Doğru teşhis, yanlış tedavi…

Dünya Bankası’nın açıkladığı raporlar, küresel piyasaların seyir defteri açısından çok önemli… En son büyüme beklentileri, küresel ekonomi açısından olduğu gibi ülkemiz için Dünya Bankası tarafından düşürüldü. Türkiye için büyüme beklentisi, 2018’de yüzde 1 puan düşürülerek yüzde 3,5 olarak revize edildi. İçinde bulunduğumuz yıl için de beklenti, daha fazla düşürüldü ve 2,4 puanlık azalışla yüzde 1,6’ya çekildi. Bu tablo, 2019’un tedavi yılı gibi algılanması gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

2019, sadece ülkemiz için değil küresel anlamda ekonomi için çok zorlu bir yıl olacak. Dünya Bankası, geçen yıl için küresel büyüme tahminini yüzde 3,1’den 3’e; bu yıl için de yüzde 3’ten 2,9’a çekti. 2020’de de büyüme beklentisi yüzde 2,9’dan 2,8’e revize edildi. 0,1 puanlık azalışı küçümsemeyin. Zira 0,1 puanlık düşüş küresel manada çok daha büyük yüzdelere denk geliyor.

2021’de küresel büyüme tahmininde azalış ya da artış beklenmiyor. O rakam da yüzde 2,8… Yani küresel ekonomide büyüme açısından en iyimser tablo, sürecin 2021’den sonrasını gösteriyor. Önümüzde 2-3 yıllık kritik bir dönem var. Makro ve mikro ekonomik göstergeler açısından sancılı ama bir o kadar da gerekli bir zorlu yolculuk olacak.

Küresel ekonomi, enflasyonun çok canlar yaktığı bir dönemden geçiyor. Bu hastalığın tedavisi kolay olmayacak. Tedavi gören bir hasta düşünün… Nelere alerjisi olduğunu bilmeden, şok tedavisi uygulanıp uygulanmaması gerektiğini bilmeden yapılacak her türlü işlem çok ciddi riskleri beraberinde getirebilir. Milyonlarca ilaçtan hangilerinin hastanın metabolizması için uygun olduğunu da iyi bilmek gerekiyor. Aksi takdirde canı fena halde yanabilir…

Küresel ekonomi de benzer bir durumun içinde. Hem rutin kontrollerin, hem de şok tedavisi gibi işlemlerin her ülkenin kendi özelinde değerlendirilecek yapılması gerekiyor. Teşhis ne kadar önemliyse tedavi de bir o kadar önemlidir. Doğru teşhise karşı yanlış tedavi, telafi edilemez sonuçlara yol açar. Ekonomik sıkıntıları aşmada da öncelik sıralaması yapılarak önce acil tedavi yolları ardından da iyileştirici-güçlendirici yolları devreye almak gerekiyor.

Dünya Bankası’nın araştırmalarına göre dış talepte azalış, borçlanmaların getirdiği maliyet artışları ve politik-diplomatik riskler, ekonomik büyümenin önüne set üstüne set çekiyor. Güven düştükçe tüketim azalır. Tüketim azaldıkça talep de azalır. Enflasyon ve yüksek faiz oranlarıyla birlikte siyasi-diplomatik belirsizlikleri harmanladığınızda arapsaçı oluşur. Panik yapmadan, öncelik sıralamasına uyarak hazırlanacak sağlam reçetelerle kim bilir belki büyüme beklentileri iyi anlamda revize edilmek durumunda kalınır.

YORUM EKLE