BUSİAD Başkanı Türkay: Yatırım yapmanın tam zamanı

BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Türkay, bugün kapasite kullanım oranları düşük olmasına rağmen yatırım için çok güzel bir ortam bulunduğunu vurguluyor. “Ekonomi hep böyle gitmeyecek. İşler açıldığında hazır olmamız lazım” diyen Türkay, “Yatırımcının pazarlık gücü fazla. Yüzde 15’e varan oranlarda fiyat avantajı var. Bir yıl vadeli yaptıracağı işi, üç yıl vadeli yaptırabilir” ifadelerini kullanıyor.

BUSİAD Başkanı Türkay:  Yatırım yapmanın tam zamanı

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD), Anadolu’nun ilk, Türkiye’nin ikinci SİAD’ı olarak kuruldu. Bugün gelinen noktada, yıllık 12 milyar dolarlık ihracata imza atıyor. 120 bin kişiye istihdam sağlıyor. Hayata geçirdiği projelerle ilklerin meşalesini Bursa’dan yakıyor. Üyelerden iki yıllığına daha güvenoyu alan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ergun Hadi Türkay ile yeni dönem projelerini konuştuk. Bursa ve ülke ekonomisine dair düşüncelerini öğrendik. İş insanlarının sorunlarını ve bu sorunların çözümü noktasında önerilerini dinledik. İşte, BUSİAD Başkanı Ergun Hadi Türkay ile yılsonu döviz kuru tahmininden faiz politikasına, eğitim sisteminden turizme, kentsel dönüşümden yerli otomobil üretimine kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirdiğimiz röportajın detayları…

- BUSİAD olarak öncelikle yeni dönem hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Hadi Türkay: Kadın üye oranını artırmayı istiyoruz. BUSİAD’ın şu an 12 kadın üyesi var. Bu sayıyı minimum 30’a çıkarmayı amaçlıyoruz. Kızları babalarından gidip istiyorum. Güzel de oluyor. Şu anki kadın üyelerimiz ağırlıklı tekstil sektöründen. Ancak otomotiv, iletişim gibi farklı sektörlerden de üyemiz bulunuyor. Kadınlar, Türkiye’de de yavaş yavaş tüm sektörlere girmeye başladı. Bu çok güzel bir şey... BUSİAD olarak Global Compact’ın üyesi ve destekçisiyiz. Onlar vasıtasıyla, Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) ile özel programlar gerçekleştiriyoruz. Kadın çalışanlar ile ilgili uluslararası yapılmış bir sürü araştırma var. Kadınların olduğu işyerlerinde verimlilik yüzde 35’e varan oranlarda artıyor. Bu kanıtlanmış bir şey.

"Kadın üye oranını artırmayı istiyoruz. BUSİAD'ın şu an 12 kadın üyesi var. Bu sayıyı minimum 30'a çıkarmayı amaçlıyoruz."

“BUİKAD’a birleşme önerisinde bulundum”

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iş hayatında çok fazla kadın bulunmuyor. Bursa’da BUİKAD çatısı altındalar. İşin doğrusunu söylemek gerekirse, bunu söylemekten kaçınacak bir durum yok, birleşme önerisinde bulundum. BUİKAD ve BUSİAD birleşsin değil mi? Ne güzel olur... Ancak olumlu yanıt alamadım. Kadınların iş hayatında en büyük sıkıntısı yönetimde tepelere çıkamamak… Sonuçta BUSİAD tamamıyla kurumsal şekilde yönetilen şirketlerin tepe yöneticilerinin bulunduğu bir dernek... Diğer yandan, Türkiye’de kadına yerini Atatürk zamanında vermiş ama maalesef kadınlar elleriyle itiyor. Bence kadınların ciddi anlamda sesini çıkarması lazım...

“Yaş ortalamasını 40’lara indirmemiz gerekiyor”

Önemli bir konu da BUSİAD’ın yaş ortalamasının epey yüksek olması. Bugün gelinen noktada 60’ların üzerinde... Bunu gençleştirmemiz gerekiyor. Yaş ortalamasını 40’lara doğru indirmeyi hedefliyoruz. Üyelerle anlık iletişimimizi çağdaş düzeye getirmek de planlarımız arasında bulunuyor. Şu an SMS ve mail yoluyla iletişim kuruyoruz. Bunu, yazılım satın alarak, interaktif hale getirmek istiyoruz. Böylece anlık mesajlaşma grupları oluşturabileceğiz. İletişimimizi güçlendireceğiz...

Diğer yandan geçen ay düzenlediğimiz Ebeveynler ve Çocukları toplantısında değişik bir format denedik. Her ne kadar eskiler çekinceli baksa da sonunda hoşlarına gitti. Normalde masa düzeninde yemek yenip ardında konuşmalar yapılıyordu. Bu sefer tiyatro düzeni halinde önce konuşmalar yapıldı. Böylece kimsenin dikkati dağılmamış oldu. Soru-cevap kısmı da interaktif geçti. Ardından yemek bölümü kokteyl şeklinde yapıldı. Üyelerimiz 8 kişiyle kısıtlanmaktansa, hareket halinde herkesle iletişim kurabildi. Yani networking yapmış oldular. Konuk konuşmacılarımızla birebir sohbet etme imkanı da buldular.

- BUSİAD, ülke ekonomisine nasıl bir katkı veriyor? Faaliyet alanlarına ve sağladığı istihdama değinebilir misiniz?

Türkay: BUSİAD’ın yıllık 12 milyar dolarlık ihracatı var. Yıllık cirosu ise 26 milyar dolar. Yaklaşık 120 bin kişiye istihdam sağlıyor. Tekstil, otomotiv, makine, gıda, hizmet, sağlık gibi her sektörden 246 üyesi bulunuyor. Üye faaliyet alanlarına sürekli yenileri ekleniyor. Örneğin şu an 4 bilişimci üyesi var. BUSİAD zaten bununla ayakta kalıyor. Kendini hep yeniliyor.

Mesela yaklaşık 8 yıl önce ‘Bursa Lojistik Köy Projesi’ adıyla araştırma yaptı. Ortaya çıkan 80 sayfalık rapor o dönemin valisine sunuldu. Bursa gibi 18 adet organize sanayi bölgesi bulunan bir şehre lojistik merkez şart. Raporda kara, hava, deniz ve demiryolu ulaşımı bulunan bir merkezi işaret ettik.

- Peki, ‘Bursa Lojistik Köy Projesi’ ile ilgili son durum nedir?

Türkay: Lojistik konusu sonuç olarak dönüp dolaşıp ülkemizdeki en büyük rant olan arazi rantına geliyor. Bu sebeple arazi konusuna karışmak istemiyoruz. Ancak bu işin nasıl olması gerektiğini, dört dörtlük bir şekilde, Türkiye’de lider bir ekibe yazdırdık. Ekipte üç profesör vardı. İlgili raporu da sunduk. Artık eylem devlete düşüyor.

- Konu lojistiğe gelmişken, bildiğiniz gibi Bursa’nın yıllardır sonuçlanamayan tren projesi var. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkay: Ne diyebilirim! Avrupa’da ben hiçbir kasabada kalmadım ki, şehir demeyeceğim, hatta köyde, tren sesi duymayayım. Bursa için tren projesi şart…

"BUSİAD olarak sektörlere öncülük edip yol haritalarını çiziyoruz. Bir nevi kıvılcımı çakıyoruz."

- BUSİAD, lojistikte olduğu gibi savunma sanayisinde de önemli bir projeye imza attı. Bize biraz da bu çalışmadan bahsedebilir misiniz?

Türkay: Yine Bursa’da savunma sanayisinin ‘s’si duyulmazken, BUSİAD olarak çalışma yaptık. Türkiye savunma sanayisinin en büyükleri kimlerse, ASELSAN, TAI gibi 12 büyük savunma sanayisi tedarikçisini Bursa’ya çağırdık. Üyemiz olsun olmasın Bursalı iş insanlarıyla 400’ü aşkın toplantı düzenlendi. 14 adet firma bu alanda çalışmaya başladı. Valiliğe bunu da aktardık. Devamı da geldi... Sonuç olarak, Bursalı iş insanlarını, yaklaşık 10 yıl önce, savunma sanayisiyle buluşturduk. BUSİAD olarak sektörlere öncülük ediyor, yol haritalarını çiziyoruz. Bir nevi kıvılcımı çakıyoruz.

- Bursa, sanayi kenti olmasının yanı sıra önemli bir turizm merkezi konumunda bulunuyor. Siz, Bursa turizminde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkay: Bursa için turizm çok önemli. Bunu defalarca söylüyoruz. Uhdemizde olan bir şey... Bursa, Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir şehir. Yanımızda İznik gibi ruhani bir değer var. Üstelik İstanbul’a bir saatlik mesafede… Yine Tirilye’de Taş Mektep var. Ben Nalbantoğlu’nda büyüdüm. Bizim orada eskiden kilise vardı. Bunlar karşıt din konusu yapılmamalı. Sonuçta buna ihtiyacımız var. Bir turist geldiği zaman zincirleme birçok sektöre katkısı oluyor.

Türkiye’nin tabii ki kalkınması katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünlerle olsun ama bunu yapmak kolay değil. Uzun vadeli bir iş... Türkiye için kısa vadeli iş nedir? Birincisi, tarımdır; ikincisi, turizmdir. Çünkü toprağımız, köylümüz var. Turizmde potansiyelimiz var. Türkiye’ye dünyanın otelleri yapıldı. Nitekim turizm sektörü tarıma da destek oluyor. Gelen, yemek zorunda... Milyonlarca turist ithal ürünle de doyurulabilir, kendi ürünlerimizle de… Gelin, onlara kendi ürünlerimizi sunalım. Makarna, pizza servisi yapmayalım.

"Türkiye için kısa vadeli iş nedir? Birincisi, tarımdır; ikincisi, turizmdir. Çünkü toprağımız, köylümüz var."

“20 yıllık binaları yıkacak kadar zengin miyiz?”

Eskiyi de korumamız gerekiyor. Ben Cambridge Üniversitesi’nde okudum. Bizim evin önünden kamyon geçtiğinde sallanırdık. 1748 yılında yapılmış evde kaldım. Batı koruyor… Nilüfer’de kentsel dönüşüm diye bir şey çıktı. Yazık, günah… 20 yıllık binaları yıktık. Bu kadar zengin değiliz. Oraya harcanan kaynak daha verimli bir şekilde kullanılabilir. Örneğin üretim yapılabilir ya da hizmet geliştirilebilir. Devlet niçin var? Hizmet etmek için… Tüm sektörlerin daha rahat işleyebilmesi adına altyapı hazırlamak için… Bunlar ile uğraşması lazım. ‘Siz bunu yıkın, yenisini yapın’ ile olacak iş değil… Ayrıca bana göre yazlıklar 10 katı vergilendirilmeli. Çünkü bir aydan fazla kullanılmıyorlar. Biz bu kadar zengin miyiz?

“Kendimi emin olun milliyetçi olarak görüyorum”

Geçen rakamlar açıklandı. Üzüldüm şahsen. Cari açık artmış. En az yatırım malı, onun bir üstünde ara mallar, en çok artan tüketim malı... Kendimi emin olun milliyetçi olarak görüyorum. Türkiye kalkınırsa hep beraber kalkınırız. Bazı sorunları görmemezlikten gelmemeliyiz. Sorunu iyi tespit etmek lazım… Teşhisi koymazsanız tedaviyi de yapamazsınız.

- İş dünyası olarak yaşadığınız sıkıntıları anlatabilir misiniz? Sorunlarınız ve beklentileriniz nelerdir?

Türkay: İki tekstil firması biliyorum. Biri Ağrı’ya fabrika kurdu, diğeri Mısır’daki fabrikasını üç katına çıkardı. Mısır’dan Amerika’ya sıfır gümrükle ihracat yapıyorsunuz. Türkiye’den ise örneğin giyside yüzde 35 gümrük vergisi var. Çok ciddi bir oran... Böyle olunca iş insanları mecburen yurtdışına gidiyor. İşin doğrusunu söylemek gerekirse şöyle bir dönem de geçirdik. Bazı üyelerimize, Avrupa’daki alıcılar, ‘Biz sizden, teslimatınızdan, kalitenizden, gelişmenizden, fiyatlarınızdan memnunuz. Sizinle çalışmaya devam etmek istiyoruz ama Bursa’da kaldığınız sürece yapamayız’ diyorlar. Bunu sözlü olarak da yazılı olarak da iletenler var. Macaristan’a, Çekya’ya, Romanya’ya gidin, diyorlar. Yer gösterip adres de veriyorlar. Orada fabrika kurarsanız sizinle çalışmaya devam ederiz, diyorlar.

“Güven konusu her yerde konuşulur hale geldi”

İş dünyası olarak en temel sorunumuz, güven. İkincisi de enerji maliyetlerinin yüksekliği… Türkiye’de örneğin otomobil sektöründe üretim yapıyorsunuz. İşinizin saat gibi işlemesi gerekiyor. Sonuçta bir otomobilde binlerce parça var. Bu seviyede üretim yaparken işin aksamaması lazım… Ama sizde konuşulan konular hep terör saldırısı, hükümetin aldığı kararlar vs… Güven konusu özellikle son 6 ayda her yerde konuşulur hale geldi. Daha önceden de insanların güvensizliği vardı ama dile getirmekten çekiniyorlardı. Artık çekinmemeye başladılar. Çünkü bıçak kemiğe dayandı. Her şeyimizle oynanmaya başlandı. Belli bir birikim var. O birikimi yerinden oynattığınız zaman çöküyor. Böyle olunca da önceden iki günde yaptığınız bir iş halledilemiyor. Bu da ister istemez insanlarda güvensizlik duygusu yaratıyor. Hakkınızı koruyamıyorsunuz…

“Çalışan ve çalıştıran arasındaki ilişki asimetrik”

Diğer yandan Türkiye’de çalışan ve çalıştıran arasındaki ilişki asimetrik... Örneğin bir çalışan ya da tüm fabrika çalışanları, ‘Biz gidiyoruz’ deyip, hemen şu anda gidebiliyor. Üstelik tazminatlarını da alıyorlar. Mahkemeye gidiyorsunuz, kazanmanız mümkün değil. Size üç olay anlatsam hak verirsiniz ama biz haklı çıkmadık. Bununla ilgili çalışma yaptırmak istedik. Ne var ki kabul ettiremedik. Kurulu dahi oluşturamadık…

- Merkez Bankası politika faizinin aşağı çekilmesi faizlere de yansıdı. Sizce bu karar sanayicinin finansmana erişimine kolaylık sağladı mı?

Türkay: Sanayici olması şart değil, finansmana her türlü iş insanının ihtiyacı var. Ancak kapasite kullanım oranları yüzde 75’ler civarında. Yatırım yapmanız için kapasitenizin yüzde 85’lere gelmesi lazım... Bakın, aslında şu anda yatırım için çok güzel bir ortam var. Neden? Birincisi, işler o kadar yoğun değil. İkincisi, örneğin bir bina yaptırmak isterseniz, yüzde 15’e varan oranlarda ucuza yaptırabilirsiniz. Çünkü kimsenin elinde istediği kadar iş yok. Pazarlık gücünüz fazla. Üçüncüsü, belki bir yıl vadeli yaptıracağınız işi, üç yıl vadeli yaptıracaksınız. Bu size finansal anlamda yük de getirmeyecek. Kolay bir şekilde üstesinden geleceksiniz. Ayrıca, şimdi başlarsanız ve bir yıl sonra devreye girerse işler açıldığında hazır olursunuz. Tabii ki durumlar hep böyle gitmeyecek. Her inişin bir de çıkışı var. Üç yıl sonra değil belki ama işler açıldığında hazır olacaksınız. Yatırım yapmanın tam zamanı...

"Türkiye'nin en temel sorunu eğitimdir. Eğitim sistemini bugün düzeltmeye başlasak ilk meyveleri 20 yıl sonra alırız."

- Bildiğiniz gibi yerli otomobil Gemlik’te üretilecek. Bu karar ile ilgili düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?

Türkay: Acaba çalıştıracak eleman bulabilecekler mi? Biz bulamıyoruz. Türkiye’nin en temel sorunlarından biri eğitim konusudur. İhtiyaç ile eğitim sistemi örtüşmüyor. Çok basit ama bana göre çok şey ifade eden bir olay anlatayım. Bizim desteklediğimiz bir meslek lisesi var. Geçen yıl müdür bey ile odasından bahçeye çıktık. Bir öğrenci sigara içerek yanımızdan geçip gitti. Müdür bey bu tarz davranışlar sergileyen öğrencileri uyardıklarında Milli Eğitim’e şikayet edildiklerini anlattı. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bu öğrenci işletmede üstünü dinler mi? Öğretmenler kutsal bir iş yapıyor ama korkuyorlar. Maalesef eğitim anlamında şu anki lise mezunu bundan 30 yıl önceki ilkokul mezunu kadar değil.

- Koronavirüs salgını Çin piyasasını ve ekonomisini etkiliyor. İmalat sanayisinde sıkıntılar var. Bu durumun Bursa’ya üretim anlamında etkisi olur mu?

Türkay: Tüm dünyaya etkisi olacaktır. Ancak bu durumun avantajı olsa bile, iş insanları olarak, öyle bir şey istemeyiz. Bu fırsatçılık olur. ‘Kendi işinizi beceremiyor, başkalarının hatalarıyla bir yerlere gelmek istiyorsunuz’ anlamına gelmez mi? Ayrıca fırsatçılıkla uzun vadeli büyüyemezsiniz. Bunun için sağlam adımlarla ilerlemeniz gerekir. Çinliler çok çalışkan insanlar. Teknoloji anlamında bir tek ucuz işçilikle bugünlere gelmediler. Şundan eminim, önümüzdeki 4-5 yıl içinde Güney Kore’yi geçecekler. ABD’ye kafa tutuyorlar. Mobil teknolojilerde ise tüm dünyaya kafa tutuyorlar. İşlerini doğru yapıyorlar. Ucuz işçiliği tabii ki kullandılar ama bunu akıllıca yaptılar. Eğitimleri düzgün… Bursa tabii ki bu fırsatı değerlendirecek ama siz hiç piyangodan zengin iş insanı olmuş birini biliyor musunuz?

- Döviz kuruyla ilgili yılsonu tahmininizi öğrenebilir miyiz?

Türkay: Dolar/TL kuru şu an 6 civarında. Üzerine yaklaşık yüzde 15 ekleyin. Yılın sonunda tahminen 6.70-6.80’ler seviyesinde olabilir. Döviz kurunu tutturma işi aslında aynı koronavirüsün Bursa’ya sağlayacağı fayda gibi. Örneğin geçen mart sonunda swap olayı yaşadık. Bir iş insanı için en kötü şey borcunu zamanında ödeyememesidir. Çünkü deftere yazılır ve hiçbir zaman silinmez. Kötü referanstır. Yani biz çekin arkasını yazdırdık. Böyle kaç olay oldu! 2018’de ‘faizleri yükseltmeyin’ dendi. Ondan sonra birikti, birikti ve patladı. Döviz 7’lere çıktı. Bana göre yine aynı durumu yaşayacağız.

- Türkiye’nin en temel sorunu olarak neyi görüyorsunuz?

Türkay: Türkiye’nin en temel sorunu eğitimdir. Eğitim sistemini bugün düzeltmeye başlasak ilk meyveleri 20 yıl sonra alırız. Öğretmenini yetiştireceksiniz, sisteminizi oturtacaksınız… Eğitim bizim işimiz olmamasına rağmen projelerimizin yüzde 80’i eğitimle alakalı. Mesela Ar-Ge Mühendisi Yetiştirme Programı o kadar tutuldu ki projeyi İzmir, Manisa ve Gebze de istedi. Bugüne kadar 180 mezun verdik ve yüzde 100’ü iş sahibi oldu. Programa katılan mühendisler 350 saatlik Ar-Ge mühendisliği eğitimi alıyor. Ar-Ge alanında, İngilizce dahil, 14 farklı konuda eğitim görüyorlar. Her bir eğitim dönemi için ülke genelinden 1000’i aşkın başvuru alınıyor ancak bu sayı 20-25’e indirgeniyor.

"Ülkemiz Ar-Ge ile kalkınıyor. Bu konuda devletin ciddi desteği var. Ar-Ge merkezlerinin belki yüzde 10'u gerçek anlamda Ar-Ge yapıyor ama bu oran zamanla artacaktır." 

BUSİAD olarak şimdi de dijital dönüşüm mühendisleri yetiştirmeye başladık. Dijital Dönüşüm Mühendisi Yetiştirme Programı’nın bu yıl ikincisini düzenliyoruz. Geçen aralık ayında Arizona Eyalet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bertan Bakkaloğlu’nu ağırladık. Kendisi Arizona Üniversitesi’nde 20 yıl öğretim görevlisi olarak çalışmış. 12 yıl önce de üniversite-sanayi işbirliğini kurup geliştirmiş. Panelde sanayi-üniversite işbirliğinin ABD’de nasıl işlendiğini anlattı. Ülkemizde üniversite-sanayi işbirliği yıllardır isteniyor. Ne var ki, ayakları yere basan uzun vadeli iş yok. BUSİAD olarak proje kapsamında Almanya, İngiltere ve Güney Kore’den de öğretim görevlisi getireceğiz.

Bir sonraki adımımız ise Sabancı Üniversitesi liderliğinde, akademisyenlerin ve iş dünyasının katılımıyla, geniş çaplı çalıştay düzenlemek olacak. Ülkemiz Ar-Ge ile kalkınıyor. Bu konuda devletin ciddi desteği de var. Ar-Ge merkezlerinin bugün belki yüzde 10’u gerçek anlamda Ar-Ge yapıyor ama bu oran zamanla artacaktır.

Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2020, 10:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner49