BOSİAD Başkanı Çağan: Koronavirüs üretimi hareketlendirdi ama böyle bir felaketten kimse medet ummasın

BOSİAD Başkanı Rasim Çağan, ekonomide dengeleri değiştiren koronavirüs sebebiyle, Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden Bursa OSB’de hareketlenme başladığını söylüyor. Diğer yandan salgın gibi bir felaketten kimsenin medet ummaması gerektiğini vurgulayan Çağan, “Bu durum uzun vadede dönüp dolaşıp bizi vurur. Birkaç ay avantajlı gibi gelebilir ama uzun vadede hammadde temin riskiniz var. Ayrıca Çin’e ihracat yapamadığı için Avrupa’daki gelir düşecektir. Bu da Türkiye’ye verilecek siparişlerin azalması anlamına geliyor” diyor.

BOSİAD Başkanı Çağan: Koronavirüs üretimi hareketlendirdi ama böyle bir felaketten kimse medet ummasın

Bursa Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BOSİAD), Türkiye’nin ilk ve beşinci büyük üretim merkezi olan Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin (Bursa OSB), ekonomik ve kültürel gelişimine katkı sağlamak amacıyla 2011 yılında kuruldu. Bugün eğitimden spora birçok alanda faaliyetler yürütüyor. Özellikle ‘çevreye duyarlı üretim’ projeleriyle adından söz ettiriyor. Bursa OSB, bugün Türkiye’nin en önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. 2019 yılında 6,5 milyar dolarlık ihracata imza atarak, Bursa ihracatının yüzde 45’ini sırtlandı. Bugün yaklaşık 63 bin kişiye istihdam sağlıyor...

BOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Çağan’la, dernek olarak yürüttükleri ve hedefledikleri projeleri konuştuk. Bursa OSB’nin, kent ve ülke ekonomisine sağladığı katkıları inceledik. Türkiye ekonomisi 2020 büyüme tahminini ve yılsonu döviz kuru öngörülerini öğrendik. Çin’den dünyaya yayılan koronavirüs salgınının ekonomiye ve üretime etkilerine değindik. Bizlerle, sanayicilerin sorunlarını ve beklentilerini de paylaştı. Şehir merkezlerinde kalan sanayi sitelerinin şehir dışına taşınacağı yönündeki açıklamalarla ilgili düşüncelerini de anlattı.

İşte, BOSİAD Başkanı Rasim Çağan ile röportajımızın detayları…

- Öncelikle BOSİAD’ın üye sayısı ve üyelerin sektörel dağılımı hakkında bilgi verebilir misiniz?

- BOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Çağan: BOSİAD’ın üyeleri Bursa OSB’de faaliyet gösteren firmalardan oluşuyor. 164 üyemiz var. Otomotiv, tekstil, makine ağırlıklı olmak üzere birçok sektörden üyemiz bulunuyor. Bursa OSB’de toplam 261 firma yer alıyor. BOSİAD, Bursa OSB’nin şemsiyesi altında bir dernektir. Bursa OSB, günlük işlevsel operasyon işleri yapar, BOSİAD da sosyal tarafını oluşturur.

- Bursa OSB’nin, Bursa ve Türkiye ekonomisine katkısı nedir?

- Çağan: Bursa OSB’de yaklaşık 63 bin kişi istihdam ediliyor. Bölgeden 2019 yılında 6,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu, Bursa ihracatının yüzde 45’i anlamına geliyor. Ülke ihracatına da ciddi oranda katkı sağlıyor. Bursa OSB, Türkiye’nin ilk ve beşinci büyük OSB’sidir.

- Bursa OSB’nin en önemli ihracat pazarları hangileridir? Bu pazarlarda değişiklik var mıdır?

- Çağan: Türkiye’nin olduğu gibi Bursa OSB’nin de en önemli pazarını Avrupa oluşturuyor. Özellikle otomotiv, tekstil ve makine sektörleri için bu böyle. Pazarın durumu sektörlere göre değişiyor. Tekstilin geçen yıl Avrupa’da işleri iyi gitti, çünkü Türkiye bugün hızlı servis ülkesidir. Zara, H&M gibi yeni markalar hızlı servis istiyor. Uygun fiyat isteseler Çin’e giderlerdi. Biliyorlar ki, havalar çok öngörülemiyor, ekonomik ihtiyaçlar değişiyor, Avrupa ülkeleri bazen harcama bazen de tasarruf eğilimli oluyor. Bunları öngörmek çok kolay değil. Çin’e 3 ay önceden sipariş vermeniz gerekirken, Türkiye’ye üç hafta önceden sipariş verebiliyorsunuz. Türkiye, rafları çok hızlı dolduruyor ve iyi hizmet veriyor. Sadece markalara hızlı servis yapan bir ülke… Bugün hep gittiği öngörülen beyaz renkli gömleği Çin’den alabilirsiniz, ancak katma değerli malzemeleri ihtiyaca göre yapacaksanız Türkiye en iyi seçenek.

"Otomotivde yaratıcılık anlamında daha çok yol almamız gerekiyor."

Ülkemiz, otomotivde de Avrupa’nın fason üreticisi konumunda. Avrupa’da son zamanlarda otomotiv ihtiyacı değişkenlik gösteriyor. Hibrit mi, benzinli mi, elektrikli mi olsun, şeklinde kararsızlık var. Diğer yandan, Avrupa Birliği’yle, son zamanlarda çok da pozitif olmayan ilişkilere rağmen Volkswagen Türkiye’ye gelmeyi seçebiliyor. Çünkü en disiplinli ve en fazla işgücü hala Türkiye’de bulunuyor. Ülkemizin iş ve iş yapma gücüne güvenerek geliyorlar. Avrupa’nın iyi bir tedarikçisiyiz. Ülke olarak yaratıcılık anlamında daha çok yol almamız gerekiyor.

- Bursa OSB açısından 2019 nasıl geçti? Bir önceki yılla karşılaştırarak değerlendirebilir misiniz?

Çağan: Bursa OSB’nin geçen yıl enerji ihtiyacı düşmedi. Doğalgaz ve elektrik çekişi bir önceki yılla aynı oldu. Özellikle ihracat odaklı oldukları için otomotiv ve tekstil sektörleri ekonomik krizden çok etkilenmedi. Aksine döviz kurundaki artıştan pozitif etkilenip daha rekabetçi oldular. Devalüasyon üzerinden rekabetçi konuşmak doğru değil, ancak ihraç pazarlarına döviz artışından dolayı daha iyi fiyatla mal satma imkanı doğdu. Dolayısıyla Bursa OSB’deki firmalar bu durumdan çok etkilenmedi.

"Tekstilde yüzde 5-10 arasında artış yaşandı"

Döviz kurundaki artış özellikle tekstil sektörüne yaradı. Onu daha rekabetçi yaptı. Tekstilde, firmasına göre, yüzde 5 ila yüzde 10 arasında artış olduğunu düşünüyorum. Otomotivde ise yüzde 3 civarında düşüş gerçekleşti. Bu durum ülke dinamiğinden kaynaklanmadı. Otomotivde beklentiler değişti. Avrupalı alıcılarda kararsızlıklar ortaya çıktı. Hibrit mi, dizel mi, elektrikli mi, derken araç alımlarını ötelediler. Avrupa’daki talep, bir önceki yıl gibi olsaydı, otomotivde düşüş yaşanmazdı.

Genel olarak firmaların özeli de çok önemli, çünkü Türkiye tasarruf oranı zayıf bir ülke. Şirketlerin birçoğu büyük oranda banka kredisiyle çalışıyor. Geçen yılın getirdiği bir de yüksek faiz vardı. Pazar yönlü etkilenmemelerine rağmen faiz oranlarının yüksekliğinden etkilenen firmalarımız da oldu. Bilançolarındaki faiz oranlarının yüksekliğinden dolayı istedikleri karlılığı gösteremediler.

- 2020 yılsonu Türkiye büyüme öngörünüzü öğrenebilir miyiz?

- Çağan: Türkiye, öncelikle yüzde 5’ten aşağı büyümemek durumundadır. İş hayatına yeni katılan nüfus için minimum yüzde 5 büyümeli ki, iş gücüne talep olsun. Ancak Türkiye’nin bu yıl yüzde 5 oranında büyüyeceğini düşünmüyorum. Yapılan analizler de bu yönde. Yüzde 3-4 arasında büyüyeceği öngörülüyor, çünkü iş dünyası hala konsolidasyon sürecinde. İşler iyi giderken çok fazla yatırım yapıldı. İş dünyası sadece kendi işine değil, farklı sektörlere de yatırım gerçekleştirdi. Fakat geçen yılki faiz oranlarının yüksekliğinden dolayı çok zarar gördüler. Bugün de faiz oranlarının düşüklüğü sebebiyle yatırım için çok uygun bir zemin olsa da bunu yatırıma dönüştüremiyorlar. Çünkü 2020, yaraların sarılması yılıdır. Bu yılki karlılık oranlarıyla borçluluk oranlarını azaltacaklar ki, önümüzdeki yıllara daha rahat bakabilsinler. 2020 kesinlikle küçülme değil, büyüme yılıdır. Ancak bu büyüme henüz Türkiye’nin ihtiyacı olan büyüme değildir. Böyle bir büyümenin 2021’den sonra olacağını düşünüyorum.

- Peki, iş dünyası yeni yatırımlar için hazır mı?

- Çağan: Borçlanabilmek için bankaların kredi vermesi lazım. Bankalar bu krediyi halkın tasarruf oranlarından sağlıyor, ancak istatistiksel olarak tasarrufa çok eğilimli bir halkımız yok. Aynı zamanda çok da kazanamıyorlar. Bugün Avrupalı bir işçi kazandığının birazını harcıyor birazını da kenara koyuyor. Bizim asgari ücretimiz ortada. Bu ücretle kişiler geçinecek, kenara para ayıracak, o parayı bankaya yatıracak, bankada para birikecek, banka ne yapacağını şaşıracak, iş dünyasına kredi olarak verecek… Böyle bir şey olmuyor. Türkiye dışarıdan borçlanarak bu işi yürütmek durumunda kalıyor. O da dış kaynakla yani dövizle borçlanarak oluyor. Bu durumda da bankalar krediyi dövizle vermeyi tercih ediyor. Bir diğer tercihiyse, herhangi bir krizde zarar etmeyecek kadar yüksek faiz uygulaması oluyor. Tabii ki, böyle olunca Türkiye’de yatırım yapmak hem riskli hem de çok maliyetli hale geliyor. Eğer döviz kredisiyle yatırım yaparsanız, ‘döviz kuru yüzde 5, yüzde 10 artar’ diye öngörür ve sonra birden artışlar yüzde 30’ları görürse büyük zarar edersiniz.

"2018'deki acı tecrübenin unutulması zaman alacak."

Dolayısıyla, iş insanlarının, 2018’deki yaşadıkları acı tecrübeyi unutması, bir de bilançosunun sağlıklı hale gelmesi için bir süre para kazanıp bu durumu düzeltmesi ve moralinin yerine gelmesi lazım ki, tekrar yatırım yapabilsin. Netice olarak, yatırım için iş hayatının biraz daha konsolide olacağı, biraz daha düşüneceği, kendisini toparlanıp güç kazanacağı bir dönemden geçeceğimizi düşünüyorum.

- Bursa OSB açısından 2020 öngörüleriniz nelerdir? Üretimde ve ihracatta artış yaşanır mı?

- Çağan: Evet, yaşanır. Bunu birkaç sebebe bağlayabiliriz. Öncelikle para kazanmak için sadece işlerinizin artması gerekmiyor. Mevcut işiniz devam ederken de kazanç elde edebilirsiniz. Birincisi, banka faiz oranları düştüğüne göre, firmaların giderleri azalmış durumda. İkincisi, Türkiye olarak verimlilik açısından yapacağımız çok şey var. Verimli üretim konusunda ülke olarak daha yolun başındayız. Proseslere daha dikkat ederek iyileştirmeler yapabiliriz. Tekstil sektörünü örnek vermek gerekirse, suyun ve elektriğin tasarruflu kullanılması amacıyla yapılacak çok şey var. Bazı firmaları karşılaştırdığımızda, biri 60 litre ile 1 kilo kumaş boyarken, bir diğeri 200 litre ile 1 kilo kumaş boyuyor. 60 litre kullanan diğerinden daha fazla para kazanabilir. Bu da bize daha çok potansiyel olduğunu gösteriyor.

"Cumhuriyet döneminin en yüksek Ar-Ge teşvikleri veriliyor."

Bir de dışarıdan kazanacağız para var. Bu kazançlar daha katma değerli ürünler olabilir. Tabii ki, bu kazanç uzun vadeli olacaktır. Devlet, Ar-Ge merkezleri teşvikleriyle bunun için elinden geleni yapıyor. Cumhuriyet döneminin en büyük Ar-Ge teşvikleri veriliyor. Bu teşvikleri verimliliğe çevirmemiz gerekiyor.

- Su, elektrik gibi enerji fiyatlarındaki artış sanayiciyi nasıl etkiliyor?

- Çağan: Bu konuya iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Türkiye’de vergi her yerden iyi alınamadığı için başka yerlere yüklenerek bu yapılıyor. Örneğin tüketimden alınarak, direkt vergiye dönüştürülüyor. Türkiye’nin bu kaynağa ihtiyacı var. İkincisi, ucuz olan her şey hunharca kullanılıyor. Enerji pahalı ama verimli kullanmıyoruz. Sanayide özellikle tekstil sektöründe enerjiyi ve suyu çok dikkatsizce kullanıyoruz. Bu konuda yapılabilecek çok büyük tasarruflar var. Örneğin, su kullanımında proses optimizasyonuna gidilebilir, filtrasyon teknikleriyle su geri kazanılabilir, tasarruflu kullanılabilir. Yine enerji maliyetlerinde proseslere dikkat edilerek, nerelerde yanlış yapıldığı belirlenebilir. Teknolojik yatırımlar da önemli. Altyapı güncellenebilir. Bunları yapmak çok zor değil. Üstelik devlet teşvikleri de var. Kısa sürede geri dönüş almak da mümkün.

- Sanayiciler olarak devlet teşviklerini nasıl buluyorsunuz? Bu konuda beklentiniz var mıdır?

- Çağan: Devlet sadece gelişmekte olan bölgelere teşvik vermeli. Bursa gibi bir sanayi şehrini destekleyip, buraya daha fazla sanayi getirmeye gerek yok. Ayrıca herkes kendisinden sorumludur. Bir yerden sonra adaletli olmadığını da düşünüyorum. Teşvik sadece ihtiyaç olan bölgelere sağlanmalıdır. Yoksa iş insanı neden devletten bir şey beklesin? Kendisi yapsın...

- Sanayicinin ara eleman ihtiyacı devam ediyor mu? BOSİAD olarak bununla ilgili projeler geliştiriyor musunuz?

- Çağan: BOSİAD olarak işe ‘ara eleman’ sözünü kaldırarak başladık. ‘Aranan eleman’, diyoruz. Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzaladık. Bursa OSB sınırları içerisindeki Nilüfer Atatürk Endüstri Meslek Lisesi bizim sorumluluğumuzda. Okulumuza, BEBKA işbirliğiyle, Endüstri 4.0 laboratuvarı kuruyoruz. Yine eğitim altyapısının gelişmesi amacıyla öğrencilere, öğretmenlere ve velilere yönelik projelerimiz var. Öğretmenlerimize dış kaynak eğitimleri aldırıyoruz. Onları firmalara davet edip endüstrinin beklentilerini anlatan çalışmalar yapıyoruz. Firmalarımızda öğrencilere uygulamalı eğitimler veriliyor.

"Endüstrinin ihtiyacı ile okuldaki eğitimin ne kadar örtüştüğünü belirliyoruz."

Öğrenciler okulda eğitim alıyor ama mesleklerini gerçek hayatta yapamıyorlar. Ya kendilerini hazır hissetmiyorlar ya da sanayici tarafından yeterli görülmedikleri için iyi ücret alamıyorlar. Mezun oldukları alanda çalışmak yerine örneğin hizmet sektörüne kayıyorlar. Oysa acı reçeteyi içip sanayiye girseler, iki yıl sonra iyi ücret alacaklar. Alışveriş merkezleri gibi yerlerde ücretleri aynı kalıyor. Bunu onlara anlatmak için mentorluk yapıyoruz. Bazı çocuklar da kendine güvenmiyor. Özgüvenlerini geliştirmeye, onları endüstrinin ihtiyaçları doğrultusunda yetiştirmeye çalışıyoruz.

Şu an bir anket çalışması yürütüyoruz. Endüstrinin ihtiyacı ile okullardaki eğitimin ne kadar örtüştüğünü belirlemeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda sanayiciye, endüstri meslek lisesi mezunlarında gördüğü eksiklikleri sorup, okulu bilgilendiriyoruz. Yine çocuklarımızdan işyerinden beklentilerini öğreneceğiz. Eğitim sistemi eski tip gençliğe göre yapılmış. Şimdiki gençlerin hayattan beklentileri farklı...

- Bursa OSB’de şu an sizin deyiminizle ‘aranan eleman’ ihtiyacı var mıdır?

Çağan: Türkiye’de asıl işsiz olanlar 25-35 yaş arası üniversite mezunları. Benim üretim tesisimde son 3-4 yıldır hep mavi yakalı personelde eksiklik var. Bence iyi yetişmiş endüstri meslek liseli için işsizlik söz konusu olmamalı. Örneğin bugün kimya mühendisine ihtiyacımız yok ama meslek lisesi mezunu hemen iş bulur.

- BOSİAD olarak çevre odaklı projeler geliştiriyorsunuz. Türkiye’yi çevreye duyarlı üretim anlamında nasıl buluyorsunuz?

- Çağan: İş insanları aslında bencildir, öncelikle para kazanmak ister. Belli bir gelire ulaştıktan sonra sosyal sorumluluğuna dikkat eder. Türkiye’de her zaman iş yapma ve para kazanma ideali olduğundan öncelik üretmektir. Çevre daha az düşünülür… Çevre aslında bir otoritenin kontrolünde olması gereken bir sistemdir. Çin’i örnek vermek gerekirse, bugün çevre konusunda Türkiye’den daha iyi konumda… Çin’deki bazı firmaların çevre konusunda ne durumda olduğunu telefondan girip görebiliyorsunuz. Yine Hindistan, fabrikalarında dışarıya sıfır atık projesini yönetmeye çalışıyor. Dünya bu konunun çok farkında... Türkiye’de çevreye duyarlı üretim iki taraflı ilerliyor. Birincisi, üretimin devlet kontrolünde ve OSB’lerde yapılması gerekiyor. Çünkü OSB’lerde atıklar kontrollü atılıyor. OSB’lerde olmayan firmaların faaliyetlerine izin verilmemeye de başlandı. Yani bir miktar devlet tarafından yapılan çalışmalar var.

"İş insanları bencildir ve öncelikle para kazanmak ister."

Diğer yandan, daha önce belirttiğim gibi iş insanları bencildir ve öncelikle para kazanmak ister. Bu konuda, Türkiye’nin yurtdışına iş yapması kurtarıcı oluyor. Çünkü yabancı firmalar çevreye duyarlı üretim konusunda çok bilinçlendi. Yabancı firmalar gerek otomobil gerekse de tekstilde tedarikçi firmasının çevreyi ne kadar kirleterek üretim yaptığının sorumluluğunu taşıyor. Bunu beyan da ediyor. Böylece firmalar hem devletin hem de yabancı müşterilerin talebi doğrultusunda çevreci üretim yapmak durumunda kalıyor. Bu da gelişim sağlıyor. Hala çok eksiğimiz var ama özellikle son 3-5 yıldır çevreci üretimde ülke olarak daha iyi durumdayız. Tabii ki, daha da hızlanmamız gerekiyor.

- Bursa OSB’yi çevreye duyarlı üretimde nasıl konumlandırıyorsunuz?

Çağan: Bursa OSB, herhalde en çevreci OSB’lerden biridir. Şehrin içerisinde olduğundan çok daha duyarlı olması gerekiyor. Çok yüksek teknolojiye sahip bir arıtma tesisi bulunuyor. Başka OSB’lerin kirlettiği suyu dereden alıp kullanılabilir hale getiriyor. Bursa OSB, gurur duyulacak bir sanayi bölgesidir. Bu çevreciliğin bir bedeli de var. Diğer OSB’ler bu hassasiyeti göstermediğinden firmalarımıza maliyet konusunda rakip olabiliyorlar. Dolayısıyla bu bilinci geliştirmek, otoriteye taşımak ve dezavantajı da yukarıda kaliteye eşitleyip ortadan kaldırmamız lazım.

- Şehir merkezlerinde kalan sanayi sitelerinin kademeli olarak şehir dışına taşınması gündemde. Bu konudaki düşüncenizi öğrenebilir miyiz?

Çağan: Uzun vadede olacaktır, doğrusu da budur. Ancak, ‘Şehrin içerisinde sanayi tesisi olmaz’, diye bir şey yok. Avrupa’ya baktığınızda köylerin içinde sanayi tesisleri var. Çevreci üretim yaparsanız olur ama doğrusu daha uzağa gitmesidir. Daha uç örnek vermek gerekirse, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın oradaki Basın Ekspres Yolu önceden sanayi bölgesiydi. Bugün hiçbir fabrika orada kalma taraftarı değil çünkü yerlerini yüksek fiyatla satıp değerlendirmek istiyorlar. Şehir merkezlerinde kalan OSB’ler de zaten 10-15 yıl sonra başka yerlere gidecek. Bu konuda çalışmalar yapılıyor. Örneğin Bursa’da şehrin dışında yapılan TEKNOSAB var. Mustafakemalpaşa OSB gibi sanayi bölgelerimiz bulunuyor. Yollar yapıldıkça ve ulaşım kolaylaştıkça sanayi bu bölgelere kayacaktır.

- Bildiğiniz gibi koronavirüs salgını sebebiyle üretimde dengeler değişiyor. Bursa OSB’de bu doğrultuda bir hareketlilik var mıdır?

Çağan: Şimdilik var ama böyle bir felaketten kimsenin medet ummaması gerektiğini düşünüyorum. Bu durum uzun vadede dönüp dolaşıp bizi vurur. Birincisi, iş gelir ama Türkiye hiçbir hammaddesini yüzde 100 kendisi üreten bir ülke değil. Türkiye dahil, tüm dünya Çin’e çok bağımlı. Dolayısıyla bu durum sonunda başka riskler barındırır. Birkaç ay avantajlı gibi gelebilir. Devamında ise, Çin’den son ürünü üretecek kadar hammadde alınıp alınamayacağı sorusu sorulmaya başlar. Uzun vadede hammaddede temin riskiniz var. İkincisi, Avrupalı ülkeler koronavirüs sebebiyle bugün Çin’e otomotiv, kıyafet vs. satamaz hale geldi. Satamadığı sürece Avrupa’daki gelir düşecektir. Bu da Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye vereceği siparişlerin azalacağı anlamına geliyor.

"Türkiye bu süre zarfında daha iyi iş yapacak."

Dolayısıyla koronavirüs sebebiyle yaşanan hareketliliğin kısa vadeli olacağını düşünüyorum. Böyle bir şeyin olmamasını diliyorum. Umarım bir an önce bu durum düzelir. Tabii ki, bu durum düzelse bile Çin birkaç yıl daha az tercih edilen bir ülke olacaktır. İnsanların bu olumsuzluğu unutması zaman alacaktır. Türkiye bu süre zarfında daha iyi iş yapacaktır.

- Yılsonu döviz kuru beklentiniz nedir?

Çağan: Döviz ile ilgili kötü senaryo beklemiyorum. Enflasyon paralelinde bir artış tahmin ediyorum. Zaten şu an rekabetçi bir döviz kurumuz var. İki yıl önce düzeltme olmuştu. Dolayısıyla bu düzeltmeden sonra dengeye geldi. Dövizin artması için ithal ürüne talep olması lazım. Bunun için ülkenin büyümesinin ve kalkınmasının hızlı olması gerekiyor. Yatırım ortamı şu an zayıf. Hane geliri de enflasyona yenilmiş vaziyette. Bu şartlar altında dövize büyük talep olacağını düşünmüyorum. Faiz oranlarının bu kadar düşük olduğu bir yerde normalde dövizin artması gerekirdi. Ancak bu artış olmadı. İdlib olayları nedeniyle biraz yükselme var. 2019 yılı başlarında 6 seviyesinde olan Euro/TL kuru, yaklaşık yüzde 10 artışla, bugün 6.70-6.80 seviyesinde. Türkiye’de enflasyon varsa döviz kuru dengeyi sağlamak için her yıl bir miktar yükselecektir. Ancak bu yılın sonunda enflasyonun çok üzerinde şaşırtıcı bir artış beklemiyorum.

- Son olarak, Bursa OSB’de istihdam edilen kadın sayısı kaçtır?

Çağan: Böyle bir istatistiksel bilgimiz yok ama kendi firmamda beyaz yakalıların yüzde 60’ını kadınlar oluşturuyor. Kadın çalışan sayısı az olan firmaların başarısız olacağını düşünüyorum. Evrimsel olarak baktığımızda, erkek dışarıda besin temin ederken, evde düzeni sağlayan kadındı. Bizim şirketimizde düzeni de disiplini de kadınlar sağlıyor. İşlere bakış açısı ve odaklanma becerisi olarak kadınlar iş hayatında daha fazla katma değer yaratıyor. Kadınların zamanı hem dar hem de çok kıymetli. Birçok işi aynı anda yapabilme kapasitesine sahipler. Evrimsel olarak baktığımızda, erkekler sadece dışarıda besin peşinde koşarken; kadınlar hem çocuklarına bakmış hem yemeği pişirmiş hem de evin düzenini sağlamış. Tabii ki bugün de bunların hepsini yapsınlar demiyorum. Anlatmaya çalıştığım; erkeklerin tek, kadınların çok odaklı çalışma yeteneklerinin olması. Dolayısıyla bugün de işleri bu bakış açısıyla yönetiyorlar.

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2020, 15:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER