Dağ ilçelerinin gözü turizmde

Keles, Büyükorhan, Orhaneli ve Harmancık ile Osmangazi’nin bazı mahallelerini kapsayan Bursa’nın dağ yöresi, doğal güzellikleri kadar sorunlarıyla da gündemde. Yöreden göçün önüne geçmek için ortaya atılan birçok proje hayata geçemedi. Dağ yöresinin çatı sivil toplum örgütü DAĞDER’e yeni bir soluk getirmek için kısa süre önce Başkan seçilen Yaşar Türk de kanayan yaralarla ilgili tanıyı ortaya koyarken tedavi için reçeteyi anlattı. Kalkınmada Öncelikli Bölgeler için milletvekillerine de seslenen DAĞDER Genel Başkanı Yaşar Türk’ün çarpıcı açıklamaları…

Dağ ilçelerinin gözü turizmde

RÖPORTAJ: ERDAL ÇATALKAYA

NE HASIM, NE HISIM…

Bazı dernek başkanları, yörede söz sahibi olan arkadaşlarımla DAĞDER’de bu dönem farklı bir yöneticilik anlayışıyla ve toparlayıcı olmak adına, insanları siyasi görüşlerine inançlarına göre ayırmadan hizmet etmek gerektiğini konuştuk. Hasım ve hısım ilan etmeden bizim değerlerimize, inançlarımıza, kültürümüze sahip çıkan herkese kucak açabilmek ve eşit olabilmek adına bu yola girdik. Bütün insanların bir arada olabileceği bir DAĞDER modeli hayal ettiğim için bu yarışta var olmak istedim. Son ana kadar bu mücadelede yöremizin bütün insanları, eski başkanlarının feragati ve feraseti sonunda tek aday olarak bu işe girmemiz söz konusu oldu. DAĞDER’e yeni bir heyecan, yeni bir soluk, hizmet anlayışı çerçevesinde destek verdiler.

MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ

İşsizlik ve göç konusunda biz DAĞDER olarak sivil toplum kuruluşu sıfatıyla hemşerilerimizi bilinçlendireceğiz. Bu doğrultudaki projelerde müteşebbislerin yanı sıra devletin elinin mutlaka değmesi gerekiyor. Bugün Bursa gelişmiş bir şehir, Kütahya da gelişmekte olan bir şehir. Kütahya’daki yatırımcı için vergiden tutun SGK primlerine kadar her türlü kolaylığın sağlandığı bir zemin sağlanmış. Bursa gibi gelişmiş bir şehrin biraz ihmal edilmiş olan dağ yöresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından öncelikli olarak 10 yıl kalkınmada öncelikli olan ilçeler arasına konulmasını istiyorum. Sayın milletvekillerine sesleniyorum. Hem yöre milletvekillerimize hem de diğer milletvekillerimize sesleniyorum. Bursa’nın ekmeğini yiyen, havasını soluyan, kentin geleceğiyle ilgili kaygı ve özlemleri olan, yöreyle ilgili hasretleri ve özlemleri olan herkesin bu konuda üstüne düşeni yapması gerekiyor. Eğer devletimiz gelemiyorsa müteşebbisin önünü açabilecek bir takım kolaylıklar sağlansın.

DAĞ YOLU BİTMEDEN SORUNLAR BİTMEZ

Yöre insanına ‘Hayvancılık yap. Tarımla uğraş’ diyorsunuz ama nüfus yaşlı. Genç kardeşimin bu faaliyetleri yapabilmesi için köyüne rahatlıkla ulaşabilmesi lazım. Mesela ben Harmancık’a 1,5 saatte gitmemeliyim. Yollarda kazaların önüne geçebilecek olan daha konforlu bir ulaşım sağlanabilmeli. Bu, hem oradaki ticaretin dinamiklerini tetikler hem de dağ yöresiyle bağımı kopartmamış olurum. Önceki Dönem Başbakan Yardımcımız Sayın Hakan Çavuşoğlu, tünelde günde 8 metrelik bir ilerlemenin olduğunu açıkladı. Maliyetlerin çok yüksek olduğu ortada. Hükümetimizin bu süreçte samimi olduğunu düşünüyorum. Bazı vekillerimizin de bu konuda özellikle duyarlılık gösterdiğini biliyorum. Biraz ağır aksak da gitse de neticede tünelin yapılması noktasında bir gayret var. En azından barajın üzerinde olan o bölge ve tepedeki Deveyokuşu diye adlandırılan yapı da çözülürse biraz daha yolumuz rahatlar diye düşünüyorum. Özellikle barajla Bursa arasındaki yol, çok daha sıkıntı yaratıyor.

‘YÖRÜK KIYAFETLERİNİ İMAL EDELİM’

Yörük Türkmen kültürüne ait kıyafetlerin imalatını yapabilecek olan bir işletmenin kurulması, büyük proje olarak hedeflediğimiz bir çalışma. Çünkü bu kültürümüz yok olmakta. Bu kültürü canlandırmak ve insanlara yeniden hatırlatmak lazım. Eşzamanlı olarak yine Turizm Komisyonu marifetiyle yöre kültürümüzün bakir alanlarını, otantik yapısını, doğal güzelliğini turlar düzenleyerek biraz daha öne çıkarmayı planlıyoruz. Belgesellerle de hem kültürümüzü hem de doğal zenginliğimizi tanıtarak turizmin buraya yönelmesine dair köklü çalışmalarımız olacak. Bir nevi ekoturizm faaliyetleri olacak bunlar. Bu noktada bütün ilçelerimizde çok güzel bölgelerimiz var. Keles’te Kocayayla’mız var mesela… Orhaneli’de Sadağı Kanyonu gibi muhteşem bir güzellik var. Büyükorhan’a gittiğinizde Cuma pazarıyla beraber Görecik Yaylası var. Harmancık’ta ekoturizm adı altında insanların çok rahatlıkla dinlenebileceği konaklama ve okçuluk faaliyetlerine yönelik alan var. Buralarda ileride neden bisiklet turları, motokros yarışları olmasın? Bu tür çalışmalara ön ayak olmak istiyoruz. Yemek kültürümüzün zaten başlı başına tanıtılması çok çok önemli. Çilek, ekmek, bulgur, tarhana gibi doğal ürünleri üreten kişiler, ürettikleri bu ürünleri satabilecek de. Köylerinde bunu yapabilecekler bir platform oluşturabilmeyi planlıyoruz. Eğer turistler buralara yönelirse yöredeki üreticilerimiz için de pazar oluşturma fırsatı ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.

BÜYÜKŞEHİR İLE KOCAYAYLA ÇIKARMASI

Ramazan boyunca her akşam bir derneğimizin, hemşerilerimizin yanında olduk. Geleneksel iftarımız da oldu. Nasıl bir DAĞDER istediğimizi, nasıl bir istediğimizi konuştuk. Ramazan ayı içinde Yıldırım Belediyesi ile ortaklaşa olarak, oba kültürümüzü yansıtan Ramazan obası faaliyetine de katıldık. İçişleri Bakanlığı projesi kapsamında Kızılay’ımızın da katkılarıyla 380 hemşerimize ilkyardım eğitimi verdik. Hafta sonları geleneksel köy hayırlarımıza katıldık ve katılıyoruz. Bayram dolayısıyla da danışık etkinliğimizi gerçekleştirdik. Önümüzdeki günlerde yine Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği ve DAĞDER’in de içinde bulunduğu, ata sporlarına yer verilen Kocayayla’daki çalışmalarda aktif olarak görev alacağız. Orada yöre kültürümüzü ve yemeklerimizi tanıtmak adına stant açıp çadırda temsili gelin alma faaliyetimiz olacak. Ata sporlarımızı tanıtmak adına farklı projelerimiz olacak. DAĞDER komisyonlarımızla daha lokal bir çalışma anlayışını yansıtacağız. Tarımdan turizme, bürokrasiden yerel yönetimlere, kültürden gençlik kollarına kadar herkes sorumlu olduğu alanda çalışacak. İhtisaslaşmayı ön planda tutacağız. Dağ yöresinde yetişmiş, bu yörenin evladı olduğunu düşünen, bir yerlerde görev almış bütün hemşerilerimizin mensubiyetin verdiği mesuliyeti hissetmelerini bekliyoruz. Biz dağ yöresinin çocuğuyuz. Yörede yaşayan hemşerilerimizin her türlü hizmete ihtiyacı olduğunu biliyor olmalılar. Bursa’da yaşayanların DAĞDER’e sahip çıkmalarını, dayanışmayı ve sosyalleşmeyi başarmasını arzuluyoruz.

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2019, 14:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER