‘Bursa Çimento krizi erken gördü’

Bursa Çimento ve Bursa Beton şirketleri Genel Müdürü Osman Nemli, ekonomik sıkıntıyı erkenden görerek 2018’in ikinci yarısında üretimini azaltan Türkiye’deki ilk çimento fabrikası olduklarını söyledi.

‘Bursa Çimento krizi erken gördü’

Türkiye, her alanda gelişmekte olan bir ülke. Bu gelişme sürdükçe yeni yollara, köprülere, binalara ihtiyaç var. Bu da daha fazla çimento tüketimi demek. Özellikle son yıllarda çok sayıda çimento fabrikası açıldı ve sektör büyüdü. Bursa Çimento da sektörün ilklerinden ve önemli oyuncularından bir tanesi. Ağırlıklı olarak Bursa ve çevresine yönelik üretim yapan fabrika, gelişimini de günün şartlarına göre sürdürüyor.

Bursa Çimento Genel Müdürü ve Bursa Beton Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nemli ile çimento sektörünü ve Bursa Çimento’yu konuştuk. İnşaattaki hızlı yükselme ile birlikte çimento fabrikası sayısının arttığını ve krizle birlikte kapasite fazlası meydana geldiğini dile getiren Nemli, “2018’in ilk yarısı çok iyi geçmesine rağmen ikinci yarıda durum tersine döndü. Biz bunu erken gördük ve üretimimizi azalttık. Üretime 15 günlük bir ara verdik. Bunu Türkiye’de ilk yapan şirket biz olduk” dedi.

İşte Osman Nemli’nin açıklamaları…

KRİZLE BİRLİKTE ÇİMENTO KAPASİTESİNDE FAZLALIK OLUŞTU

Türkiye’de son zamanlarda inşaattaki çok hızlı gelişmenin verdiği etkiyle çimento alanına yatırımlarda da büyük artış oldu. Sıfırdan yapılan fabrika sayısı çok ciddi bir şekilde arttı ve işte bugün geldiğimiz kapasitelere ulaştık. Genel ekonomik durgunluk nedeniyle düşen çimento talebi, bugün ciddi bir atıl kapasitenin meydana gelmesine sebep oldu. Şirketler de daralan iç piyasadaki talebi ihracatla kapatmaya yöneldiler. Ancak ihracata yönelen aşırı ilgi de karlılığı olumsuz etkiledi. Rekabet sonucunda yapılan iskontolar, ihracatın da tadını kaçırdı. Bugün Türkiye’de 54 entegre tesis ve toplam 90 milyon ton çimento üretim kapasitesine sahibiz, ihracatımız ise 2018 yılında 600 milyon doları aştı. Türkiye, üretim açısından Avrupa’da birinci dünya genelinde ise dördüncü sıradadır. Ancak geçen yıl sektör olarak büyük bir düşüş yaşadık. 2018’in ilk yarısı çok iyi geçmesine rağmen ikinci yarıda durum tersine döndü. Biz şirket olarak bunu erken gördük ve üretimimizi azalttık. 15 gün süreyle üretime ara verdik. Bunu Türkiye’de ilk yapan şirket biz olduk. 2019’da da bu trend devam ediyor. Mevcut projeleri bitirdik ama hiç kimse yeni bir işe başlamak istemiyor. Konut piyasasında da ciddi bir daralma var. İnşaat sektörünün büyük bir gerileme içerisinde olduğu kesin ama “inşaat sektörü battı” ifadesi benim için çok doğru bir cümle değil. Bugün piyasadan tamamen çekilen firmalarda bile aslında mal varlığı açısından sıkıntı yok. Ama şirketler ellerindeki stoğu satma konusunda sıkıntı yaşıyorlar, mevcut talep de inşaat şirketlerini fiyat açısından mutlu eden bir seviyede değil. Mutlaka zarar edenler, elden çıkaranlar, ödeyemeyenler olacaktır ama ben bunun inşaat sektörünü tamamen batıracak bir krize sürükleyeceğine açıkçası çok inanmıyorum. Bu durumdan çıkışın hızlı olmayacağını bugün herkes kabul ediyor artık. Çünkü uluslararası pazarda da para yok.

   

ÇİMENTO BÜYÜK BİR YATIRIM

Çimento fabrikası büyük bir yatırım. Öyle 20-30 milyon dolarla yapılan bir yatırım değil. Yapmak istediğiniz tesisin kalitesine, niteliğine göre farklılıklar gösterebilir ama bana göre 150 milyon doların altında bir çimento yatırımı mümkün değil.

KAPASİTEMİZ BURSA PAZARINA YÖNELİK

Üretim tesisimizin limana uzak olması ihracatımızı olumsuz yönde etkiliyor. Agresif bir pazarlama da yapmak istemiyoruz. 50-70 cent kazanacağız diye de ihracat yapmanın peşinde koşmuyoruz. Kapasitemiz Bursa pazarı için makul. Kriz dönemi hariç kapasitemizin tamamını Bursa’da tüketebilecek durumdayız. Kriz döneminde herkes gibi biz de ihracata ağırlık vermeye çalışıyoruz ama orada da rekabet yoğun olduğu için fiyatlar çok düştü. Biz öyle abartılı bir ihracat yapmak yerine dengeli bir biçimde biraz ihracat, biraz ihracat yapan firmalara destek şeklinde pazarımızı korumaya çalışıyoruz.

YATIRIM YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Bu yıl, kapasite artışına gitmeden fabrikamızı yenilemek istiyoruz. Ancak faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda yatırım yapmak konusunda çekincelerimiz var. Çimento dışında katı atık yakma tesisimiz de çalışıyor. O alanda da yatırım yapmak istiyoruz. Yapacağımız yatırım bölgeye değil tüm Türkiye’ye avantaj sağlayacak.

ÖNEMLİ OLAN ÇİMENTOYU DOĞRU KULLANMAK

Çimento üretiminin karbondioksit emisyonu ile ilgili atmosfere olumsuz bir etkisi var. Fakat gözardı edilen nokta ise üretimi Bursa’da ya da başka bir yerde yapmanın karbondioksit emisyonu salınımı açısından bir farkı yok. Karbondioksitin en büyük etkisi küresel ısınma noktasında. Küresel ısınmaya etkisi her yerde devam ediyor. Burada kritik soru siz çimentoyu daha az kullanabiliyor musunuz? Bugün halen çimentonun yerine ikame edebilecek bir yapı ürünü yok. Mesela Avrupa’da dünya kadar çimento fabrikası var. Çimento ithalatı diye bir şey yok. Bütün altyapısını tamamlamış durumdalar. Dolayısıyla sadece kendine yetecek kadar üretiyorlar. Türkiye’de kişi başı tüketim 2017’de 1 tona yaklaşmıştı. Zamanla bizde de azalacaktır. Türkiye’nin yapması gereken çok şey var. Bugün hala altyapısı tamamlanmamış bir sürü kentimiz var. Bir yandan toplumsal bir değişim de yaşıyoruz. Şimdi artık annesinin babasının yanında gelin damat olan kimse kalmadı bu ülkede. Boşanma oranlarında bir artış var. Boşanan çiftler anne babasının evine dönmüyor. Bu toplumsal değişim bile daha uzun yıllar çimentoya ihtiyacımızın olacağının bir göstergesi sayılabilir. Çimento, olmazsa olmaz bir yapı ürünüdür. Çevre açısından problem çimento değil yanlış projelerdir. Siz hiç olmayacak bir yere 30 katlı gökdeleni yaparsanız kusura bakmayın bu olmaz. Kentsel dönüşüm adı altında birbirine yapışık binalar dikerseniz bu çirkinliktir.

ÇEVRE KONUSUNDA HASSASIZ

İlk yapılan çimento fabrikalarında filtre yokmuş. Sektörde 27 yıllık bir geçmişim olduğu için öyle fabrikalarda da bulundum. Sonra elektro filtreler devreye girdi. Bu dönemde çimento fabrikalarına yöneltilen en büyük eleştiri gece filtrelerin kapatıldığı yönünde. Ben o filtreyi kapatamam çünkü o elektro filtre için harcadığım enerji toplayacağı tozdan çok daha ucuz. Dolayısıyla ben şuana kadar hiçbir çimento fabrikasında enerji tasarrufu yapalım diye kapatılan filtreye denk gelmedim. Biz filtre toz atmaya başladığında hemen üretimi durduruyoruz. Bize de bunu özelleştirmeden sonra yabancılar öğretti. Çevre ile ilgili ne yapmak gerekiyorsa bütün çimento fabrikaları yapıyor. Filtre sistemlerimiz şuanda elektro filtreden torbalı sisteme döndü. Onlardaki toz tutma kapasitesi çok yüksek. Arıza olasılığı elektro filtreye göre çok daha az. Dolayısıyla çevre konusunda hassasız bu hassasiyetimizi de her zaman artırarak devam ettireceğiz.

YOLDA BETON HEM AVANTAJLI HEM DE GÜVENLİ

Sektör, kendi içerisinde Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını da bir yandan sürdürüyor. Örneğin şimdi yollarda asfalt yerine beton seçeneği var. Sürdürülebilir yaşam maliyeti açısından ise asfalt yolun çok çok altında. İlk kurulum maliyeti duruma göre, coğrafyaya göre, yapmak istediğiniz niteliğe göre daha yüksek olabiliyor ama uzun vadeli kullanım ömründe kesinlikle açık ara avantajlı. Biz beton yolların Bursa’da yaygınlaşması için uğraş veriyoruz. Bir de karayollarındaki beton bariyerlere özellikle değinmek istiyorum. Her yıl trafik kazalarının ülke ekonomisine zararı 39 milyar lira olarak hesaplanıyor. Beton bariyerlerdeki en önemli faktörlerden biri kaza anında aracın karşı yola geçmesini engelliyor, daha da önemlisi tekrar yola dönmesini sağlıyor. Bariyerlerin kazaları yüzde 20 oranında düşürmenin yanı sıra ekonomiye 8 milyar lira tasarruf sağlaması da çok önemli. Beton bariyerler hem trafik güvenliği hem ekonomi açısından tartışmasız gerekli.

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2019, 22:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER