Büyük üstünlük yanılgısı: Şiddet

Gözümü kaçırsam kulağım durmuyor, kulağımı kapatsam dilim susmaz. Her gün düzenli, çeşitli dozlarda şiddet.

Coğrafyamızın her yerinde, hayatın her alanında. Kadına, çocuğa, hayvana, çalışana. Fiziksel, ekonomik ya da statü olarak daha üstün olanın, benliğini ortaya koyma biçimi. Gelişmemiş egoların, başa çıkamadığı her durumda, sığındığı ilkel güdü. Ruhlarda kalan derin yara izi…

Ruhu derin yaralı bir başka hikayenin sahibi Freddie bu sıra hepimizin dilinde. Film şimdiden dünya çapında 285 milyon dolar hasılata ulaştı. QUEEN yeniden ilah, şarkıları şimdi yüreğe bir başka dokunuyor. Gerçek hikaye ile pek çok farklılık barındırdığı iddia edilse de, Freddie Mercury’ı canlandıran Rami Malek’in performansı ve kurgu müthiş. Cinsel tercihleri, doğduğu yer ve dini sebebi ile, ötekileştirilmişliğin getirdiği yaraları müzikle sarmaya çalışan Freddie’nin yarattığı sözlerin bir başyapıta dönüşmesi hiç şaşırtıcı değil: ‘’Bohemian Rhapsody’’. Bohemlik, toplum kurallarını kabul etmeyenler ve kural dışı yaşayanları anlatan bir kelime. Kim, ruhunda ve bedeninde derin yaralar açan bir toplumun kurallarını kabul eder ki?

Ehlileşmemiş iki ayaklıların çoğunlukta olduğu toplumlarda fiziksel ve psikolojik şiddet; ahlak, namus, erkeklik, güç, iktidar kisvesi altında meşrulaşmış. Toplumumuzda da adet, töre, gelenek, saygı gibi kavramlarla anlam kazanmış.

Namusunu temizlemek için katleden mapusluk erkekler, elalem ne derci anlayışla kendi olamayan evli/çocuklu/mutsuz köleler, evinin direğine saygıda kusur etmeyen dişi hizmetkar kuşlar, kabalığı tapınılacak güç varsaymış itaatkarlar!

Bir yanım şiddetin her türlüsüne çanak tutan, meşrulaştıran bu kadın/erkek zihinlere karşı öfkeli, acımasız. Öte yanım seninle aynı koşullarda doğmamış, büyümemiş eşit eğitim hakkına sahip olamamışlara karşı gaddar mısın diye soruyor. Yok işte, o iş öyle değil. Bunun çaresizlikle hiç bir ilgisi yok.

Teknoloji, yeni çağ, internet, erişim, bunları göz ardı etme. Bugün Türkiye’nin her yerinde bilgiye ulaşmak geçmişe göre, kolay. Gelişen toplumları okumak araştırmak, incelemek, sorgulamak ve örnek almak çok mu zor?

Başkaldırmak, değişmek, konfor alanından çıkmak, mücadele, insan olmak zor olan. Kaldı ki şiddetin maddi ve manevi her türlü imkana sahip, mesleği, parası ve eğitimi olan kişilerde de kendini gösterdiğine her gün şahit oluyoruz. Gündemimiz malum.

Konu bu kadar tazeyken, değinmeden edemeyeceğim. Ben böyle okkalı gönderme, böyle ince zekâ hareketi, bunca yürekli eleştiri görmedim. Gülse Birsel’in yaratıcı zekâsının önünde saygıyla eğiliyorum.

Öyleyse nedir mesele?

Meselenin tek bir çözümü yok. Toplumsal eşitlik, reçetesi belli ancak piyasaya sürülmesi iktidarlar için devrim kabul edilen bir ilaç gibi, bekliyor ülkemin eşitsiz insanları için. Ulvi bir kurtarıcı bekliyoruz acıyı azaltıp, değişimi yaratmak için. Çare yürekte, vicdanda, insanlıkta değilmişçesine…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aslıhan Aşkın
Aslıhan Aşkın - 2 hafta Önce

Büyükten küçüğe gittikçe artan şiddet, hakaret,saygısızlık buna dur denmeliiiii. Saçma sapan gundemlerle uğraşmak yerine bu konuda değişime gitmeliyiz. Özellikle anneler çocuklarını cinsiyet ayrimi yaparak yetistirmemeli. Biz eskilerden böyle gördük düşüncesi silinmeli. Biri yanlış harekette bulunduğu zaman üstü örtünmemeli her gözden görmezlik ileride dahada kötülerine sebep olucaktir