Çakır: “Velilerle ilişkileri zedelemeden bu süreci atlatmalıyız”

Çakır Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Cem Çakır, özel okulların pandemi sürecinde yaşadığı zorlukları ve çözüm önerilerini ekonomigazetesi.com’a anlattı…

Çakır: “Velilerle ilişkileri zedelemeden bu süreci atlatmalıyız”

Koronavirüs pandemisi tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Neredeyse tüm sektörler bu süreçten olumsuz etkilendi. İşyerleri kapandı, işsiz sayısı arttı. Eğitim sektörü de bundan nasibini aldı. Online eğitim ile birlikte çocuklarını okula gönderemeyen veliler, servis, yemek ve okul ücretlerini tartışmaya başladı. Durum böyle olunca özel okul yöneticileri ile veliler karşı karşıya geldi. Online eğitim sürecinde teknolojik yatırım yapan, öğretmen çalıştırmaya devam eden ve kiralarını ödemek zorunda olan okullar da sıkıntılı süreci aşmanın yollarını aramaya başladı. Bursa’nın köklü özel eğitim kurumlarından olan Özel Çakır Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Cem Çakır ile süreci konuştuk…

Eğitim sektörü pandemi sürecinden en fazla etkilenen sektörlerden biri oldu. Veli ile okul yönetimleri karşı karşıya geldi. Ücret iadelerine ilişkin tartışmalar da devam ediyor. Siz bu süreci nasıl yönettiniz?

Zor bir süreç çünkü ortada daha önce benzeri yaşanmamış bir durum var. Böyle olunca yaratıcı çözümler ve anlık müdahaleler gerekiyor. Hata yapma şansı her bakımdan daha fazla olan bir süreç. Bu herkes için geçerli. Okullarda ise esas sorun velilerle ilişkilerin yıpranması. Öncelikle ilişkileri zedelemeden bu süreci tamamlamak lazım. Çünkü bu elbet bir gün bitecek ama hayat normale döndüğünde kötü bir iz bırakmadan bu işi atlatmak lazım. İkincisi bu süreçte nakit yönetimini iyi yapmak lazım. Örneğin KDV indirimi yüzde 8’den 1’e indi. Bunun iadesi veliler için çok iyi bir şey ama çoğu okul o bedelleri çoktan kullanmıştır. İade etmek aslında külfet bu okullar için. Tabi bunun dışında olan okullarda var. Çoğunda çok yüksek kiralar var. Onlar için bunlar sıkıntı olabilir. Bu nedenle nakit yönetimini bu süreçte iyi idare etmek lazım çünkü tıkandığı zaman geriye dönüşü yok. Hassas bir süreç, sonuçta hepimiz zor günlerden geçiyoruz, herkes kendine göre haklı. Burada bütün mesele birbirimizi kırmadan, incitmeden, mümkün olduğunca saygı sevgi çerçevesinde bu günleri atlatıp normal hayata başladığımız zaman yine kaldığımız yerden devam edebilmek.

Başka ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz bu süreçte?

Online eğitimi yetersiz bulup devlet okuluna vereyim, pandemi bitince geri getiririm diyen bir veli grubu var. Sonuçta herkesin parası kıymetli, bunu anlayışla karşılayabiliyoruz. Bu durumda özel okullar online eğitimin kalitesini yükseltip o algıyı değiştirmek için çalışmalar yapabilir. Örneğin biz bu konuda bir çalışma yaptık. Diyelim sınıf 18-20 kişi. 20 kişiyle online eğitim yapmak gerçekten zor. Ekranda 20 öğrenci görüyorsun, hangi birine ne diyeceğini bilemiyorsun. Biz sınıfları üçe böldük. 5-6 kişi ile online eğitim yapıyoruz. Böyle olunca da bu sefer üç kat fazla öğretmene ihtiyacın oluyor. Biz bunu kendi imkanlarımızla hayata geçirebildik ama bu da maddi bir yük getiriyor. Bizde online eğitimin algısı çok yukarı çıkmış durumda. 5-6 kişiyle ders yapınca bu sefer bir anda özel ders moduna geçmiş oluyorsun. Okullar algıyı yükseltmek için bu tip şeyler yapabilir. Ama onun dışında ben devlet okuluna gideceğim diyenle ilişkileri germemek adına da dur dememek lazım.

HERKES KENDİNE GÖRE HAKLI

Sizden kaydını alan veliler oldu mu?

Tabii oluyor özellikle alt sınıflarda. Anaokulu tamamen tercihe dayalı bir şey. Sonuçta mecburi eğitimin bir parçası değil. Şimdi birinci sınıflar haftada 2 günle eğitime başlayacak. Bazı veliler çocuğum okula 2 gün gidecekse özel okula gitmese de olur, ilk sene devlet okuluna vereyim, seneye hayat normalleşince tekrar özel okula dönerim diye düşünüyor. Geri döndüklerinde, özel okulda bir şekilde kayıpların telafisi yapılır diye düşünüyorlar. Ama online eğitimin kalitesi yükseldikçe bu algı değişti. Online eğitim ile de olabileceğini gördüler. Hatta bazıları daha iyi oldu diyorlar. Ancak anne babası çalışan, evde bakacak kimsesi olmayan küçük yaşta çocuklar problem yaşıyor. Sonuçta herkes kendisi için en doğru kararı vermek durumunda. Hiç kimse hatalı değil, herkes kendine göre haklı.

Bu süreci atlatamayacak okullar olacak mı sizce?

En büyük sorun nakit yönetimi, onu atlatamayanların işi zor. Çünkü okulun ertelenemeyecek giderleri var. Öğretmenler online eğitimde çalışıyor, maaş ödemen lazım. Yasal olarak kısa çalışma ödeneğinden faydalanma şansları yok çünkü çalışıyorlar. Para yoksa ne kadar devam edebilirsin, herkesin kendi binası yok, kirada olan okullar var. Teknoloji altyapıları yatırım istiyor. Nakit yönetimi ve finansal olarak bunlarla başa çıkamayan kurumlar olabilir. Son dönemdeki kredilerin bolluğunun faydası olmuştur muhakkak. Rahatlatan bir süreç oldu. İnşallah böyle bir durum yaşanmaz ama bu süreç uzadıkça hepimizin işi zor. Neticede aynı gemideyiz.

Velilerin okullardan maddi talepleri nedir? Bunlar karşılanabilir mi?

Okulların hepsi servis ve yemek paralarını bir şekilde iade etti zaten. Tartışma götürecek bir şey yok. Sonuçta yemek yapmıyorsan onun parasını almak kadar anlamsız bir şey yok. Onun dışında online eğitimde indirim okuldan okula da değişebilir. Öğretmenler çalışmazsa indirim talebinde haklı olabilirler ama online eğitimde öğretmenler çalışıyor. Kirada olan okullar için kira devam ediyor. Herkes birbirini idare edecek ama nasıl idare edecek?

ONLİNE EĞİTİM İYİ AMA ÖNEMLİ OLAN SOSYALLEŞME

Pandemi geçtikten sonra belli bir oranda online eğitim devam edebilir mi? Online sistemin eğitimin bir parçası olma ihtimali var mı?

Pandemi, 30 sene sonraki senaryoyu yakınlaştırdı. Uzaktan eğitim eskiden çok marjinal bir alandı. Birkaç tane teknoloji firması ücretsiz platformlar kurarak, okul devam ederken destekleyici eğitimler yapıyorlardı. Şimdi bütün dünya buna kafa yorduğu için aslında inanılmaz bir birikim ve tecrübe gelişmeye başladı. Mart ayında online eğitim bizim bildiğimiz bir şey değildi. Yaşananlardan dersler çıkararak ‘nasıl daha iyi yaparız’a kafa yorup iyileştirmeye çalıştık. Bir sürü şeyin telafisi var sonuçta çok interaktif bir ortam. Yüz yüze olduğu zaman çocukların bakışlarını görüyorsun ona göre reaksiyon verebiliyorsun, anında bazı şeyleri dinamik olarak değiştirme şansın var. Online eğitimde çok daha planlı, programlı hazırlık yapmak gerekiyor. O manada aslında bir kazanç olmuş olabilir. Yeni öğrenimde online sistem olabilir ama işin sosyalleşme boyutunu çözmüyor. Çocuğun bir şey öğrenmesi bir yere kadar, esas olan diğer çocuklarla arkadaş olmayı, sosyalleşmeyi, paylaşmayı öğrenmesi. Arkadaşıyla kavga edecek, küsecek, takım sporunda yer alacak. Uzun vadede büyük yaş gruplarında online eğitimin faydası olur. Daha iyi ürünler geliştirilebilir. Dünyadaki fırsat eşitsizliğini de yok edebilir, tabi eğer biz ufak yaşlarda herkese kendi başına öğrenebilmeyi öğretirsek. Zaten üniversiteler ona doğru gidiyor. Mesela her hangi bir mühendislik dalında ben bunu öğrenmek istiyorum dediğinde senin hangi şehirde veya üniversitede okuduğunun önemi yok, MIT, Harvard, Stanford gibi dünyanın en iyi üniversitelerinin derslerine uzaktan erişimin var. Tabii bundan faydalanmak için iki şeyi çok iyi bileceksin. Biri çok iyi yabancı dilin olacak, ikincisi de nasıl öğrenmen gerektiğini kendi başına çözeceksin.

Dünya ile entegre bir eğitim modeli için birinci koşul iyi bir yabancı dil diyorsunuz. İkincisi de nasıl öğreneceğini öğrenme. Siz Çakır Okulları olarak bu kazanımları sağlama yolunda neler yapıyorsunuz? 

Biz Çakır Okulları olarak uzun yıllardan buyana Uluslararası Bakalorya (IB) programlarını uyguluyoruz. Anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisemizde IB-PYP (İlk yıllar), IB-MYP (Orta yıllar) ve IB-DP (Diploma) programlarının üçünü birden uygulayan Türkiye ve dünyadaki sayılı continuum okul arasındayız. Bu program araştırmayı, iletişim kurmayı, dönüşümlü düşünmeyi, açık fikirli olmayı, risk almayı, başkalarıyla ve bağımsız olarak nasıl öğrenebileceğimizi öğrenci profilinde ortaya koyan bir program. 
Bunun yanı sıra yabancı dil edinimi okulumuzun artılarının başında geliyor. Dört yıl önce hizmete giren Çakır Lisemiz Bursa’da zorunlu İngilizce hazırlık sınıfının olduğu tek okul. Dört yıl önce bu programa başlayan öğrencilerimiz bugün branş dersleri dahil tüm derslerini İngilizce olarak görüyorlar. 
Yine bu yıl bir başka uygulamamız da İngilizce Anaokulumuz. Çakır Anaokulumuz bu yıldan itibaren İngilizce-Türkçe iki dilli ortak öğrenim modeline geçti. Öğrencilerimiz 4 yaşından itibaren anadili İngilizce olan eğitimcilerle uzmanlaşmış bir okul öncesi deneyimi kazanıyorlar.

İYİ BİR DEVLET EĞİTİMİ OLSA BİZE GEREK OLMAZ

Sektörde bir uzman olarak, yılların verdiği tecrübeye dayanarak özel okul sayısının artmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce fazla mı?

Herkesin bu olaya bakış açısı farklı ama benim bakış açım, eğitim ve sağlığın özel teşebbüse pek de bırakılmaması yönünde. Eğitim ve sağlık bence devletin ana görevi olması lazım. Tüm dünyada özel okulların çıkışında belli bir deneysel yaklaşım vardı. Ben eğitimde şöyle bir şeye inanmıyorum deyip çıkmıştır. Böyle farklı fikirleri gidip de bütün devlet okullarında aynen uygulayamazsınız.

İyi bir devlet eğitimi olsa, sınıflar makul düzeyde olsa, öğretmenlerin performans değerlendirmesi olsa özel okulların şuanda yüzde 90’ına zaten gerek olmayacak. Ama yüzde 10 özel okul her zaman lazım. Yenilikçi, farklı fikirleri olan, farklı programlar uygulamak isteyen. Ona da devletin izin vermesi lazım. Özel okul sahibi olarak bunu söylemek inandırıcı gelmeyebilir ama ben gerçekten böyle düşünüyorum.

Lise ve üniversite giriş sınavlarındaki başarınız nasıl?

Bizim her sene sürekli tekrarlanan bir başarımız var. Çocuk istismarı yapmamak için sınav kazanacak burslu öğrenci almıyoruz. Bütün iyi öğrencileri özel okullar kaptığı için devlet okulları başarısız görünüyor. Bizim öyle uygulamalarımız yok. Biz öğrencilerimizi birinci sınıftan kendimiz yetiştirerek üst seviye başarı performansıyla devam ediyoruz.

Güncelleme Tarihi: 22 Eylül 2020, 12:36
YORUM EKLE