Dr.Güvener: "Aile hekimleri sıkıntılı"

Barış Aile Sağlığı Merkezi hekimi Dr. Ergün Güvener, aile hekimliği sürecini ve doktorların yaşadığı sıkıntıları ekonomigazetesi.com’a anlattı.

Dr.Güvener: "Aile hekimleri sıkıntılı"

Türkiye, 2010 yılında aile hekimliği uygulaması ile tanıştı. Geçen 10 yıllık süreçte sistemle ilgili tartışmalar yaşansa da vatandaş genel olarak memnun. Ancak, aile hekimleri geçen sürede sistemle ilgili sıkıntıların arttığını dile getiriyor. Barış Aile Sağlığı Merkezi hekimi Dr.Ergün Güvener, konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı…

- Türkiye’de aile hekimliği süreci nasıl başladı ve nasıl ilerliyor?

Aile hekimliği uygulaması tüm Türkiye’de 2010 yılında başladı. Temel mantık, herkesin bir aile hekiminin olması. Biz, birinci basamak yani koruyucu hekimlik yapıyoruz. Hastalığın gelişmeden önce tespit edilmesi ve hastalığın oluşmaması için gereken çabalar ve birinci basamak anlamında hastalıkları teşhis edilip tedavi edilmesi.

- Bu sayede hastanelerin yükünün hafifletilmesi mi amaçlanıyor?

Evet, aile hekimliğinin etkisiyle hastanelerin olması gerektiği gibi daha az poliklinik hizmeti vererek asli görevi olan yatarak hasta tedavisini daha kaliteli yapmasını sağlamak. Sağlık sistemi iyi olan ülkelerde hastalıkların yüzde 90’ına yakınını birinci basamakta halleder. Bunların ancak yüzde 10’u ikinci basamak olan hastanelere gider oradan da elenip üçüncü basamak üniversitelere gider. Bizde birinci basamağın etkisi aile hekimliğinin başlamasıyla yüzde 70’lere çıkar gibi oldu ama Aile Hekimliği uygulamasının yeterinde sahiplenilmemesi ve sistemdeki eksikliklere dolgu malzemesi yapılmasıyla bu oran azaldı. Hasta, aynı hastalık için 3-4 kuruma gidiyor. Hâlbuki öyle olmamalı, önce bize gelmeli, bizde sorunu çözülmeli eğer çözülemiyorsa ikinci basamağa sevk etmeliyiz.

- Bu durum vatandaşın inisiyatifinde mi?

Maalesef evet. Aile hekimliği sistemi bir anlamda sevk sistemidir. Bir sevk zincirinin kurulması lazım, sevk zinciri kurulmayınca en basit hastalıklarda bile direk hastaneye gidiliyor. Aslında nereye gideceğini öğrenmesi için önce bize gelmesi lazım. Sigorta sistemi de böyle işlemeli. Bizim sevk ile gönderdiğimiz hastanın ücretini ödemeli, kendi keyfiyetiyle gidenlerin belli bir kısmını ödememeli. Ancak bir aile hekimine 3-4 bin arası insan kayıtlı. Bu kadar yüksek kayıt olunca sevk zinciri kurulamıyor. Bir de vatandaşın uyum sağlaması gerekiyor. Buradan hizmet almak istemiyorum, ben direk uzmana gideceğim beni sevk et diyor. Bu da bizi zorluyor. Şiddet de söz konusu.

İLAÇ - RAPOR YAZMA MAKAMI OLDUK

- Aile hekimleri olarak ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz?

Aslında sistem iyi başladı. Şimdi ise neredeyse ilaç ve rapor yazma makamı olduk. İlk başladığında izin imkanı, sevk ve tahlil yapma imkanı sundular. Şimdi tahlil de yapıyoruz ama yüzde 90’ını vatandaşı memnun etmek için yapıyoruz. Belli bir kota var laboratuvar istemleri ile ilgili, aştığında hesap sorulan arkadaşlarımız var. Gönül rahatlığıyla ben bu teşhisi koyacağım, bu tahlili istiyorum, şu uzmana gönderiyorum demek istiyoruz. Gerek gördüğümüzde hastalarımızı uzman hekim muayenesi için hastanelere gönderiyoruz ama vatandaş randevu sistemine takılıp 15 gün sonraya randevu alabiliyor.

- Yıllık izniniz yok mu sizin?

1 ay var diyorlar ama gerçek anlamda ücretli yıllık izin hakkımız yok. Covid-19 testi pozitif çıkmış ve karantinaya mecburen girmiş arkadaşlarımızın maaşları izindeymiş gibi kesildi. Mesela bir hafta on gün rapor aldın mutlaka yerine birini bulman lazım, bulmazsan yine kesiyorlar maaşını. Yeni yönetmelikte bu durumu engelledikleri gözüküyor. En büyük sıkıntımız, bırakın pandemiyi normal zamanda da izin hakkımız yok. 2 yıllık sözleşme yapıyoruz. Bu yılbaşı da sözleşme yapacağız. Sağlık Bakanlığı’nın direk personeli değiliz, sözleşme yapıyor bizimle. Biz devlet memuru statüsünde değiliz şu anda. Ben memuriyetten geçtiğim için haklarım saklı ama mesela dışardan geldiğin zaman, memur değilken aile hekimi olduysan, 2 yılda bir sözleşmen yenilenmezse işsiz kalıyorsun. Garantisi yok. Angarya işler veriliyor. Bir sürü rapor veriyoruz ehliyet raporu, spor raporu aslında bunların bilimsel anlamda aile hekimliğiyle hiç alakası yok yani ve bunların bir karşılığı da yok. Devlet hastanesine gidiyorsunuz ehliyet raporu için vatandaştan ücret alıyor. Biz alamıyoruz. Alalım demiyoruz ama bu işlerin bize angarya olarak yüklenmesini de istemiyoruz.

- Peki gündemde olan zatürre aşısı için ne diyorsunuz?

Bakanlığın 65 yaş üstü ve risk grubundaki hastalara yapılması yönünde tavsiyesi var. Çok güzel ve bilim dünyasının da önerdiği bir durum. Biz bugüne kadar pandemi öncesinde de bu aşıyı yapmayı teklif ediyorduk risk grubundaki vatandaşlara. Fakat 100 kişiden 30’u yaptırıyordu. Şimdi salgından dolayı aşıyı yapmaya yetişemiyoruz. Elimizde aşı stoğu çok azaldı. Stoğu üst seviyede tutmak için aşıyı müdürlükten kendi aracımızla dahi gidip alıyoruz. Grip aşısında da sıkıntı olacak gibi görünüyor bu sene. Geçen sene 1,5- 2 milyon adet gelmiş Türkiye’ye. Bu sene de aşağı yukarı o kadar gelecek diyorlar fakat talepte o kadar patlama var ki. Belki sekiz-on milyon talep olacak.

-  Aile hekimliği olarak pandemi süreci nasıl çalıştınız?

İlk başta normal mesai uyguluyorduk. Daha Sağlık Bakanlığı pandemi ile ilgili birinci basamakta herhangi bir tedbir uygulamaya koymamışken biz Aile Sağlığı merkezimizde gerekli önlemleri aldık. Girişte bir hemşire tutuyoruz, gelen vatandaşları şikayetlerine ve isteklerine göre elemine ediyoruz. Eğer Covid-19 veya enfeksiyon hastalığı tarzı şüpheli bir durum söz konusu olursa izolasyon odasına alıyoruz. Orada muayenesini yapıyor Covid-19 ön tanısı koyarsak hastaneye sevk ediyor, değilse koyduğumuz teşhise göre tedavisini düzenliyoruz. Daha sonra bakanlığın yürürlüğe koyduğu esnek çalışma uygulaması ile 2 ayrı (2 hekim ve 2 aile sağlığı çalışanı) ekip olarak dönüşümlü çalıştık. Bu şekilde iki ekip birbirini hemen hemen hiç görmedi. Bu sayede ekibin bir tanesinde hastalanma ya da karantina durumu söz konusu olursa diğer ekip sağlık hizmetini aksatmadan götürebilecekti.

- Son zamanlarda koronavirüs şüphesiyle gelenlerde artış var mı?

Var. Haziran'dan önceki dönemde izlem listeme düşen kişi sayısı az iken 1 Haziran sonrası uygulanan tedbirlerin birden ortadan kaldırılması sonucu hasta sayısı katlanarak arttı. Tabi bunda Haziran öncesi dönemde Covid-19 pozitif vakaların tamamının hastanede yatırılarak tedavi edilmesinin dolayısıyla bizim izlem listemize düşmemesinin de katkısı olduğunu düşünüyorum. Vakaların bu günlerde epey çoğaldığını ve artık filyasyon ekiplerinin de temaslılarının tamamını yakalayamadığını düşünüyorum. Elbette bu şahsi görüşüm, bununla ilgili bir ispatım yok.

ESKİ ANORMALE DÖNDÜK

- Türkiye’nin mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hazirandan önce ve hazirandan sonra diye ikiye ayırmak gerekiyor. Hazirana kadar süreç iyi yönetildi. Çünkü hastalar birebir takip ediliyordu. Tüm pozitif vakalar hastaneye yatırılıyor Tedaviye çok erken başlanıyor. Bilim Kurulunun rehberliğinde yoğun bakımlarda kendine has birtakım tedavi yöntemleri geliştiriliyordu. Fakat Haziran'dan sonra yeni normal dediler biz eski anormale döndük. Eskisi gibi sağlık kuruluşlarına çok gereksiz başvurular var. Şu anki gidişatımız çok parlak değil.

- Sağlık çalışanlarına bu süreçte maddi anlamda verilen destekler var. Onları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu ana kadar verilmiş hiçbir destek yok. Aile hekimliği sisteminde çalışan hiç kimse şu ana kadar bir lira almadı. Dernek olarak da takipteyiz. 3 bin lira verileceği söylendi ama daha altyapısı belli değil. Mesela Yıldırım'da bir arkadaşım var, listesinde kovidli ve temaslı olarak 300 kişi takip ediyor. Ben burada 30 kişi takip ediyorum. Örneğin o, 300 kişinin 280 kişisini takip edebiliyor, hepsini yapmamış oluyor. Ben 30’unu da yapıyorum. Acaba nasıl alacağız? Ben 3 bin lira, o yaptığı kadar mı alacak? Açıklama yok. Eylül ayında böyle bir ödeme almadık. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu olarak bir karar aldık ve biz bu izlemleri yapmıyoruz resmi olarak. Mesela benim Ağustos ayındaki izlemim sıfırdır, ben zaten almayacağım. Ama mesela onu yapıp da gönderen arkadaşların birçoğu, bu yatan parayı bu dönemde hayatını kaybeden meslektaşlarımızın ailelerine bağışlayacağız tarzında bir takım çalışmaları var.

- Bir hekim olarak vatandaşlara önerileriniz nelerdir?

Çok basit aslında. Maske, mesafe, hijyen. Ama vatandaş çok gevşiyor görüyoruz. Biz toplumsal olarak tavsiyeye çok fazla uymuyoruz. Bize yasak lazım tavsiye değil.

- Son olarak, sizce salgın ne kadar sürecek?

Aslında biz de bilmiyoruz. Ama dünyadaki şu ana kadarki salgınların hiç biri 2 yılı geçmemiş.

Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2020, 12:35
YORUM EKLE