelleme Tarihi: 13 Mart 2020, 15:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER